SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Mücevher & Saat

Boghossian'ın Metalsiz Taşları: Inlay'den Kissing Diamonds'a Bir Mühendislik İnadı

Boghossian, bir taşı altınla değil başka bir taşla tutmakta direniyor. Inlay'den Kissing Diamonds'a, Merveilles'in görünmez altın iskeletine: mücevheri bir mikro-mühendislik problemine çeviren bir hanenin hesabı.

· Mücevher & Saat Editörü · · 3 dk okuma
Bir loupe altında, metal pençesiz biçimde birbirine değen iki kesilmiş değerli taşın yakın çekimi

Bir mücevhercinin tezgâhında en çok konuşulmayan şey metaldir. Pırlanta parlar, yakut kızıllaşır, kadran döner; ama hepsini ayakta tutan o ince pençe, o kapalı yuva, o altın tırnak görünmez kalsın ister. Boghossian bu yazısız kuralı tersine çevirmiş. Cenevre merkezli, İpek Yolu'nun ortasından doğmuş, altı kuşağı aşan bu hane yıllardır tek bir soruyla uğraşıyor: bir taşı metale hiç başvurmadan, yalnızca başka bir taşa yaslayarak yerinde tutabilir misin?

Soru kulağa zarafet meselesi gibi geliyor. Aslında saf mühendislik. İki taşı birbirine değdirip orada tutmak, görünmeyen bir iskeletle yükü dağıtmak, kesimin her açısını komşu taşın geometrisine göre hesaplamak; bunlar bir kuyumcunun değil, neredeyse bir yapı mühendisinin işi. Boghossian'ın asıl imzası, ışıltıdan önce bu görünmez hesapta saklı.

Inlay: bir taşın içine oyulan başka bir taş

Hikâye 2008'de, 'Art of Inlay' tekniğiyle başlıyor. Marangozun ahşaba ahşap kakması gibi, burada da bir taş bir başkasının içine yerleştiriliyor. Ama ahşap affeder, taş affetmez. Daha büyük taşın yüzeyine, içine oturacak taşın profilini tam karşılayan bir yatak oyuluyor; iki yüzey o kadar hassas eşleşiyor ki aralarında ne boşluk ne de metal kalıyor. Bakan göz tek bir parça görüyor: zümrütün içinden yükselen pırlanta, sanki iki taş aynı sıvıdan donmuş gibi. Kakma sırasında milimetrenin kesiri kadar bir sapma, altta kalan taşı çatlatmaya yeter. Bu yüzden Inlay parçaları haftalar süren bir sabır işi; hane bu zaman yoğun zanaatı, mikro-mozaik ve telkari gibi neredeyse unutulmuş tekniklerle çalışan küçük bir usta ekibine emanet ediyor.

2009'da bu mantık bir adım öteye gidiyor. 'Kissing' tekniğinde iki taş artık birbirinin içine girmiyor; birbirine değiyor. Büyük beyaz bir pırlantanın üzerinde duran pembe bir pırlanta, ya da bir rubellitin üstüne yaslanmış parlak kesim bir elmas, görünür hiçbir metal olmadan öpüşür gibi temas ediyor. Üstteki taş havada asılı kalmış izlenimi veriyor. Pençe yok, yuva yok; yalnızca iki yüzeyin birbirini bulduğu o tek nokta var.

Boghossian'ın sorusu zarafet değil, statik: bir taşı metale hiç dokunmadan, yalnızca komşusunun gerginliğiyle yerinde tutabilir misin?

Merveilles: görünmez iskeletin gerginliği

Bu inadın en uç noktası 2016'da geliyor. Dört yıl süren bir geliştirmenin ardından tanıtılan ve patentlenen 'Merveilles' tekniği, altını tümüyle silmek yerine onu görünmezleştiriyor. Taşların altında, gözün asla yakalayamadığı ince bir beyaz altın çekirdek var; öyle zayıf ki kendi başına bir şey taşıyamaz. Yükü asıl üstlenen, yan yana dizilmiş taşların birbirine uyguladığı gerginlik. Parlak kesim pırlantalar bu çekirdeğin dört bir yanına oturuyor ve birbirlerini iterek, kesintisiz bir ışık akışı içinde sabit kalıyor. Sonuç, taşların boşlukta yüzdüğü yanılsaması; ama altta, mühendislik dilinde 'tensioned setting' dediğimiz, kuvvetlerin hassasça dengelendiği bir sistem işliyor.

Burada güzelliğin bedeli risktir. Klasik pençe bir taşı dört yandan kavrar, hata payı bağışlar. Gerginliğe dayalı bir kurguda her taş hem yük taşır hem de komşusunun yükünü dengeler; biri yanlış kesilirse zincir bozulur. Bu yüzden Merveilles parçaları seri üretime kapalı. Boghossian'ı yöneten beşinci ve altıncı kuşak taş uzmanları, her parçayı tekil bir problem gibi ele alıyor: hangi taş hangi açıyla kesilecek, gerginlik nereden gelecek, görünmez çekirdek nereye gizlenecek.

Mineli, telkarili o eski tekniklerle aynı tezgâhı paylaşan bu hesap, mücevheri bir vitrin nesnesinden çıkarıp bir disipline yaklaştırıyor. PAD Geneva gibi sanat ve tasarım fuarlarında Boghossian parçaları bir tablonun yanında, koleksiyonluk birer tekil yapıt olarak duruyor; çünkü konuştukları dil dekorasyon değil, çözülmüş bir problem.

Çoğu haute joaillerie hanesi taşı altının içine kapatır. Boghossian altını saklayıp taşı meydana çıkarıyor. Bir loupe'la baktığınızda göreceğiniz şey de bu: pençenin değil, iki taşın temas ettiği o ince çizginin nasıl ayakta durduğu. Asıl ustalık, gözden kaçırılması en kolay yerde duruyor.

  • mücevher
  • Boghossian
  • haute joaillerie
  • zanaat