Gayrimenkul
Salone 2026'nın Dersi: Malzeme Hem Nesne Hem Cümle
Bu yılki Salone del Mobile 'A Matter of Salone' başlığıyla açıldı. Ham yün, fırçalanmış derin ahşap, kaldırılmamış taş kenarları — Milano fuarı sonunda materyal dili ciddiye almaya başladı.

Her yıl Milano fuarından dönerken kendi kendime aynı soruyu sorarım: bu yıl sinyal ne, gürültü ne? Salone del Mobile 2026'nın iletişim kavramı 'A Matter of Salone' — madde, hem fiziksel töz hem de sembolik üretim ilkesi anlamında. Fuar bu çerçeveyi pazarlama kopyası düzeyinde kullanmaktan öteye geçip gerçekten bazı markaların katılımına yansımış mıydı? Evet ve hayır.
Ham Kalmayı Tercih Edenler
Göze çarpan bir kategori vardı: cilalı olmayan, ham bırakılmış yüzeyler. Fırçalanmış derin taneli ahşap, kenarları pürüzlü bırakılmış taş plakalar, ham yün dokusunu koruyan tekstiller. Bu eğilim 'raw luxury' olarak adlandırılıyor — bir çeşit anti-showroom hamlesi. Yıllar boyunca lüks iç mekânı pürüzsüz ve hatasız bir yüzey üzerine inşa etti; şimdi tam tersi çekici hâle geliyor. Zımparalanmadan bırakılmış meşenin yüzeyi, yaşanmış bir tablonun izini taşıyor. Ben bunu her zaman savundum; ama şimdi trend olması ne kadar uzun süre gerçek kalacağını sorgulatıyor.
Minotti Pavilion'da malzeme ve renk kontrastları üzerine kurulu çift yükseklikli açık bir anlatı vardı: dışarıda koyu kahve palisander ile açıktaki beton arasındaki gerilim, içeride ise Marcio Kogan, Nendo ve GamFratesi gibi tasarımcıların imzaladığı koleksiyonun renk ve doku çeşitliliği. Poliform ise duyusal deneyimi merkeze koydu — Attimo Chaise Longue'da Jean-Marie Massaud'nun Afrika sandalyesini çağdaş bir oturakla nasıl yeniden okuduğunu, çizginin akışını izlerken fark ettim: bu nesne görmek için değil, uzanmak için tasarlanmış.
Bir nesneyi kaldırdığınızda parmak izini kağıda bırakması, o nesnenin hafızası olduğunu gösterir. Lüks mobilyanın çoğu bu izi reddeder.
Biyobazlı ve Dönüşümlü Malzemelerin Olgunluk Sınavı
2026 Salone'de biyobazlı plastikler, Oeko-Tex sertifikalı kumaşlar ve tamamen geri dönüştürülebilir malzemeler gördüm; bu konuda geçen yıla kıyasla daha az savunmacı bir dil vardı. Artık markalar bu malzemeleri 'sorumluluk' başlığı altında değil, doğrudan estetik seçenek olarak sunuyor. Bu küçük ama anlamlı bir kayma. Lüks tüketicisine 'bu mobilya etik' demek yerine 'bu mobilya iyi' diyebilmek, pazarlamanın en zor geçişlerinden biri.
Lacke kaplı kadife yüzeyler — lakın kumaşa geçirmesi — dikkat çekti. Yapısal katılığa sahip ama ele yumuşak. Bu doku çelişkisini içeren nesneler hem işlevsel hem tuhaf; ve bu tuhaflık gerçek bir tasarım ifadesi. Dedon, Tacchini, Nii gibi markalar büyük kavisli oturma gruplarını öne çekti; ama asıl merak ettiğim şey şu: bu objeler İstanbul'daki showroomlara ne zaman, nasıl giriyor ve orada neye dönüşüyor?
Salone'den her yıl bir şey umutla dönerim: mimarların ve iç mimarların fuar gürültüsü içinden seçebildiği, mekâna anlam katan birkaç nesne. Bu yıl o nesneler malzeme tartışmasının içindeydi. Henüz yeterince olgunlaşmamış, ama yönelimin ciddiye alınmaya değer tarafları var.