Gayrimenkul
Sedir Beton ve Avlu: Tokyo'nun En Kısıtlı Parselinde Bir Konut Denemesi
Hiroyuki Ito Architects, 30 metrelik boşluğu çevresindeki 35 daireyle sararken kalıp tahtası olarak Chiba'nın sedir artıklarını kullandı. Tenjincho Place, bir konut projesinin hangi baskıyla nasıl şekillendiğini somutlar.

Tokyo'nun Yushima mahallesinde, üç yönden yüksek yapıların bastırdığı bir bayraksapı parsel. Hiroyuki Ito Architects bu kısıtla karşılaştığında çözümü zeminin altından değil, ortasından üretti: 30 metre yüksekliğinde, teardrop biçiminde bir avlu. Avlunun etrafında dokuz katta dolaşan 35 kiralık daire.
Kısıtın Aracı Olması
Projenin adı Tenjincho Place. Bu yıl RIBA Uluslararası Ödülleri'ne seçilen 34 proje arasındaydı; Ekim 2026'da açıklanacak RIBA Uluslararası Ödülü için de aday. Ödülün coğrafyası geniş — 18 ülkeden proje, 15 ülkeden kazanan — ama Tenjincho Place bu listede pek çok projeden farklı bir şey söylüyor: kısıtın mimari bir araç olduğunu.
Avlunun beton duvarları sıradan kalıpla dökülmedi. Chiba'daki 'Wooden Station Project'in sedir artıkları — normalde orman seyreltme işleminden çıkan, endüstrinin hurda saydığı kütükler — 15 mm kalınlığında dilimlendi, kabukları bir yanda bırakılarak kontrplak üzerine kaplandı ve kalıp olarak kullanıldı. Beton sertleşip kalıp söküldüğünde, yüzeyde sedir liflerinin izi kaldı: eşitsiz, organik, her noktası farklı bir doku.
Mükemmel cilalı bir beton bu avluda çok daha az şey anlatırdı.
Bir Malzemenin Bağlamı
Burada teknik bir karar estetik kararla çakışıyor. Ito, avluya giren ışığın bile farklı — kuzeyden, güneyden ya da üstten — dağılımdan farklı görünmesini istiyordu. Sedir kalıbının yarattığı düzensizlik bunu sağladı: yüzey, günün saatine göre algısını değiştiriyor. Ama bu, bir efekt tasarımı değil; malzemenin kendi özelliğinin çerçeveye dönüştürülmesi. Koridorlar avlunun konturunu izliyor; bazı uçlar iki katlı maisonette birimlere dönüşerek hem gölgeyi azaltıyor hem avluya açılan balkon cepleri yaratıyor. 35 dairenin tamamı doğrudan hava ve ışık alıyor.
Projeyi mesleki tatminkârlığın ötesinde önemli kılan başka bir şey var: malzemenin kaynağı. Sedir kütükleri endüstriyel döngünün dışında kalmış, atılmak üzere olan materyalden geliyor. Bu, sürdürülebilirliğin bir pazarlama söylemi değil, yapım kararı olduğu nadir örneklerden biri. Malzeme bir bağlam taşıyor — Chiba ormanlarının seyreltme mantığını, tahta döngüsünün akıbetini — ve o bağlam betonun içine gizlenmiş. Tenjincho Place'i incelerken Axel Vervoordt'un Antwerp'teki sıvasını yitirmiş taş evini düşündüm. Orada da malzemenin zamanı yüzeyinde taşıması bir seçimdi. İkisinin ortak noktası, kusur saydıklarının aslında yapıyı konuşturan şey olduğu.