Gayrimenkul
Pritzker Sonrası Smiljan Radić: Kırılganlık Estetiği Büyük Ölçekte Ne Anlama Gelir?
Şilili mimar Mart 2026'da mimarlığın Nobel'ini aldı. Asıl mesele ödül değil: kırılganlık felsefesini büyütürken nasıl korursunuz?

Pritzker Ödülü jürisi Mart 2026'da Smiljan Radić Clarke'ı seçerken şunu yazdı: 'Belirsizlik, malzeme denemeleri ve kültürel belleğin kesişim noktasında duran bir mimarlık.' Bu cümleyi bir kereden fazla okudum. Çünkü jürinin bir kazananı tanımlarken nadiren bu kadar doğrudan bütünlüklü bir felsefeyi işaret ettiğini görürüm.
Radić'in en bilinen konutu, Vilches, Şili'deki 'Dik Açının Şiiri Evi' (2010-2012), Le Corbusier'in soyut resimlerinden ilham alıyor. Siyah boyalı beton duvarlar, yükselen çatı pencereleri, cedar ahşap iç kaplamalar. Bu malzeme seçimi raslantı değil; Radić'in tüm pratiksel yerleştirmeleri, yapının sert dış kabuğu ile yumuşak iç dünyası arasındaki gerilimden güç alır. Taş üzerine oturan fibreglas kabuğuyla inşa ettiği 2014 Serpentine Köşkü de aynı mantığı, kamusal ölçeğe taşıdı.
Ödülün Getirdiği Baskı: Büyüme Zorunluluğu
Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor: Pritzker'den sonra ne olacak? Zaha Hadid 2004'te ödülü aldığında zaten kurumsal bir mimarlık makinasının başındaydı. Peter Zumthor 2009'da aldığında kasıtlı olarak küçük ve yavaş kalmayı seçmişti — ve bu seçimi onu hem eleştiriden korudu hem de tutarlılığını güvende tuttu. Radić'in sorusu farklı: Şili'de 1995'ten beri süren, küçük ölçekli ve şiirsel pratikten söz ediyoruz.
Bu soru mimari etik açısından önemli, çünkü Radić'in mimarisinin en belirleyici özelliği tam da ölçeğin küçüklüğüdür. Yapılar, bedenin fark edeceği ölçekte kurulmuş. İnsan kendini o mekânda büyük değil, tam hissediyor. Bu duyguyu 50.000 metrekarelik bir programda sürdürmek başka bir disiplin gerektirir.
Radić'in mimarisinin en belirleyici özelliği ölçeğin küçüklüğüdür. Bu duyguyu büyük ölçekte sürdürmek başka bir disiplin gerektirir.
Radić, yıllar boyunca Şili'de bölgesel, kültürel ve ekolojik bağlama derin bir sadakatle çalıştı. Tiyatro binası Concepción'da, kıyı köyü projesi San Pedro de La Paz'da — bunlar belirli bir toprağın mimarisi. Pritzker'den sonra bu toprak bağını globalize edilmiş siparişler içinde korumak, sadece estetik bir sorun değil, ahlaki bir sorun.
Bu soruyu sormak, Radić'in değil, Pritzker'in soru işaretidir. Ödül sistemi, küçük ve derin pratikleri tanırken, aynı zamanda onlara büyüme baskısı uyguluyor. Radić bu baskıya nasıl yanıt verecek, önümüzdeki beş yılda göreceğiz. Ama şimdiden şunu söyleyebilirim: 'kırılganlık estetiğini' endüstriyel inşaat sürecine entegre etmek zordur.
Radić'e şanslar diliyorum. Ve dürüst olmak gerekirse, biraz da izleme keyfi.