Moda
Opera Bastille'de Merak: Lemaire SS27 Koleksiyonu
Christophe Lemaire ve Sarah-Linh Tran, Paris Erkek Moda Haftası'nda tropikal imgeler değil, tropikal bir merakla çalıştı. Neden bu ayrım önemli?

Opera Bastille'in zemin katı tamamlanmamış. Beton sütunlar açıkta, kablolar görünürde, tavan bir inşaat notası taşıyor. Christophe Lemaire ve Sarah-Linh Tran bunu tercih etmiş; Haziran'ın son haftasında SS27 koleksiyonunu burada sunmuşlar. Mekânın yarım kalmışlığı, koleksiyonun ruhunu önceden söylüyordu: her şey soru formunda.
Sezon notunda "merak" sözcüğü tekrarlıyordu. Ama bu merak, moda haftası bildirgelerinde sıkça gördüğümüz dekoratif merak değildi — referansları üst üste yığıp kolaj yapmanın başka bir adı olan o tür. Lemaire'in merakı daha spesifik bir şey: bir yağmurluk neden şort üstünde giyilir? Bir yukata kökenli wrap gömleki, mandarin yaka bir ceketli nasıl konuşur? Bu sorular soyut kalmıyor; sormak, biçimin içine giriyor.
Tropikal Baskı, Egzotizm Değil
Palm yaprakları, titrişen okyanus yüzeyleri, değişen gökyüzü baskıları vardı koleksiyonda. İlk bakışta tatil kataloğu gibi görünme riski taşıyan bu imgeler, Lemaire'in elinde farklı bir şeye dönüştü: bir coğrafyanın kültürel özerkliğine duyulan ilgiye. Mevsimselliğin ve iklimin biçim kararlarını nasıl etkilediğine — giysi, bedenin bulunduğu yere nasıl uyum sağlar sorusuna. Bu soru, Tran'ın koleksiyonlardaki uzun süreli katkısıyla örtüşüyor; her sezon giysinin bedenle kurduğu ilişkiyi bedenin coğrafyayla kurduğu ilişkiye bağlayan bir düşünce hattı görülebiliyor.
Palet net tutuldu: dumanlı kahve, ceviz, kireç, kum, okyanus mavisi. Hepsi güneşi süzen, nemle oturan, deri üzerinde oturduğunda zamanla şekil alan renkler. Tran ve Lemaire kumaş seçiminde de aynı mantığı uyguladı: kuru pamuklar, hafif yünler, inceltilmiş deriler. Terletmeden koruyacak, hareketle deformasyona uğrayacak, bedenin siciline yazılacak malzemeler.
Erkek Giyimin Sınırlarında Yürümek
Koleksiyon prêt-à-porter ama hareketi esas alıyor. Şortun üstüne giyilen astar yağmurluk, dikkat çekici bir parça — hem işlevsel hem de silüet olarak ilginç. Koleksiyonun bu tür parçaları, Lemaire'in çıkış noktasını hatırlatıyor: yıllar önce Lacoste'daki tasarımların işlevsellik kaygısını, gündelik hayatın gerçekliğine bağlayan düşünceyi. Fark şu ki bugünkü Lemaire bu işlevselliği estetik bir argümana dönüştürmeyi biliyor — "rahat olduğu için değil, doğru düşündüğü için" tarzında bir konumlanma.
Çalışılmamış iş kıyafeti bölümü, koleksiyonun en güçlü anlık kesimleri arasında sayılabilir. Astarsız, kuru dokulu, hareket sırasında biçimi beraberinde taşıyan parçalar. Bunların bir kısmında dikiş görevini üstlenen, teknik bir hassasiyetle işlenmiş konstrüksiyon seçimleri var. Lemaire, yapının gösterilmesinden utanmıyor — tersine, yapıyı bir argüman olarak sunuyor.
Araştırma Etiği Olarak Moda
Bu koleksiyonun Defne Aksel için en çok değer taşıyan tarafı şu: Lemaire ve Tran yıllardır ne yapıyorlar sorusuna koleksiyon koleksiyon bakıldığında bir birikim görünüyor, bir birikinti değil. Her sezon önceki soruyu uzatıyor, bazen cevaplıyor, bazen terk ediyor. Bu, moda haftasının büyük bölümünün işleyişinden farklı — çoğu koleksiyon öncekiyle zıt görünmek için varoluyor, zıtlığın kendisi bir program haline geliyor.
Opera Bastille'deki konser salonunun tamamlanmamışlığı, bu düşünceyle örtüşüyor. Lemaire tamamlanmış cevaplar sunmuyor. Katmanlanmış sorular sunuyor — ve bu sorulara giren giysiler zamanla kendi yanıtlarını üretiyor, giyenin sırtında, omzunda, bileğinde. Birkaç sezon sonra neye benzeyeceğini Haziran'daki pistinde değil, o giysilerin üretildiği atölye defterlerinde aramak gerekiyor.