Moda
Klausner'ın Van Noten'i: Bir Dilin Devri
Dries Van Noten'den ayrılmak mümkün değil — ama Julian Klausner, ilk erkek giyim koleksiyonuyla bu imkânsızın içinde kendi yerini buluyor.

Haziran 2026'da Paris Erkek Modası'nda Julian Klausner'ın Dries Van Noten için ilk erkek giyim koleksiyonunu izledim. Klausner, 2018'den bu yana Van Noten'in yanında çalışmış; ama bu yakınlık, işi kolaylaştırmadı — tam tersine netleştirdi. Bir kurucu gerçekten çekilince ne kalır? Estetik dil mi? Kumaş arşivi mi? Yoksa karar verme biçimi mi?
Van Noten, 2024 sonunda etkin rolden çekilmişti. Alışılmadık bir veda seçti: sessiz, kademeli, mülkiyet transferi yerine yaratıcı geçiş. Klausner, dışarıdan getirilen birisi değil; evin içinde büyüyen biri. La Cambre mezunu, Thom Browne ve Maison Margiela'da staj yapmış, sonra Van Noten'in womenswear ekibine katılmış. Bu özgeçmiş, sürekliliğe işaret eder — ama moda dünyasında süreklilik, ne kadar çok şeyi saklayabildiğinizle değil ne kadar az şeyi kaybettiğinizle ölçülür.
Denizci Yakası ve Erkek Bedeninin Yeniden Düzenlenmesi
Koleksiyonun açılış tertibi, denizci yakalı gömlekler ve cummerbandlardı. Pareo-benzeri örtülerle tamamlanan, erkek bedenini sarıp sarmalayan ama asla kısıtlamayan bir giyinme mantığı. Van Noten'in womenswear silüetleri burada erkek giyimine geçiyor — ama kopyalanmış değil, yeniden düşünülmüş. Bir erkek bedenini bu kadar yumuşak ve hassas bir dikkatle saran Dries Van Noten koleksiyonu hatırlamıyorum. Bu, Klausner'ın kendi gözü.
Tailoring keskin kalmış. Bunu teslim etmek gerekiyor: Van Noten'in baskı ve renk efsanesi, temelde çok iyi bir terzilik anlayışının üzerinde taşınırdı. Klausner bu temeli bozmamış; sadece üzerindeki katmanları hafifletmiş. Ceket kenar çizgileri temiz, omuz doğal, iç yapı görünür değil ama hissedilir. Boyu kesimi doğru oturtuyor; bu, bir elbise söz konusu olduğunda teknik sınavın ta kendisidir.
Peki baskılar? Van Noten için baskı, bir tercih değil bir söylemdi; dünya edebiyatından, Hindistan kumaş geleneğinden, Orta Avrupa çarşı kültüründen beslenen bir repertuvar. Klausner, bu repertuarı terk etmedi — ama daha az söylüyor. Bazı gözlemciler bunu 'kısılmış bir ses' olarak okudu. Ben bu değerlendirmeyi aceleye gelmiş buluyorum. Bir dilin ilk çıktığı sezon, söz dağarcığını değil dili mi ölçmeliyiz?
Bir kurucu devredilmez. Ama miras, olduğu yerde durmak zorunda da değildir — hareket eden bir şeydir, defalarca kurulmaya ihtiyaç duyan.
SS27 koleksiyonu, devrimci olmak yerine dürüst olmayı seçti. Bu, Klausner'ın kaçındığı bir cesaret değil, benimsediği bir tutum. Terzinin önünde duran sorular nettir: Bu evin sesi nasıl bir frekansta çıkar? Ben o frekansı tutabilir miyim? İlk kez sahneye çıkan bir koreografın sormak zorunda olduğu şeyler bunlar — ve Klausner, soruları sahneye yansıtmak yerine yanıtlarını aramayı tercih etti. Haziran'daki o salonda, Van Noten'in hayaleti bütün koltuklara yayılmıştı. Klausner, bununla barışık görünüyordu.