SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Seyahat

Mudurnu'da Cuma Namazı Sonrası: Arasta Hâlâ Ayağa Kalkıyor

Bolu'nun bu küçük kasabasında esnaf, yedi yüz yıldır cuma namazından sonra dükkânının önünde toplanıp aynı duayı okuyor. Mudurnu'nun asıl görülecek yeri bir bina değil, bu birkaç dakikalık ses.

· Seyahat Editörü · · 3 dk okuma
Mudurnu'da ahşap cumbalı tarihi evlerin sıralandığı dar bir arasta sokağı

Mudurnu'ya cuma günü gidin. Tavsiye değil, neredeyse bir uyarı: kasabayı asıl anlatan şeyi başka bir gün yakalayamazsınız. Bolu'nun güneyinde, dağ aralarına sıkışmış bu küçük ilçeye vardığınızda önce dar sokakları, ahşap cumbalı evleri, çarşının daralan ağzını görürsünüz. Sonra öğle ezanını beklersiniz. Cuma namazı bitip cemaat dışarı çıktığında, çarşıdaki esnaf dükkânının önünde ayağa kalkar ve hep bir ağızdan bir dua okumaya başlar. Birkaç dakika sürer. Bitince herkes işinin başına döner. Görmeye geldiğiniz şey budur.

Bu duanın adı esnaf duası. Mudurnu'da yaklaşık yedi yüz yıldır okunuyor; yani kasaba bu geleneği bir festival için diriltmedi, hiç bırakmadı. Kaynağı Ahilik: Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu esnafını bir arada tutan, ustayı kalfaya, kalfayı çırağa bağlayan, ticareti bir ahlak meselesine çeviren lonca düzeni. Çoğu yerde Ahilik tarih kitaplarına çekildi. Mudurnu'da çarşının içinde, sesli ve canlı kaldı.

İki ayrı çarşı, tek dua

Duanın okunuşunda gözden kaçan bir ayrıntı var. Mudurnu çarşısı tek parça değil; merkez çarşı ile demirciler çarşısı ayrı yerlerde. Dua bu iki noktada aynı anda okunur. Merkez çarşıda esnaf ayakta durup amin der; demirciler ise kendi tezgâhlarının başında, oturarak karşılık verir. Sebebi pratik: demircinin işi ateş ve örstür, her seferinde kalkıp toplanması işin doğasına aykırı. Gelenek bu farkı silmemiş, içine almış. Dua herkesi aynı kalıba sokmaz; herkesi olduğu yerden çağırır.

Bunu yerinde duyduğunuzda fark edersiniz ki olan şey bir tören değil, bir mutabakat. Esnaf o birkaç dakikada birbirine kazığı olmadığını, ölçüde tartıda doğru durduğunu, komşusunun da öyle olduğunu hatırlatır. Sonra herkes geri döner; biri kumaş açar, biri demir döver, biri çay tazeler. Anlam tam da bu sıradanlıkta. Dua bittiği anda kasaba olağan hâline döndüğü için inandırıcıdır.

Mudurnu'da gelenek sahnede durmaz. Cuma duası biter bitmez esnaf işinin başına döner; asıl gösteri, gösteri olmamasıdır.

Ahşabın belediği bir kasaba

Duayı beklerken gözünüz boş durmaz, çünkü Mudurnu'nun evleri başlı başına bir konu. Batı Karadeniz'in ahşap sivil mimarisinin en derli toplu örneklerinden biri burada. Üç katlı konaklar taş temel üzerine ahşap iskeletle yükselir; sokağa taşan cumbalar, ahşap tavan göbekleri, sofaya açılan odalar bu evlerin ortak dili. Alt kat genelde taş ve sağır, üst katlar açık ve pencerelidir; aile yukarıda yaşar, sokakla cumbadan konuşur. Plan tesadüf değil, bir hayat tarzının kâğıda dökülmüş hâli.

Bu evler bugün hâlâ ayakta, üstelik çoğu yıkılıp yerine beton kondurulmadan. Mudurnu'nun 2015'te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 'Tarihî Lonca Kasabası' adıyla girmesinin sebebi de bu: Ahilik geleneğiyle birlikte korunmuş kentsel doku. Geçici liste bir garanti değil, bir aday gösterme; ama Mudurnu söz konusu olduğunda en azından şunu söylüyor: burada korunan şey tek tek binalar değil, bina ile esnafın, çarşı ile duanın hâlâ birbirine bağlı durması.

Çarşının ucundaki cami ve hamam

Çarşının bittiği yerde Yıldırım Bayezid Camii durur. Kaynaklara göre cami, henüz şehzadeyken Bayezid tarafından 1382'de yaptırılmış; yanındaki hamamla aynı dönemden. Mimari tarih meraklıları için caminin ayrı bir önemi var: Osmanlı'nın tek kubbeli, sade cami planının erken örneklerinden sayılıyor. İçeri girince süsten çok ölçüyü fark edersiniz; tek bir kubbenin altında toplanmış, gösterişe değil oturmaya kurulmuş bir mekân.

Hamam ise çoğu ziyaretçinin atladığı bir durak. Aynı yıllara dayanıyor ve klasik çifte hamam düzeninde kurulmuş: bir tarafı erkekler, öbür tarafı kadınlar için. Camiyle hamamı yan yana koymak Osmanlı kasaba kurgusunun temel mantığıdır; ibadetle temizlik, manevi ile bedeni aynı avluda buluşur. Mudurnu'da bu ikili hâlâ birbirinin yanında duruyor, ki bu da kendi başına az rastlanır bir şey.

Gitmeden önce

Mudurnu'yu bir günde gezmek mümkün, ama günü doğru seçmek gerekiyor. Cuma duasını görmek istiyorsanız öğle namazından önce çarşıda olun ve esnafa duanın okunup okunmayacağını sorun; düzenli bir gelenek olsa da hava, mevsim ve cemaate göre saat oynayabilir. İkincisi, kasaba Abant'a yakın; Abant rotasına bir gün eklemek isteyenler için makul bir sapma, çünkü ikisi aynı coğrafyanın içinde. Üçüncüsü ve en önemlisi: bu duanın sürmesi, çarşının çalışmasına bağlı. Mudurnu'da bir bakırcıdan, bir manavdan, bir terziden alışveriş etmek hediyelik bir jest değil; o esnafın gelecek cuma da dükkânının önünde durmasını mümkün kılan şeyin kendisi.

  • Mudurnu
  • Ahilik
  • Batı Karadeniz