Antalya'ya Giden Yol: Lüks Modanın COP31 Öncesi En Büyük Açmazı
Kasım'da Antalya'da toplanacak olan COP31 öncesinde tek bir soru giderek daha sert bir şekilde öne çıkıyor: net sıfır taahhütleri tedarik zincirini de kapsıyor mu?

22-23 Temmuz'da Azerbaycan'ın Şamahı kentinde sessiz sedasız bir zirve toplandı. COP29 dönem başkanlığı ile COP31 dönem başkanlığı — yani Türkiye — masaya oturdu; gündemde müzakere gruplarının liderleri ve heyet başkanları vardı. Bu tür toplantılar diplomatik tecrübede ısınma turları olarak geçer; ama Antalya'da Kasım 2026'ya kalan dört ayda bu turların giderek daha az ısınma, daha çok gerçek bir gerilim testi hissi verdiği anlaşılıyor.
Rakamın Anatomisi: 2.8°C ve 43%
UNFCCC'nin güncel projeksiyonu şunu söylüyor: mevcut koşulsuz taahhütler yürürlükte kalırsa, yüzyıl sonunda ortalama sıcaklık artışı 2.8°C'ye ulaşabilir. 1.5°C sınırında kalmak için ise 2019'a kıyasla 2030'a dek küresel sera gazı emisyonlarında %43 düşüş gerekiyor. Bu iki rakam arasındaki mesafe, NDC 3.0 sürecinin özüdür; Eylül 2025'e kadar yeni taahhütlerini göndermesi gereken tarafların bir kısmı — AB, Çin, Hindistan, Suudi Arabistan dahil — hâlâ göndermemişti. Söz konusu ülkeler küresel emisyonların yaklaşık %50'sini oluşturuyor.
Bu bağlam olmadan lüks modanın iklim iletişimini okumak mümkün değil. Çünkü sektörün en büyük grupları son iki yıldır etkileyici rakamlar açıkladı. LVMH, 2019 bazlı Scope 1 ve 2 emisyonlarını 2024 sonu itibarıyla %55 oranında düşürdüğünü açıkladı — hedefin iki yıl önünde. Kering, CDP Triple A derecelendirmesine ulaştı. Hermès kendi sürdürülebilirlik çerçevesini genişletti.
Scope 1-2 Başarısı, Scope 3 Sessizliği
Ama bu rakamlar neyi ölçüyor? Scope 1 ve 2, bir şirketin kendi tesislerinden ve satın aldığı enerjiden kaynaklanan emisyonlardır; yönetimi görece doğrudan. Scope 3 ise tedarik zincirinin tamamı, taşımacılık, kullanım ve ürün ömrü sonu — yani asıl hikâye. Moda sektöründe Scope 3, toplam karbon ayak izinin büyük çoğunluğunu oluşturur.
Scope 1 ve 2'yi azaltmak önemli. Ama bunu tek başına iklim liderliği diye sunmak, mağazanın vitrinini temizleyip depo yangınını görmezden gelmektir.
Analiz raporları şunu ortaya koyuyor: LVMH, Hermès ve Kering dahil büyük lüks gruplarının bir kısmı Scope 3 için yoğunluk bazlı hedefler koymuş — yani birim ekonomik çıktı başına emisyon düşürme. Bu, satışlar büyüdüğünde mutlak emisyonların artmaya devam edebileceği anlamına gelir. Science Based Targets initiative (SBTi), sektörün iklim planlarının gerçekten Paris uyumlu olabilmesi için mutlak Scope 3 hedefleri talep ediyor. Bu ayrım önemsiz gibi görünmüyor; COP31'e dört ay kala, tam da NDC 3.0'ın somut uygulama yetersizliğinin tartışıldığı bir dönemde, en büyük lüks gruplarının tedarik zinciri emisyonları için mutlak taahhüt vermemesi salt teknik bir mesele değil.
Antalya'da Ne Sorulacak?
COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya Expo Center'da toplanacak. Türkiye, bir yandan ev sahibi sıfatıyla kendisini iklim lideri olarak konumlandırıyor; öte yandan kömür kapasite artışları ve fosil yakıt teşviklerine ilişkin eleştirilerle karşı karşıya. Bu gerilim, konferansın iletişim yükünü daha da ağırlaştırıyor. Sektör oyuncuları için Antalya, taahhütlerin söylem ile izlenebilir veri arasındaki sınırının daha net çizileceği bir platform olacak.
Lüks modanın bu ortamda ne yapacağı henüz belirsiz. Bir olasılık: ECGT direktifinin 27 Eylül 2026'da yürürlüğe girmesiyle birlikte, sürdürülebilir iddialarını kanıtlaması zorunlu hale gelecek markaların Scope 3 üzerindeki sessizliği giderek daha pahalı bir sessizliğe dönüşecek. Diğer olasılık: sistem dönüşümü gerçekleşmeden minimum uyum tercih edilecek ve sektörün Antalya öncesi açıklamaları bu ayrımı bir kez daha örterek gelecek. İkisinden hangisinin gerçekleşeceğini, Ekim ortasında başlayacak koleksiyon açıklamalarında ve yıllık sürdürülebilirlik raporlarında izleyebiliriz.