Gayrimenkul
Kilise, Fabrika, Kolej: Haworth Tompkins Cambridge'de Altı Yapıyı Tek Bir Dil Altında Birleştirdi
Pembroke College'ın 14. yüzyıldan bu yana en büyük genişlemesi, yıkmak yerine okumakla başlıyor. RIBA Stirling Ödülü 2026 kısa listesindeki bu proje, Haworth Tompkins'in karmaşık siteyle müzakeresinin belgesi.

Cambridge'de Mill Lane'de bir kilise var. Ya da vardı, daha doğrusu: United Reformed Church artık ne kilise ne de boş bir bina — Pembroke College'ın esnek bir konser ve etkinlik salonuna dönüşmüş durumda. Kulesinde bir tırmanma tesisi var. Bu tek cümle, Haworth Tompkins'in bu proje için verdiği kararların ruhunu oldukça iyi özetliyor.
Pembroke Mill Lane, Cambridge'deki kolej mimarisi söz konusu olduğunda alışılmışın dışında bir genişleme. 14. yüzyıldan bu yana kolej için en büyük büyüme hamlesi; ama yıkıp yeniden başlamak yerine, mevcut altı yapıyı — eski kilise, eski endüstriyel binalar, 20. yüzyıl eklentileri — tek bir mimari dilin altında birleştirmekle başlıyor. RIBA bu yaklaşımı geçen ay Stirling Ödülü 2026 kısa listesine taşıdı.
Meşe: Dekorasyon Değil Yapısal Argüman
Projenin omurgasını oluşturan malzeme meşe — ama sıradan bir ahşap tercihi değil. Haworth Tompkins, Fransız meşesinden üretilmiş glulam kirişleri farklı yapılar arasında görünür bir köprü ve fuaye olarak kullanmış. Üç binanın bir arada okunmasını sağlayan bu fuaye, aynı zamanda kolej ziyaretçisini yönlendiren bir kamusal geçit işlevi görüyor. Yan yapılarda Avusturya spruce CLT döşemeler ve solid meşe kaplama hacimleri bu dili destekliyor.
Burada dikkatimi çeken şey malzeme bütünlüğünün bir dekorasyon meselesi olarak değil, yapısal bir argüman olarak işlenmesi. Haworth Tompkins kilisenin orijinal tuğla duvarlarını içten neredeyse dokunmadan bırakmış; yeni ahşap çerçeve içeri girdiğinde iki katman arasındaki görsel gerilim ortadan kalkmıyor — aksine korunuyor. Eski ile yeninin birbirini örtmeye çalışmadığı, yan yana durduğu bir diyalog bu. Restorasyon ile mirasın gerçek anlamda buluştuğu an genellikle bu gerilimin kabulünde yatıyor.
Site, RIBA 2026 Doğu Bölgesi jürisinin deyimiyle, daha önce 'geçirimsiz' bir alandı: sokaktan girilemeyen, şehirle bağlantısı koparık bir yapılar topluluğu. Proje bu geçirimsizliği tersine çeviriyor. Kilise avlusundan kuyruğu uzanan yeni kamusal bağlantı, hem kolej öğrencilerini hem de şehir sakinlerini birleştiren bir doku örüyor. Bunu başarmak için mimarların imar kısıtlamaları, tarihi bina anlaşmaları ve birden fazla yapı birliğiyle aynı anda müzakere etmesi gerekmiş.
Kilisenin kulesindeki tırmanma tesisi ise beni duraksattı. İlk duyduğumda hafif alaycı bir tepki verdiğimi itiraf edeyim — bir İngiliz kampüs kilisesinin gotik kulesine bouldering duvarı mı? Ama mimari kararlarda bazen en yabancı görünen hamle, aslında en dürüst olanıdır. Kule artık yalnızca nostalji için ayakta durmuyor; kullanan, içinde hareket olan, nefes alan bir mekân. Tarihî yapıların kapalı müzelere dönüşmesine karşı en iyi argüman bu: kullanım, korumadan daha güçlü bir süreklilik biçimidir.
Stirling 2026 kısa listesi bu yıl yeniden dönüşüm mimarisine yoğunlaşmış izlenimi veriyor: BEAM Hertford'da Bennetts Associates'ın retrofit kararı, Pembroke Mill Lane'de Haworth Tompkins'in çok katmanlı yorumu. Listedeki altı projeyi birlikte okuduğumda, yeni yapı değil yeniden yazı gibi bir eğilim görüyorum — sıfırdan değil, mevcut olanı derinlikle okuyarak başlamak. Bu eğilim benim için estetik bir tercih değil, bir ahlak meselesi: malzeme israfından çok daha kritik olan şey, var olan yapıların taşıdığı anlatının silinmesi.