Gayrimenkul
Salone Raritas: Milan'ın En Büyük Fuarı Koleksiyon Tasarımını Keşfetti
64. Salone del Mobile'de bu yıl yeni bir bölüm açıldı: Salone Raritas. Formafantasma'nın mekânsal tasarımı, 25 galerinin kürasyonu ve el sanatlarının sahne alması. Bu, bir fuar standının değil; bir düşünce biçiminin tanıtımıydı.

Salone del Mobile'i bir sabır sınavı olarak tanımlarım; 169.000 metrekarede yüzlerce stand, binlerce yeni ürün, çılgın bir enerji. Yıllar içinde öğrendim: o kalabalıkta gerçeği bulmak için giderek daha küçük alanlara yoğunlaşmak gerekiyor. Bu yıl küçük ama gerçek olan, 11. Pavilion'ın bir köşesinde mütevazı bir tabelayla bekliyordu: Salone Raritas.
Bir Mimari Fener Olarak Tasarlanmış Alan
Formafantasma — Andrea Trimarchi ve Simone Farresin ikilisi, daha önce Glasgow Uluslararası, Milan'ın Triennale'si gibi kurumlarda sergi tasarımıyla tanınmış — bu alan için 'büyük bir mimari fener' metaforunu kullandı. Modüler adalar şeklinde düzenlenen mekân, her galerilerin kendi kimliğini ifade etmesine olanak tanırken kolektif bir anlatı da kuruyordu. Sergileme mobilyaları ham malzeme yüzeyleriyle tamamlanmış; doğal elyaf, kaba ahşap, işlenmemiş taş. Bunlar, içlerindeki nesneleri gölgelemiyor; aksine, zemin oluşturuyor.
Küratör Annalisa Rosso'nun seçtiği 25 katılımcı arasında Nilufar, Draga & Aurel ortaklığıyla üretim yapan Salviati ve Brun Fine Art gibi isimler vardı. Beni asıl çarpan, antika tüccarları ile sınırlı sayıda koleksiyon üreticilerinin yan yana durması. Bir Barock dönem sandalyesi ile çağdaş bir seramik serisi aynı zeminde oturuyordu; ve bu oturma, garip değil doğaldı. Raritas'ın vermek istediği mesaj da buydu: nadirlik zamana değil, niyete bağlıdır.
Koleksiyon Tasarımı Neden Önemli
Kitlesel üretimin ulaşamadığı bir hakikat var: nadirlik, yalnızca sınırlı sayı değil, belirli bir el'in kalıcı izinin maddeleşmesidir.
Fuar zemini genellikle 'yeni nedir, farklı nedir' sorusunun alanıdır. Salone Raritas ise 'gerçek nedir, kalıcı nedir' sorusunu soruyor. Bu iki soru çakışmıyor; biri diğerini dışlamıyor. Ama ikinci soruyu fuarın içinde sormak, hem cesur hem de zamanlaması doğru bir karar. Tasarım piyasasında koleksiyon parçaları, 2020'lerin ortasından itibaren ciddi bir değer artışı yaşıyor; bu hem yatırım hem de zevk meselesi. Ancak Raritas bunu finansal bir çerçeveyle değil, kültürel bir çerçeveyle sunmayı tercih etti. Fark önemli.
Türkiye bu alana ne zaman katılacak? Anadolu'nun çini, tekstil, el dokuması ve ahşap geleneği, en az Murano camı kadar sahaya çıkma hakkına sahip. İstanbul'daki birkaç galeri son yıllarda bu mesafeyi kapamak için adım atıyor; ama henüz sistematik bir kürasyon kültüründen söz etmek güç. Raritas bu yıl küçük ama sağlam bir kapı araladı. Kim girecek, hâlâ bilinmiyor.
