SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Gayrimenkul

Kıvrılan Tuğla: LANZA Atelier'in Serpentine'i

Meksika City'li LANZA atelier, Hyde Park'a bir tuğla duvar yerleştirdi. Ama bu duvar yıkmak için değil, insanları birleştirmek için eğiliyor.

· Gayrimenkul & Mimari Editörü · · 2 dk okuma
Park çimenliğinde kıvrılan tuğla duvar; ince beyaz çelik çerçeve üzerine gerili şeffaf kumaş tavan; sabah gri İngiliz ışığı

Hyde Park'ta Haziran sabahı, çimen hâlâ ıslak. Serpentine South'un önünde kırmızı bir şey kıvrılıyor. İlk bakışta bir duvar gibi görünüyor; ikinci bakışta, o duvarın yalnızca bir tuğla kalınlığında olduğunu fark ediyorsunuz. Nasıl ayakta duruyor? Eğildiği için.

2026 Serpentine Pavilion'ını Meksika City merkezli LANZA atelier tasarladı: Isabel Abascal ve Alessandro Arienzo. İkili, stüdyolarını 2015'te kurdu; bu onların uluslararası arenaya en iri çıkışı. Yapıyı görmeden tasarımını duyduğumda ihtiyatlıydım — 'tuğla pavilyon' çok dinlediğim bir cümledir, çoğu zaman taşıdığı vaadi yerine getirmez. Ama LANZA'nın bu tasarımı malzeme seçiminin ötesinde bir fikri taşıyor: duvara neden eğilmemizin gerekli olduğunu açıklıyor.

Crinkle-Crankle: Antik Bir Öngörü

Crinkle-crankle duvar, Eski Mısır'da bilinen, Hollandalı mühendisler aracılığıyla İngiltere'ye ulaşan bir yapım tekniği. Tek tuğla kalınlığında, dalgalı biçimde örülen bu duvar, yalnızca kendi geometrisinden aldığı yapısal kararlılıkla ayakta durur. Düz bir tuğla duvar bir tuğla kalınlığında olsaydı, hafif bir dış baskıyla devrilirdi. Crinkle-crankle versiyonu devrilmez: her eğri, onu önceki eğriye karşı sabitleyen bir karşı baskı üretiyor.

Bu yalnızca teknik bir ayrıntı değil, mimari bir ilke: malzemenin daha azını kullanarak daha dirençli olmak. LANZA bu prensibi pavilyon boyutuna taşıdı. Hyde Park'ın çimenleri üzerinde kıvrılan güney duvarı, tek tuğla kalınlığıyla Sienna tuğlasından — İngiltere'nin en yaygın inşaat tuğlalarından biri — örüldü. Yapısal takviye yok; sadece geometri.

İki Duvar, İki Ritim

Pavilyon iki ana duvardan oluşuyor. Güney duvarı crinkle-crankle: serbest akan bir dalga, parkın doğal konturlarına yanıt veriyor, ziyaretçileri tek bir yönde yürümeye zorlamak yerine içlerinde dolaştıracak bir yol açıyor. Kuzey duvarı farklı bir karakter taşıyor: ağaç sırasının çizgisiyle hizalı, mevcut çam ve meşelerin bakış açısını korumak için konumlandırılmış. Bir dalgalanır, diğeri sıralanır. Aralarındaki gerilim, pavilyona tek bir hacim hissi değil, birden fazla mekân katmanı veriyor.

Bir duvar ayakta durabilmek için eğilmek zorundaysa, bu bize mekânın direnci hakkında ne söylüyor?

Yasemin Toprak

Tavandaki Işık

Yapının tavanı beyaz: ince çelik borular üzerinde gerili, şeffaf bir kumaş yüzey. Londra'nın gri gökyüzü bu yüzeyde süzülüyor, doğrudan değil, dağıtılmış olarak içeriye iniyor. Tasarım ekibi bunu 'kâğıt fenerinin içi' olarak tarif etmiş. Bu tavan, tuğla duvarların sertliğine karşı ağırlıksız bir denge kuruyor; malzeme yokmuş gibi davranıyor.

Kamusal Mekânın Mimari Görevi

Serpentine Pavilion, her yıl kışkırtıcı bir soruyu farklı bir mimarın eli ve zihninden geçiriyor: kamusal bir geçici yapı ne yapmalı? Eğlendirmeli mi, şaşırtmalı mı, rahatsız etmeli mi? LANZA'nın cevabı temkinli: insanları bir arada tutmak için mekân üretmeli. Pavilyon, 6 Haziran'dan 25 Ekim 2026'ya dek Serpentine Galerisi'nin konuşma, gösterim ve toplantı programına ev sahipliği yapacak. Ama mimari olarak işlevi bundan daha derin: insanların bir duvarın her iki yanında oturmasına, tuğlalar arasından bakışmasına, aynı çatı altında birbirini fark etmesine zemin hazırlıyor.

İstanbul'da kalıcı bir kamusal yapıya her baktığımda şunu soruyorum: bu bina içinde insan olmasını mı istiyor, yoksa insan olmasa daha mı mutlu olur? Çoğunun cevabını biliyorum ve söylemiyorum. Serpentine'deki bu kırmızı tuğla dalga, en azından o soruya doğru yanı veriyor.

  • mimari
  • serpentine-pavilion-2026
  • kamusal-mekan
  • tugla