SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Seyahat

Taş Ustasının Çekici

Bir Ege köyünde, yaz kalabalıkları çekildikten sonra taş işçiliğinin zamana direnen inceliğini dinledik: Gürültünün ardında kalan o başka türlü konfor.

· Seyahat Editörü · · 2 dk okuma
Ege'de bir taş evin el işçiliğiyle örülmüş duvar detayı, sabah sisi içinde

Eylül ortası, Ege'nin iç kesimlerinde bir köy. Sabah sisi taş evlerin üzerine çökerken duvarların dokusu belirginleşiyor. Yazın koşturmacası, plajların uğultusu, dar sokaklarda yankılanan turist kahkahaları geride kaldı. Artık tek ses, bir avlunun ardından gelen çekiç vuruşları. Köy boşaldığında değil, kendi işine döndüğünde asıl yüzünü gösteriyor; bir yerin derin nefes aldığı an bu.

Zanaatın İzinde

Köyün eski ustalarından Mustafa, altmış yıldır aynı ocaktan çıkardığı kireç taşıyla ev örüyor. Elleri taşın her kıvrımını tanıyor. "Bu duvarı yaparken acele etmezsin," diyor, "taş sana nereye oturacağını söyler." Sözleri yavaş seyahatin ritmiyle örtüşüyor: Bir yere ait olmak oradan geçmek değil; harcı, taşın soğukluğunu, ustanın nefesini avucunda hissetmek.

Taş sana nereye oturacağını söyler; sen yalnızca acele etmemeyi öğreniyorsun.

Selin Devrim, Sevanthe

Bu köylerde lüks, spa küvetlerinde ya da sonsuzluk havuzlarında değil. Taşın işlenişinde, bir duvarın yıllara meydan okuyuşunda, pencereden süzülen ışığın yüzeyde dağılışında. Mustafa'nın ördüğü evler yazın sıcağını içeri almaz, kışın soğuğunu dışarıda bırakır; iklimlendirmeye değil, yüzyıllık bilgiye yaslanır. Sürdürülebilir lüksün en yalın hâli bu: Greenwashing'in ötesinde, toprağa ve emeğe saygı.

Sezon Dışı Gerçekliği

Yaz aylarında bu köyler Instagram turizminin istilasına uğruyor. Dar sokaklar poz vermek için sıraya giren ziyaretçilerle doluyor; taş duvarlar filtreli fotoğrafların fonu olmaktan öteye geçemiyor. Oysa sezon dışı taşın kendi sesini geri veriyor. Kalabalıklar çekildiğinde mekânın ruhu nefes almaya başlar. Mustafa'nın atölyesinde çekicin taşa vuruşu bir meditasyon ritmiyle tekrar ediyor. Paket turların "emanet zihniyeti"nden uzak, sahici bir karşılaşma bu.

Köy kahvesinde otururken Mustafa'nın çırağı genç Ali gülümseyerek, "Turistler gidince biz de insan olduğumuzu hatırlıyoruz," diyor. Sözleri aşırı turizmin yarattığı kültürel yorgunluğu özetliyor. Burada lüks bir fincan adaçayının sıcaklığında, sobanın çıtırtısında, duvarlardan sızan tarihte. Belirleyici olan yıldız sayısı değil, mekânın kendisi.

Bir yere ait olmak, taşın soğukluğunu avucunuzda hissetmekle başlar.

Mustafa, taş ustası

Zanaatın Geleceği

Mustafa'nın elleri artık eskisi kadar güçlü değil, ama gözleri hâlâ taşın içindeki evi görüyor. Ali bu mirası devralmaya hazırlanıyor; onun mücadelesi gelenekle modernlik arasında geçiyor. "Turistler taş ev istiyor, ama çoğu betonarme taklidi," diyor. Hakiki taş işçiliği sabır ve sabit bir el ister; dünya ise hıza ve gürültüye teslim olmuş durumda. Yine de umut var: Yavaş seyahat bilinci yayıldıkça bu köyler hak ettikleri ilgiyi görecek.

Akşam çökerken köyün üzerine bir kez daha sis iniyor. Mustafa atölyesinin kapısını kapatırken, "Yarın yine gel," diyor. "Taş konuşmaya devam edecek." Bu davet sezon dışı seyahatin özünü taşıyor: Acele etmeden, dinleyerek, ait olarak. Karbon ayak izini hesaba katan, özel jetlerin günah çıkarma ofsetlerine sırt çeviren gezgin için burası koca bir konfor.

  • yavaş seyahat
  • taş işçiliği
  • Ege
  • sezon dışı
  • zanaat