Gastronomi
Gault & Millau Türkiye 2026: Ege'nin Yılı
8 Aralık 2025'te Çırağan Palace'ta açıklanan Gault & Millau Türkiye 2026 ödülleri, Türk gastronomi haritasında bir kaymayı resmileştirdi: Ege artık yalnızca tatil değil, mutfak meselesi.

Gault & Millau Türkiye'nin üçüncü edisyonu 8 Aralık 2025 akşamı Çırağan Palace Kempinski'de sahiplerini buldu. Benim için anlamlı olan iki ödüldü: "Yılın En İyi Restoranı" Teruar Urla ve "Yılın Şefi" Aret Sahakyan. İkisi de Ege'den. Bu tesadüf değil.
Teruar Urla'yı Ozan Kumbasar'ın mutfak anlayışı üzerine ayrıca yazmak gerekirdi. Bu ödülle birlikte restoran hem Gault & Millau'dan hem Michelin Yeşil Yıldız'dan hem de Michelin yıldızından onay almış ender adreslere katıldı. Urla yarımadasının kayrak altı toprakları, Kumbasar'ın elinde yalnızca bir bağı değil, bir mutfak kimliğini besliyor.
Aret Sahakyan: Otuz Yılın Tescili
Aret Sahakyan'ı yakından izleyen biri için bu ödül gecikmeli bir tescil. Ermeni asıllı Türk şef, Bodrum'un Maçakızı'nı 1990'lardaki ortaklığından bugüne taşıdı; otelin Michelin yıldızını kazanmasında belirleyici oldu. Reporter Gourmet ondan "Türk yüksek mutfağının babası" olarak söz ediyor. Bu tanım abartılı mı? Tartışılabilir. Ama Bodrum'un fine dining haritasını çizen ve Ege'nin deniz ürünleri-zeytinyağı-taze ot üçgenini sofistike bir dile çeviren ilk mutfak sesi olarak Sahakyan'ın yeri tartışılmaz.
Gault & Millau töreninin benim için ayrı bir değeri daha var. Rehberin bu yılki seçkisi İstanbul merkezli olmaktan çıkarak Antalya, Çanakkale, Gaziantep, Van'a uzandı. Türkiye'nin gastronomi coğrafyası İstanbul'un ötesinde somutlaşmaya başlıyor — ve bu somutlaşma Michelin'in de kabul ettiği bir gerçek. Teruar Urla, Vino Locale ve Maçakızı'nın aynı anda Ege'de yıldız taşıması, bir mutfak havzasının olgunlaştığını gösteriyor.
Türk gastronomisinin İstanbul bağımlılığı kırılıyor. Ama bu kırılma yeterince hızlı mı? Rehberler onaylar; fiyatlar ise hâlâ İstanbul'u öne çekiyor.
Sürdürülebilirlik ödüllerinin dağıtıldığı kısmı ise benim için en dikkat çekici bölümdü: TURK Fatih Tutak, Araka, Neolokal, Vino Locale ve Narımor Urla. Bu beş isim — biri İstanbul, dördü Ege — sürdürülebilirliği Türk gastronomi söyleminin merkezine taşıyor. Henüz yeterli değil. Ama bu ödüller en azından o sorunun masada olduğunu gösteriyor.
"Yılın En İyi Geleneksel Lokanta" ödülünü paylaşan Tongül Pide ve Seraf Restaurant'ı da not etmeden geçemiyorum. Geleneksel lokantalara verilen bir ödül, lüks bir gastronomi rehberinin kendi sınırlarını sorgulayan bir jesti. Tongül Pide bu listede ne arıyor diye sorabilirsiniz — ama aslında doğru soru bu: gastronomi rehberlerinin neden yalnızca fine dining'i şereflendirmesi gerektiği.