SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Seyahat

Abruzzo'da Bir Köyün Dört Ustası: İtalya'nın Hatırlamadığı Dağ Şeridi

Roma'dan üç saat mesafede, Ulusal Park sınırları içinde bir düzine köy var; içlerinden biri, onu ziyaret edecek olanı sabırsızlanmadan bekliyor.

· Seyahat Editörü · · 2 dk okuma
Abruzzo'da Apennin dağlarında sonbahar sisiyle uyanmış bir taş köy

Roma'nın doğusuna doğru uzanan otoyol bir süre sonra sizi Apennin yamaçlarına bırakıyor; tabelalar azalıyor, benzin istasyonları azalıyor, ses azalıyor. Abruzzo Milli Parkı'na girince sinyali olmayan bir noktaya geliyor araç — bu bir iyi olduğunun işareti, çünkü sinyalin olmadığı yerlerde çoğunlukla asıl bir şeyler var.

İtalya'nın en az bilinen ulusal parkı olan Abruzzo-Lazio-Molise Ulusal Parkı, 1923'te kurulmuş — Avrupa'nın en eski koruma alanlarından biri. İtalyan ayısı ve vaşak burada korunuyor; ama bu benim ilgimi çeken asıl şey değil. İlgimi çeken, parkın sınırları içinde ya da hemen kenarında yaşamayı sürdüren küçük köylerin bugün nasıl bir varoluş biçimine sahip olduğu.

Dört Kişi, Dört Kararlılık

Geçen Ekim'de Opi köyüne gittiğimde — nüfusu 400'ün altında, rakımı 1.250 metre — oradaki zanaatkâr sayısının beni şaşırttığını söylemeliyim. Bu köyde taş işçisi Luca, öğleden sonra ziyaretçileri için kısa tur düzenlemiyor, müze satışı da yapmıyor. Bölgenin geleneksel kuru duvar tekniğini — a secco — restorasyon projeleri için uyguluyor, ücretli çalışıyor ve köyde kalıyor.

Peynirci Giovanna ise Pescocostanzo'da ailesinin küçük mandırasını — sekiz keçi, on dört koyun — devralmış. Ürettiği yaşlı koyun peynirleri Sulmona'daki bir pazara ve iki restorana gidiyor. Giovanna'nın sattığı yaşlı pecorino'nun tadı belirgin biçimde farklı; hayvanların Parco Nazionale sınırları içindeki otlaklardan beslenmesi, aromasına yansıyan bir şey bu.

Villalago'da Caterina dokuma tezgahının başında. Bir kadın kooperatifinin son üyelerinden biri; tezgah 1970'lerden bu yana aynı tezgah. Doğrudan satış yapıyor — bir yün atkı için iki hafta, bir battaniye için altı ay. Bu süreyi fiyata yansıtmıyor tam olarak; çünkü hâlâ pazarın mantığıyla değil zanaat mantığıyla çalışıyor.

Meyhaneci Marco ise — osteria sözcüğünü kullanıyor kendisi — Castel di Sangro'da dedesinin lokantasını yönetiyor. Menü haftalık değişiyor ve Abruzzo mutfağının kışlık eksenine sadık: kuzulu makarna, mercimek çorbası, fırın mantarlı sac yemeği. Rezervasyon telefonda, nakit ödeme. Wi-Fi yok, zaten sorulmaz.

Abruzzo'nun dağ köyleri bir nostalji müzesi değil; başka bir hız seçiminin canlı coğrafyası.

Selin Devrim

Bu köylere nasıl ulaşırsınız? Roma'dan Pescara'ya tren, oradan araba kiralama — yaklaşık 3-3.5 saat. Toplu taşımayla zaman alan ve güç bir coğrafya; bu da bölgenin günübirlik ziyaretçi çekmemesinin yapısal nedeni. Konaklama seçenekleri: Sulmona'da küçük ama iyi düzenlenmiş birkaç butik pansiyonu var; bazı köylerde agriturismo olarak sunulan tarım evleri.

İtalya'nın kıyı rotaları ve büyük şehirleri çeken her şeyi çekiyor. Abruzzo bu ağırlığın dışında duruyor — kasıtlı olarak değil, sadece kendi işiyle meşgul olduğu için. Luca, Giovanna, Caterina ve Marco bunu bir başarı olarak görmüyor; onlar orada sadece var.

  • abruzzo
  • italya
  • zanaat
  • dag-koyleri
  • slow-travel