Gayrimenkul
Yolun Etrafında Dönen Ev
RIBA Uluslararası Mükemmellik Ödülleri 2026'da yer alan Parikrama, Hindistan'ın Nandgaon'unda granit ve gölgeyle inşa edilmiş: bir ritüelin mimariye çevrilmesi.

Hindistan'ın Murud kıyılarına yakın Nandgaon, kokos palmiye bahçeleriyle savrulur. Bu toprakta dikilen taş ev bir klima sistemine yaslanmıyor; onun yerine 3,5 metrelik çinko çatı saçağı muson yağmurlarını kesiyor, granit duvarlar gece serinliğini gün boyunca koruyor. Pasif tasarımın vaadi burada kâğıtta kalmıyor.
Sangeeta Merchant ve Sanjeev Panjabi'nin Mumbai merkezli SPASM Design bürosu, evi 'parikrama' kavramından kurmuş. Urducada kelime 'bir şeyin etrafında daire çizmek' anlamına geliyor; Budist ve Hindu geleneklerinde kutsal bir objenin ya da mekânın çevresinde yavaşça yürümek, ona saygı duymak. SPASM bu ritüeli konutun omurgasına yüklemiş: odalar, merkezdeki yatak hacminin iki yanından uzanan koridor üzerinde sıralanıyor ve her geçiş dışarıyla temas içinde bitiyor. Ev boyunca yürüdüğünüzde farkında olmadan bir çember tamamlıyorsunuz.
Yapının malzeme seçimi belirleyici. Dışarıdan bakıldığında, 40 milimetre kalınlığındaki grimsi granit levhalar ışığı sert ve doğrudan emiyor. Ne parlıyor ne süs yapıyor; sadece duruyor. İçine kayar cam paneller gömülmüş — böylece duvar hem taşıyıcı hem geçirgen. Zemine bakınca taş devam ediyor; tavana bakınca ince çinko örtü. Malzeme az, ama her biri kendi işini yapıyor.
748 metrekare üzerine uzanan ev, yatak odaları bloğunu ortaya alıyor; mutfak ve yaşam-yemek alanları ise bloğun iki ucunda, üç yönden dışarıya açılıyor. Bu kurguda ısı birikimini merkeze hapsedip sirkülasyonu kenarlara itmek gibi bir akıl var. Tropikal iklimde açık-plan tartışması bambaşka bir boyut kazanıyor: burada 'açık' meselesini çözen duvar değil, koridorun yönü ve çatı saçağının uzunluğu.
RIBA Uluslararası Mükemmellik Ödülleri 2026, 52 proje arasından 34'ünü seçti. Listede kültür yapıları, kampüsler, ibadethaneler var; konut projeleri arasında Parikrama öne çıkıyor çünkü büyük bir jestden değil küçük bir ısrarcılıktan doğuyor: sıcağa karşı klima değil gölge, yağmura karşı teknik yalıtım değil saçak. Bunlar bir tercihin değil, tutumun ürünü.
Açıkçası bu evi gördüğümde Boğaz'daki bazı 'sürdürülebilir konut' iddialarını düşündüm. Orada sürdürülebilirlik çoğu zaman güneş paneli rakamlarına ve LEED belge çerçevelerine sıkışıyor; mekânın kendisi aynı steril paket olmaya devam ediyor. Parikrama'da ise sürdürülebilirlik kararın içine işlenmiş, sonradan yapıştırılmamış. Granit duvar nem tutuyor, yazın serinliği içeri alıyor, kışın ısıyı yavaşça bırakıyor — bu bir 'özellik' değil, yapının ta kendisi.
Adında vaat ettiği yolculuğu evin içinde sunabilen mimari az bulunur. Parikrama koridorda bir adım atarken sizi farkında olmadan o eski ritüele davet ediyor — bir merkeze saygı duyarak etrafında yavaşça dönmek. Merkezde ne var? Gölge ve taş. Başka bir malzemeye ihtiyaç yok.