Gayrimenkul
Ormanın Kenarında Bir Ev: Sergison Bates'in RIBA Stirling Kısa Listesindeki Fairmead
Epping Ormanı'nın hemen bitişiğine yerleştirilmiş bu aile evi, 4,5 metrelik bir yaşam hacmi ve geleneksel koridor yerine kalın duvarlar arasındaki derin eşiklerle küçük planın nereye kadar gidebileceğini gösteriyor. RIBA Stirling Prize 2026 kısa listesindeki Fairmead, gösterişsiz bir özgüven taşıyor.

Epping Ormanı'nın güney ucunda, Essex'in High Beach köyüne bağlanan bir yolun kenarında duruyor. Dışarıdan bakıldığında öne çıkmıyor — zaten çıkmak istemiyor. Sergison Bates'in uzun süreli bir müşteri iş birliğiyle tasarladığı House at Fairmead, bu mütevazı tavrını mimari bir karar olarak benimsiyor. Cephede farklı biçimlerde ve boyutlarda pencereler sıralı bir ritim tutturuyor; bu ritim sertliğe değil, dikkate işaret ediyor.
Yapı, ısı yalıtımlı kil bloklardan örülmüş, iç yüzeyleri kireç sıvalı. Bu seçim teknik bir kararın ötesine geçiyor: kil blok, betona kıyasla ısıyı daha yavaş çeker ve daha yavaş bırakır; bu da mevsim geçişlerinde dışarıdan müdahale ihtiyacını azaltıyor. Duvarlar kalın tutulmuş — depolama, tesisat ve gömme bir asansör bu kalınlığın içine yerleştirilmiş. Plan 'kompakt' denen türden; ama bu kompaktlık, kentin küçük parseline sıkıştırılmış bir çözüm değil, bilinçli bir tercih.
Evin kalbinde 4,5 metrelik bir yüksekliğe sahip yaşam hacmi var. Zenithal ışık buraya düşüyor; sabah ve öğleden sonra ışığın rengi değişiyor. Sergison Bates, bu hacmi koridorlardan değil, duvarlar arasındaki derin eşiklerden — 'deep thresholds' — ulaşılan bir dizi odanın merkezi olarak kurgulamış. Bir odadan diğerine geçmek, dar bir kapıdan sıyrılmak değil; kalın bir duvarın içinden geçen kısa bir deneyim. Bu fark, kağıt üzerinde önemsiz görünüyor; yaşandığında ev başka bir şeye dönüşüyor.
RIBA Doğu Ödülü ve RIBA Ulusal Ödülü'nün ardından Stirling Prize 2026 kısa listesine giren Fairmead, aynı listede Paddington Square (Renzo Piano) ve iki Cambridge koleji projesinin yanında yer alıyor. Bu, evin kendisinin altında kalmadığı anlamına geliyor. Ama Stirling'in kendi iç tartışması da burada beliriyor: kamusal binalar ile özel konut, aynı zemine mi oturur?
Ben konutun Stirling için güçlü bir aday olduğunu düşünüyorum — ama gerekçe ölçek değil, kararlar. Fairmead'in mimarisi, müşteriye 'büyük' yerine 'doğru' sorusunu soran bir pratikten geliyor. Bu pratik, Türkiye'de çok az karşılaştığımız bir şey. Burada konut büyüklüğü hâlâ bir değer ölçütü; Fairmead ise tam tersini öneriyor: her metrekarenin bir gerekçesi olmalı.
Cephedeki brickwork — hem boyut hem biçim olarak farklılaşan tuğlalar — bakışa izin veriyor. Genellikle bu tür tuğla oyunları dekoratif bir katmana dönüşür; burada işlevsel bir neden taşıyor: güneş yönüne göre gölge açıları hesaplanmış, belirli bölümlerde havalandırma boşlukları bırakılmış. Cephe, binanın içini okuyor.
Stirling'in kazananı Ekim'de açıklanacak. Fairmead kazanmasa da bu listeye girmesi, küçük ölçekli konutun mimari söylemde aldığı yeri gösteriyor. Bu, son yıllarda seyrekleşen bir şey. Büyük bütçeli, büyük ölçekli, büyük medya çıkışlı yapılar ödüllere egemen oldu. Fairmead, bu egemenliğe sessizce itiraz ediyor — ve benim gözümde bu, yapının en güçlü özelliği.
Ormanın bitişiğinde olmak, doğayla barışık olmak demek değil. Ama Fairmead bu meseleyi estetik bir cümleye indirgememiş. Yapının enerji davranışı, plan mantığı ve malzeme seçimi, orman kenarında yaşamak ne demektir sorusuna somut yanıtlar üretiyor. Bu soruyu soran çok az ev var.