
Güney Afrika'dan Paris'e: Drew Henry Courrèges'in Kapısını Açıyor
Courrèges, Di Felice'nin ardından Drew Henry'yi artistik direktör atadı. Philo, JW Anderson ve Burberry çizgisinden gelen bu isim Eylül 2026'da ilk koleksiyonunu sunacak.

Haute couture defilelerinden sokak stiline, sezonun en arzu edilen siluetleri ve onları giyen isimler.

CFDA 2024 ödüllü Rachel Scott, Proenza Schouler'ın FW26 koleksiyonuyla New York pistine çıktı. McCollough ve Hernandez'in bıraktığı yerden değil, kendi başladığı yerden.

Ferragamo Resort 2027 koleksiyonu, altın lamé ve washed georgette'in patchwork macerasıyla sürrealizmi giyilebilir bir forma çeviriyor. Davis, arşivi bir müze değil bir atölye gibi kullanıyor.

Saint Laurent AW26, Le Smoking'i yeniden sahnelemiyor — onu sorguluyor. Vaccarello'nun terzisi kadın için kesim bir güç bildirisi değil, bir içsel disiplin anı.

Julian Klausner, Dries Van Noten'in SS27 erkek giyimini Haziran'da Paris'te sahneye koydu. Bir baskı ve renk efsanesinin ardından kurulan diyalog.

Paris Haute Couture Fall 2026'da Chanel, imzasız bir dönemin ortasında kendi arşivini yeniden soruyor. Ama cevap henüz tam değil.

On yılı aşkın süredir Loewe'ye özgün bir dil kazandıran Jonathan Anderson'ın mirası ne kadar taşınabilir? Evin kimliği yeniden yazılırken neler kalıcı?

Olivier Rousteing, Temmuz 2026'da Balmain'den Rabanne'a geçişini duyurdu. On altı yıllık bir kimliği bırakmak — ve metal, zincir, geleceğe açılan bir kapıdan içeri girmek.

Simone Rocha, Haziran 2026'da Pitti Uomo 110'da erkek bedenine dantel, çiçek nakışı ve Viktoryen hatırlattı. Koleksiyon soru sordu: Güç neden sertliğe muhtaç?

Matthieu Blazy'nin SS26 koleksiyonu için Charvet'ten sipariş ettiği gömlekler, mevsimin 'it' parçasına dönüştü. Chanel bu kez koleksiyonla yetinmedi.

4,90-129,90 dolar fiyat bandında 'Jiyū' kavramıyla çerçevelenmiş altı stil dünyası. Risso'nun kitlesel moda kararı endüstrinin sınırlarını yeniden çiziyor.

Alessandro Michele, FW26 koleksiyonu 'Interferenze'yi Palazzo Barberini'de sundu. Düğümlü ceketler, 80'ler omuzları ve arşivle hesaplaşmanın dili.

Victoria Beckham FW26, Tamara de Lempicka'nın Art Deco formlarını tailoring diline çevirdi. Kübik cepler, mimari palto yapıları ve derin lacivert-siyah paleti.

Anderson, LACMA'da Dior Cruise 2027'yi sundu: dekonstrükte Bar ceketleri, California poppy motifleri, Marlene Dietrich'e dokunan bir 1949 arşiv parçası. Ama asıl soru başka.

Demna, Gucci Cruise 2027'de Times Square'i kapattı ve 'GucciCore' dediği şeyi tanımladı: kışkırtma değil, temel. Peki bu dönüşüm tutarlı mı?

Michael Rider'ın Celine AW26 koleksiyonu, Philo'nun gölgesinde değil ama onun mirasını kabul ederek inşa edilen ölçülü bir kimlik arayışı.

Olivier Rousteing, 14 yıllık Balmain döneminin ardından Rabanne'ın başına geçti. Peki Dossena'nın ustalıkla kurduğu dil bu geçişten nasıl çıkacak?

Burton'ın Givenchy erkek giyim debutu, Rachel Whiteread'in dolap iç mekânı dökümlerini mekânsal koordinat olarak kullanan, takım yerine ev giyen bir koleksiyon.

Miu Miu AW26, 'Mindful Intimacy' temasıyla çalışmayı yüceltiyor — önlüğü üniform olarak değil, direnç dili olarak yeniden kodluyor.

Biarritz'in Casino Municipal'inde sahneye çıkan Chanel Cruise 2027, Matthieu Blazy'nin Chanel'e taşıdığı en kişisel koleksiyon. Bask keteni, balık pulu payet, rafya — yapı sertliğini kıyıya bıraktı.

