Moda
Rogge'nin Marni'si: Tuhaf Olanın İçinde Saklı Zarafet
Meryll Rogge, Marni'nin FW26 debutuyla markanın köküne döndü — ama tam olarak nereye?

Milano'da Şubat sabahı, Marni defilesi için Formafantasma'nın tasarladığı sahneye girdiğimde sezgi değil, bir ipucu bekliyordum. Zemin: ham tahta. Işık: düz, tarafsız. Dekor: dost canlısı bir şey anlatmaya çalışmayan bir mekân. Meryll Rogge'nin Marni için hazırladığı ilk koleksiyonun bu sahneyi seçmesi, koleksiyonun kendisi kadar anlamlıydı. Sormamız gereken soru şuydu: Marni'nin son beş yılda inşa ettiği avangard-mesafeli tavrından sonra yeni direktör nereye çekiyor bu evi?
Rogge'nin cevabı net değildi; zaten net olması gerekmiyordu. Belçikalı tasarımcı, Dries Van Noten ve Marc Jacobs atölyelerinden devşirdiği deneyimle kendi markasını 2020'de kurmuş, oradan buraya gelmiş biriydi. Marni'nin kurucusu Consuelo Castiglioni'nin yarattığı o özgün dili, yani giyilebilir olanla anlaşılmaz olanın aynı anda var olabildiği o gerilimi — Rogge'nin yeniden bulup bulamayacağı sorusuydu asıl sorusu moda basınının.
Eksentrik Olanın Alçalması
FW26 koleksiyonunda chunky örgüler vardı, çok yönlü ekoseli kazaklar, büyük gümüş düğmelerle süslü süvari mantolar. Bunların hiçbiri alışılmışın dışında malzeme değildi. Ama Rogge'nin elinde garip bir şey oluyordu: sıradan imgeler, bedene yaklaştıkça anlamlanıyordu. Avangard olmaya çalışmayan bir koleksiyon, paradoks biçiminde daha özgün durdu. Sanki moda, büyük bir jest yapmaktan vazgeçince kendini gösterebildi.
Bunu özellikle küçük detaylar açıklıyordu: kürk kenarlar, noktalı üstler, düzensiz dikiş çizgileri. Bunlar süsleme değil; Rogge'nin 'yaşanmış güzellik' dediği şeyin diliydi. Bir elbise mükemmel olduğunda soğuyabilir. Rogge'nin parçaları bu riski almıyor — biraz itişiyor, biraz tersine çeviriyor, ama tam olarak da sınırı aşmıyor. Bu denge, kolay kurulmuyor.
Marni hiçbir zaman mükemmeliyetçilerin evi olmadı. Rogge bunu unutmamış.
Önceki dönemde marka, Francesco Risso'nun yönetiminde giderek maximalist bir zemine çekti. Marni, o dönemde cesur ve tanınabilirdi; ama yavaş yavaş bir koleksiyon değil, bir performans satmaya başlamıştı. Rogge bu kırılganlığı sezmiş gibi görünüyor. Koleksiyonun adeta soluğunu kesiyor, içeri alıyor, sonra yeniden bırakıyor.
Giyilebilirlik: Teslim mi, Tercih mi?
Marni'de ilk kez bir kadın direktörün koltuğa oturması başlı başına bir haber. Ama Rogge, bu simgeselliği dilde taşımak yerine koleksiyona gömdü. Kadın bedeni burada düşünsel bir argümanın değil, giyecek bir şeyin merkezinde. Bu küçük ama önemli bir geçiş. Yüksek moda zaman zaman giyeni unutur; Rogge'nin Marni'si giyeni hatırlıyor.
Yine de koleksiyon için soru işaretleri var. Tasarımcının kendi sesi ile evin sesi arasındaki denge, önümüzdeki sezonlarda daha net ortaya çıkacak. Bir debu, tanımlama değil; tanışmadır. Rogge'nin burada söylediği şey şu: Ben Marni'yi çok karmaşık bir şeye dönüştürmeyeceğim. Ama bunu iddia etmenin en zor kısmı, bunu yıllarca sürdürmek.
Şimdilik sahneyi terk etmek zorunda değiliz. Formafantasma'nın tahta zemini, üzerinde durmayı hakediyordu.