Gayrimenkul
Altı Milyon Kiremit: Vietnam'ın Đạo Mẫu Müzesi Brick Award 2026'yı Kazandı
ARB Architects'in Sóc Sơn'da inşa ettiği tapınak, beş yüzden fazla hane halkından toplanmış terrakota kaplı duvarlarıyla hem müze hem de kolektif hafıza.

Bir binayı ayakta tutan nedir? Statik hesap dersi verilecek gibi değil. Ama bu soruyu Hà Nội'nin kuzeyindeki Sóc Sơn ilçesinde soran biri, cevabı çelik ya da betondan çok farklı bir yerde bulacak: bir bölgenin yıkılan evlerinin çatı kiremitlerinde.
ARB Architects'in tasarladığı Đạo Mẫu Tapınak ve Müzesi, 3 Temmuz 2026'da açıklanan Brick Award sonuçlarında büyük ödülü aldı. Jüri kararı, biçimsel bir ustalığın ötesini ödüllendirdi; yapının çevreye, tarihe ve topluluğa aynı anda verdiği yanıtı öne çıkardı. Beş yüzü aşkın yerel ailenin yıkılan ya da dönüştürülen evlerinden derlenen yaklaşık altı milyon terrakota kiremit, bu kez yeni bir çatı ve cephe oluşturuyor. Malzeme yeniden başladı — ama nereye gittiğini unutmadı.
Projenin büyüklüğü beş bin metrekare. Arazi ortasında elli yıllık bir meyve bahçesi var; yapı bu bahçeyi yıkmak yerine çevresine yerleşti. Bir mimarın araziye yaklaşımını en çok bu küçük tercih ele verir: hükmetmek mi, müzakere etmek mi? Ekip ikincisini seçti. Baskın olmak yerine bahçeyle, toprağın eğimiyle ve Đạo Mẫu geleneğinin ritüel mekân anlayışıyla konuştu.
Ritüel ve Malzemenin Ortak Dili
Đạo Mẫu, Vietnam'ın Güney Asya'ya özgü bir halk inancıdır; Ana Tanrıça kültüne dayanan bu gelenek, fiziksel mekânla ruhsal bağı son derece ciddiye alır. Yapının işlevi hem müze hem tapınak; bu ikili kimlik çelişki değil, tasarımın çıkış noktasıdır. Sergi sirkülasyonu ritüel hareketin mantığıyla şekillendirilmiş: içeri giriş, geçiş, açıklık, toplantı. Kiremit yüzeyler bu geçişleri hem kapatıp hem işaret ediyor.
Negatif karbon ayak izi iddiası, burada boş bir söz değil. Terrakota üretimi yerine geri kazanım; nakliye mesafeleri kısaltılmış yerel kaynak; mevcut bahçe korunmuş. Bunlar ayrı ayrı iyi niyetli tercihler gibi görünse de bir arada bir tutumu oluşturuyor: yapı, bölgenin kaynağından fazlasını tüketmeden var olmaya çalışıyor. Bunu başaran zanaatkârlık, piyasanın 'sürdürülebilir malzeme' etiketiyle sattığı bitmiş ürünlerden bambaşka bir şeydir.
Kiremit topraktan çıkıp pişiyor, bir eve tutuluyor, o ev yıkılıyor, kiremit yeniden bir duvara yapışıyor. Bu döngüde kayıp var, ama yok oluş yok.
Aynı ödül töreninde özel ödül Belçika'ya gitti. MAKER Architecten'in Kortrijk'teki kentsel dolgu projesi, yıkılmak yerine dönüştürülen bir kentsel parçaya 54 sosyal konut yerleştirdi. Cephelerde de geri dönüştürülmüş tuğla ve kiremit kullanılmış. İki proje birbirinin tam tersinden aynı soruyu soruyor: yeniden inşa etmek zorunda kaldığımızda, daha önce orada olan ne kalabilir?
Ödülün jürisi, kazanan projelerin 'harika ve güzel bir his' yarattığını söyledi. Bunu sırf estetik bir methiye olarak okumak haksızlık. Burada güzel, soyut bir sıfat değil; binlerce evin parçalanmış parçalarının tek bir yapı içinde anlamlı bir bütün oluşturduğunu, yeniden dengelendiğini anlatan bir yargı. Mimari de zaman zaman tam olarak bunu yapabiliyor.