Alessandro Michele'nin Valentino için ilk haute couture defilesi 'Specula Mundi', moda haftasının değil bir yas ritüelinin sahnesi oldu. Kurucu Valentino Garavani'nin vefatından dokuz gün sonra açılan bu koleksiyon, moda tarihinin en ağır bağlamlarından birinde okunmak zorunda.

Anderson Dior AW26'da Monet'nin su nilüferlerini kaynak aldı. Sonuç: kabarık şifon etekler, nilüfer broşlar, küçültülmüş bar ceket.

Iris van Herpen, couture'ü iyonik gazla buluşturdu. 10.000 el üflemeli cam küre, plazma tüplü elbise ve bir zanaat sorusu: bu hâlâ giysi mi?

Blazy, Chanel couture'ünü bir miniature sanatı gibi ele alıyor: büyük tablolar değil, cebe sığan mucizeler. AW26'da bu yaklaşım peri masalının diline büründü — ama ağaç kökleri gerçek dikişten geçiyordu.

LVMH Ödülü'nün 2023 galibi Setchu, Milano erkek modası sezonunda 17 parçalık bir koleksiyonla göründü. Satoshi Kuwata'nın Japon-İtalyan sentezi bu kez ağ motifiyle sordu: aşırı üretim çağında bir koleksiyon ne kadar büyük olmalı?

Dior AW26 couture, Lynda Benglis'in metal dökümlerini ince yün krep ve file ağına çevirdi; Anderson bu kez couture'ü bir heykel dili olarak konuşturuyor.

Kamali, Chloé arşivinde beklenmedik bir isim buldu: Mick Jagger'ın terzisi Edward Sexton, 1990'larda bu atölyede de çalışmıştı. Resort 2027 bu köprüden geçiyor.

Lycée Carnot'nun karanlık koridorlarında bir kelebek cinsi adını taşıyan yeni bir ev doğdu. Boloria, Theyskens'in modaya geri dönüşü değil; hiç ayrılmamış olmasının itirafı.

Yirmi üç yıllık kendi evlerini bırakıp Jonathan Anderson'ın bıraktığı Loewe'ye geçmek cesaret gerektiriyor. İlk iki koleksiyon, bu cesareti haklı çıkarmaya çalışıyor.

Piccioli, Balenciaga couture'ünü nostaljiye sığınmadan açtı. Neo gazar kumaş, 1957 çuval elbisesi ve sezonun en beklenen şovu üzerine.

Giorgio Armani'nin vefatından bu yana ikinci koleksiyonunu sunan Silvana Armani, 'Boudoir' adını verdiği Fall 2026 couture'ünde tempo yerine niyet seçiyor.

Prada Group, Versace'de alt markaları kapatırken couture hattını yeniden açıyor. Ama bir evin couture'ü gerçekten üretip üretemeyeceği sorusu, stratejinin önünde duruyor.

Eylül 2025'te Milano'da sahte müzayede sahnesinde kendi çıkışlarını sergileyen Messina ve Rizzo, sekiz ay sonra Moschino'nun kapısından girdi. Bu geçiş tesadüf değil.

Piccioli, Valentino'dan Balenciaga'ya geçişinde sadece marka değil, dil değiştirdi. Couture debusu 8 Temmuz'da — ama hazırlık zaten başlamıştı.

Schiaparelli AW26'da Roseberry, romantizasyona karşı çıkıyor: bias-cut, matador ceketler ve rhinestone kalpler — tarih, bu sezon kostüme dönüşmüyor.

Matthieu Blazy, Temmuz 2026'daki ikinci Chanel couture koleksiyonuyla ilk şovun büyüsünü kapatıp evin gündelik anatomisine iniyor.

Armani Privé AW26, Silvana'nın Temmuz 2026'daki ikinci çıkışıyla artık bir geçiş dönemi değil; kendi içinde bir estetik beyan olma iddiasını taşıyor.

Lantink'in Gaultier couture debusu kovboy şapkaları, Dietrich baskısı ve yeniden biçimlenen ceket anatomisiyle miras meselesini sordu.

Fındıkoğlu, Aksu ve Erdem: aynı tarzı paylaşmıyorlar. Ama Şubat'ta Londra'ya, başka hiçbir şehrin veremeyeceği bir mirası taşıdılar.

