Gastronomi
Cherry Lane Tiyatrosu'nun Arka Salonu: Wild Cherry Neyi Soruyor?
Lee Hanson ve Riad Nasr'ın New York'un en eski tiyatrosu içine sıkıştırdığı restoran, Michelin rehberine girdi — ama asıl soru o değil.

Cherry Lane Theatre, 1924'ten beri Greenwich Village'ın dar sokaklarına sinmiş, küçük ama inatçı bir sahnedir. Eugene O'Neill orada oynanmış, Samuel Beckett orada denenmiş; seyirci ile oyuncu arasındaki mesafe kapatılmış — belki fazla kapatılmış. Şimdi aynı binanın lobisinde, sahne ışıkları sönmeden önce ya da sonra, bir masa bulabilirseniz başka türlü bir performans sizi bekliyor.
Wild Cherry, Lee Hanson ve Riad Nasr'ın yeni restoranı. İkisi Frenchette'i de, Le Rock'u da, Le Veau d'Or'un yeniden doğuşunu da yönetti; New York'un Fransız bistro aşkını hem eleştiren hem de besleyen bir çift. Wild Cherry ise bu kez küçük bir kayık — yer sayısı az, ambisyon tam. Geçen ay Michelin rehberine girdiğinde çevresindeki gürültü, küçük bir tiyatroda çıkan alkış gibi, samimi ama ölçülüydü.
Fransa, Yeniden — Ama Bu Kez Ne Yaptı?
Hanson ve Nasr'ın mutfağı, Fransız bistro dilini New York'un malzeme gerçekliğiyle konuşturmak üzerine kurulu. Croque monsieur menüde; steak tartare de. Kurbağa budu sarımsak tereyağında kızarıyor — bu, bir başka New York restoranında aynı listeyi gördüğünüzde sıradan bir şey, ama bu çiftin elinde bir söz. Menü kısa tutuluyor. Bu küçüklük kasıtlı: her tabak bir karar, değil bir seçenek bolluğu.
Frenchette'ten tanıdıklarınız bilir: Hanson ve Nasr seçkinlik kılığına bürünmüş umursamazlıktan hoşlanmaz. Bistro için 'özgün' kelimesini masaya koyduktan sonra o masanın üzerine raw bar da koyarlar — pişirilmemiş deniz ürünleri, taze deniz kokusu, Fransız usul bir ertelik. Wild Cherry'de bu dinamik daha yoğun, çünkü mekan daha küçük. Her şeyin birbirini taşıması gerekiyor.
Kurbağa budu sarımsak tereyağında geldiğinde, bu bir bistro cümlesi değil; bir tutum bildirisidir.
Michelin Rehberi: Harita, Değil Onay
15 Temmuz'da Michelin Guide New York'a eklenen on beş restoran arasında Wild Cherry de vardı — henüz yıldızsız, yalnızca 'önerilen'. Bu, sistemin çalışma biçimidir: önce haritaya gir, sonra derecelendirmeni bekle. Ama Hanson ve Nasr'ı tanıyanlar için bu bekleme, restoranın gündemine girmiyor. Frenchette'i kurarken de yıldız hesabı yapmadılar. Sonunda bir yıldız geldi, sonra gitti — ikisi de habersiz yakalandıklarını söyledi.
Wild Cherry, Michelin'in neyi 'önerdiği'nden çok, kendisinin neyi önerdiğiyle ilgileniyor. Bu tutumun bir bedeli var: küçük mekanlar hayatta kalmak için dolu masaya muhtaçtır ve New York'ta dolu masa Michelin görünürlüğüyle gelir. Çelişki orada: sisteme dahil olmadan görünmezsin, dahil olduktan sonra da sistemin kurallarıyla dans etmek zorunda kalırsın.
Yine de Wild Cherry, Cherry Lane'in lobisine sıkıştığı için bir avantaj taşıyor: tiyatro seyircisi akışıyla ölçülmüş, rezervasyonsuz gelinemeyecek kadar küçük ama beklentisiz gelinebilecek kadar gayri resmi. Bu denge tutarsa — ve tutabilir, çünkü Hanson ve Nasr daha önce denediler — Michelin haritasında olmak değil, o haritanın dışındaki seyirciye de ulaşabilmek asıl hikaye olacak.
Cherry Lane 1924'te küçük bir sahneyle başladı ve büyük bir repertuara dönüştü. Wild Cherry ne olacak? Henüz bilmiyoruz. Ama kurbağa budu sarımsak tereyağında geldiğinde, bu bir bistro cümlesi değil; bir tutum bildirisidir. O bildiriyi okumaya değer.