Blazy, 116 yıllık tarihin yalnızca dördüncü direktörü olarak Grand Palais'de couture sundu. Anlayışı basit ama derin: pratik ile düşsel aynı kadın için var olabilir.

Louise Trotter'ın Bottega Veneta için ilk sonbahar koleksiyonu, zanaatı süs olarak değil yapı olarak kullanan nadir örneklerden. Kürk, fiberglas, fil coupé — her tekstür kendi sesini taşıyor.

Müşterilerin Hermès'e açtığı antitrust davası mahkemede tutunmadı; hukuki sorular ise Birkin'in zanaat mı, yoksa borsa enstrümanı mı olduğu tartışmasını derinleştirdi.

Müze salonunda disco topu, Fred again.. sesi ve yırtık kot; Jonathan Anderson SS27 ile Dior'un gece kıyafet kodunu baştan kurdu.

Dior SS26'da Anderson'ın önüne geçen soru şuydu: ilk couture koleksiyonu nasıl hem yenilik hem saygı taşır? Cevabı, wunderkammer kavramıydı.

Fondation Cartier'de bir podyum, öte yanda dev bir fotoğraf perdesi: Alaïa atölyesinin her üyesinin yüzü. Mulier'in son sözü buydu.

Antonin Tron, Balmain'in FW26 debutunda 1946 arşivine dönerek Rousteing döneminin kentsel seksiyle minimalist tasarım etiğini birleştirdi.

Christopher Kane, Mulberry'nin başına geçerek İngiliz moda sahnesinin en dikkat çekici atamalarından birini oluşturuyor. İki ses ne kadar örtüşür?

Vestiaire Collective ve benzeri platformların büyümesiyle lüks ikinci el moda, artık kıyı seçeneği değil ana akım. Ama bu dönüşüm ne anlama geliyor?

Maria Grazia Chiuri'nin Fendi FW26 debutu, logoyu geride bırakıp dantel, şeffaflık ve Roman geometriyle yeni bir dil kuruyor.

Meryll Rogge'nin Marni'deki ilk koleksiyonu, markanın tuhaf ruhunu avangard mesafeden kurtarıp bedenin gerçekliğine yaklaştırdı.

Pierpaolo Piccioli'nin Balenciaga Couture debutu, markanın Demna döneminin soğuk ironiyle olan ilişkisini yeniden tartışmaya açıyor.

Canali'nin SS27 koleksiyonu 'Baharat Yolu'nu tema değil yapısal çerçeve olarak kullanıyor: Endonezya'dan Hindistan'a, Doğu Afrika kıyısından Akdeniz'e uzanan renk ve kumaş araştırması.

Dries Van Noten'ın Cultured Magazine'e verdiği Haziran 2026 röportajı, emeklilik kararının ardındaki niyeti bir kez daha konuşturuyor: güzellik sabır ister, açgözlülük hızlanır.

Manish Malhotra, 8 Temmuz 2026'da Paris Haute Couture takviminde ilk koleksiyonunu sunacak. Bollywood'dan gelen bir tasarımcının Batı couture sahnesindeki anlamı ne?

MoMu'nun 'The Antwerp Six' retrospektifi, Dries Van Noten'dan Ann Demeulemeester'e altı tasarımcının bireysel yollarını ve kolektif etkisini 28 Mart 2026'dan bu yana gözler önüne seriyor.

Michael Stewart'ın Standing Ground markası, 2022'den bu yana drape ve form arasındaki gerilimi London Fashion Week'te işledi. Temmuz'da Paris Haute Couture debütüyle bu araştırma yeni bir yüzeye taşınıyor.

On yıl boyunca lüksü ironiyle sarsan Demna şimdi Gucci'nin başında. İlk koleksiyonu defile değil otuz yedi aile portresi, ilk podyumu bir doğum günüydü. Provokatör, zanaatın diline geçebilecek mi?

AB'nin Dijital Ürün Pasaportu direktifi, bir giysinin tüm geçmişini QR koda sıkıştırmayı hedefliyor. Kulağa devrimci geliyor — ama saydamlık, düşünüldüğü kadar kolay değil.

Khaite, 90'ları nostalji olarak değil ham madde olarak kullandı. Holstein'ın zebra kaplaması ve kobalt mavisi, modanın yapı-özgürlük gerilimini yeniden test ediyor.

Loro Piana, yıllardır sürdürdüğü bej-gri-krem dengesini bu sezon bozdu: sarı, turkuaz, kırmızı girdi. Değişen sadece palet değil, markanın kendine dair anlatısı.

Roseberry'nin AW26 koleksiyonu, Elsa Schiaparelli'nin Giacometti broşundan yola çıktı; oradan insan bedeninin ve kolektif hafızanın içine indi.

Duran Lantink, Gaultier'nin arşivine takılmak yerine onun ruhunu aldı ve 1988'den bu yana kayıp olan bir neşeyi podyuma taşıdı.

Matthieu Blazy, Chanel'in 116 yıllık tarihinde yalnızca dördüncü isim. İlk koleksiyonu, miras yükünü değil, miras özgürlüğünü taşıdı.

2026'nın koltuk değişimi fırtınası beklenmedik bir yerde buluştu: gösteriden vazgeçip giysinin kendisine dönen bir mevsim. Podyumun değil, dikişin yılı.

Marine Serre, Under Armour'ın 30. yılı için tasarlanan kapsül koleksiyonda HeatGear baselayer'ını moda nesnesine dönüştürüyor. Ay motifi ile kalp atışı logosunun birleştiği bu proje, sportswear ile lüks arasındaki müzakereyi performans değil zanaat tarafından açıyor.

Haziran 2026'da piyasaya giren Phoebe Philo Collection E, el boyaması shearling katlar ve deri sargı paltolarıyla hem teknik hem duygusal bir açılım sunuyor. Ama asıl soru şu: Beş koleksiyon sonra defilesiz, açıklamasız bu tavır hâlâ bir duruş mu, yoksa kendi kendini tekrar eden bir formüle mi dönüşüyor?

Pierpaolo Piccioli'nin Valentino'dan ayrılmasının ardından Balenciaga'ya geçişi, moda dünyasının beklediği büyük denemeydi. Sonbahar 2026 defilesi o denemeyi sahneledi: Cristóbal Balenciaga'nın anatomi saplantısıyla Demna'nın yarattığı kültürel ağırlığı aynı anda taşıyan, ikisini de tam olarak çözemeyen bir koleksiyon.

Bir giysi, içinde hikâye taşımadığında kumaş ve dikişten ibaret kalır. Tasarımın hafızası ise silueti besler; moda, anlatısını yitirdiğinde ruhunu da yitirir.

Yazın asıl parıltısı, kumaşın tenle kurduğu yakınlıkta. Hız çağında ağırdan almanın değerini, zanaatin sabrıyla yeniden düşünüyoruz.

Milano Erkek Moda Haftası, Thom Browne’ın resmi katılımı ve Ralph Lauren’ın dönüşüyle yalnızca bir takvim değişikliği değil; erkek giyimde zanaat ve kimlik arayışının altını çizen bir an.

Modanın gürültüsünde kaybolan lüks, bir terzinin elinde, dikiş dikiş yeniden yazılıyor. El işçiliğinin her ilmeği, bir kumaşı baştan doğuruyor. Bu yazı, zanaatın felsefesine ve dayanıklı güzelliğine bir övgü.

Akışkan keten, tonal disiplinin dingin gücü ve çıplak omuzun ölçüsü. Bu sezonun manifestosu trendlerde değil, kumaşın bedende nasıl döküldüğünde gizli.

Moda, logoların gürültüsünde kendi dilini unutuyor. Oysa lüks, bir dikişin içindeki kararda, kumaşın taşıdığı tarihte saklı. Zanaatın bize ne anlattığına kulak vermenin zamanı.

Logoların hüküm sürdüğü bir çağda, modanın özü olan zanaat ve malzeme diyaloğu unutuluyor. Logoyu reddeden markalar dikkati nesnenin kendisine çekiyor: güzelliği harflerde değil, derinin kokusunda, dikişin kusursuzluğunda arayın.

Logo gürültüsü ve hızlı trendler arasında modanın kendi dilini unuttuk: zanaatı. Oysa iğnenin kumaşa değdiği an, bir kültürün fısıltısıdır. The Row, Lemaire ve Philo dönemi Céline bize başka bir yol gösteriyor.

Birkin'i satın almazsınız; ona layık görülürsünüz. Hermès'in kıtlıkla örülü tahsis sistemi, bir çantayı çağımızın en güvenilir yatırım araçlarından birine nasıl dönüştürüyor?

Servet artık logodan değil, kumaşın gramajından, dikişin sıklığından, astarın ipeğinden okunuyor. Stealth wealth bir estetik değil, bir şifreleme sanatı.

Moda gözden önce parmak uçlarına seslenmeye başladığında, kumaşla kurduğumuz eski diyaloğu yeniden keşfediyoruz. Vicuña, lotus ipeği, kabartmalı kaşmir: lüksün yeni grameri dokunmayla yazılıyor.

Yeni erkek tailoring'i bağırmıyor, alttan alta konuşuyor. Yapısız ceketler, doğal omuz çizgileri ve nefes alan kumaşlarla gardırop yavaş yavaş yön değiştiriyor.

Lüks gösterişten arınınca asıl hikâye bir ceketin ters yüzünde, ipek astarın altında, el dikişlerinin tene değen izinde kalır. Gizli kalan bu detaylar bir aidiyet ritüeline dönüşür.

Gardırobun en çok arzulanan parçaları yeni sezon koleksiyonlarında değil, arşivlerde saklı. Koleksiyonluk modanın el altından işleyen piyasasında, Tom Ford imzalı Gucci ve Galliano dönemi Dior gibi nadide eserler, giyilebilir sanata dönüşerek değer kazanıyor.

Rengi gürültü değil, niyet olarak okumak: Monokrom palet biçimi öne çıkarırken, kişisel bir üniformanın özgürleştiren sadeliğini fısıldıyor. Sanattan mimariye, wabi-sabi'den doğal boyamaya uzanan bu yazı, tek bir tonun içinde kaybolmanın nüanslarını araştırıyor.

Gardırobunuzdaki en pahalı parça çok giymediğiniz parçadır. Bunu tersine çevirmek bir alışveriş değil, bir mimari kararıdır.

Bir elbiseye bakanlar pul görüyor, dokunular lazer kesilmiş deri hissediyordu. Blazy'nin zanaat anlayışı, zanaatın kendini saklamasında yatar.

2030 yılına kadar lyocell kapasitesinin 1,1 milyon tona çıkması bekleniyor. Bu rakam, moda endüstrisinin gerçekten değişip değişmediğini sormayı kaçınılmaz kılıyor.

Bir aksesuar ne zaman çok fazla, ne zaman yetersiz kalır? Bu sorunun yanıtı kıyafetlerin sözdiziminde gizlidir.

Bir ipek gömleğin verdiği his, dilsel bir kategoridir — tanımlanabilir ama tam olarak aktarılamaz. Charmeuse'ün bedene yapıştığı o an, beş bin yıllık bir tarihin devirimi.

3 milyar dolarlık bir piyasanın omurgasını oluşturan arşiv moda, kıyafete yatırım aracı olarak değil, bir tür maddi hafıza olarak yaklaşıyor.

Yves Klein 1958'de IKB-79 pigmentini tescillettirdiğinde bir rengi sahiplenmek istiyordu. 2026'da bu renk Bottega Veneta kaşkollarında, Loewe elbiselerinde ve Givenchy pantolonlarında göründü.

Le Smoking ilk sunulduğunda haute couture müşterileri tarafından reddedildi; yalnızca bir tane satıldı. O bir tane, modanın seyrini değiştirdi.

And Dağları'nın yüksek platolarından gelen vikuña lifi, modanın en köklü ahlaki sorusunu taşıyor: bir malzemenin nadirliği, onu elde etmenin bedelini haklı kılar mı?

1856'da Thomas Burberry gabardini icat ettiğinde muhtemelen bir askeri üniforma yaratıyordu. Yüz yetmiş yıl sonra o kumaş, her sezonda yeniden anlam kazanıyor.

Keten, ipek, yün, viskon: her lif farklı bir dil konuşur. Etiketi okumayı, suyun ısısını ayarlamayı ve hangi parçanın hangi bakımı istediğini somut adımlarla anlatıyoruz.

John Lobb atölyesinde ayakkabı, deriden değil ağaçtan başlar. Akçaağaçtan oyulan kalıp rafta kalır; ayağın hafızasını tutan asıl nesne odur.

Ceket yakasındaki ilik, makinenin taklit edemediği son zanaatlardan biri. Milano'nun parlak iliği asola lucida'nın hikâyesi, yüz elli iğnenin ve bir terzinin parmaklarında saklı.
“Bir giysiyi kalıcı kılan, dikişindeki sessizliktir. Modayı bir duruş olarak okurum; geçici olanın değil, öze değen şeyin peşindeyim.”Defne Aksel · Moda Direktörü