Mücevher & Saat
Van Cleef & Arpels'in Mısır'ı: 107 Karatlık Zümrüt ve Antik Polykromi
'Fascinating Egypt' koleksiyonu, Van Cleef & Arpels'in dört yıllık çalışmasının ürünü: 180 parça, sugarloaf zümrütler, doğal inci, lapis lazuli ve 10 Kolombiya zümrüdünden toplam 107,37 karat. Ama asıl mesele taşların ağırlığından önce renklerin birbirini nasıl tuttuğunda.

Sugarloaf kesim, yani şekeri andıran yüksek kubbeli keson kesim, facet sanatı ortaya çıkmadan önce değerli taşlara uygulanan en yaygın biçimdi. Bir taşı kesip yüzler açmak yerine yuvarlak yüzeyin ışığı dağıtma biçimiyle yetinmek, hem daha eski hem de farklı bir optik deneyimdir. Sugarloaf zümrüt, iç bahçesini — inclüzyonlarını, derinliklerdeki klorit öbeklerini — dışarı yansıtmak yerine saklar. Bu 'bahçe', Fransız mücevher terminolojisinde jardin olarak anılır ve değer biçimini tersine çevirir: facet kesimde içerisi ne kadar temizse o kadar değerliyken, sugarloaf zümrütte o iç dünya bazen taşın kimliğinin ta kendisidir.
'Fascinating Egypt' koleksiyonunun en dikkat çeken parçalarından birinde, toplam 107,37 karat ağırlığında on Kolombiya zümrüdü teardrop formunda dizilmiş ve her biri doğal incilerle sıralanmış. Kolombiya zümrüdünün Muzo ve Coscuez madenlerinden çıkan taşları, koyu yeşilin içindeki mavi tonu nedeniyle diğer kökenlerden — Zambiya'dan, Brezilya'dan — ayrışır. Bu koleksiyonda kullanılan sugarloaf zümrütlerin pek çoğunun Van Cleef atölyesinde özel olarak yeniden kesildiği, yani koleksiyona uygun forma getirildiği belirtildi. Bir karat kaybetmek pahasına taşı koleksiyona uydurmak, büyük mücevher atölyelerinin büyük gruplardan en belirgin ayrımlarından biridir.
Lapis Lazuli, Oniks ve Sert Taşların Dili
Koleksiyonun Stone Department bölümü, Van Cleef'in haute joaillerie'deki en az bilineni sayılabilecek uzmanlık alanına girer: sert ve yarı değerli taşların işlenmesi. Lapis lazuli, oniks, mercan, firuze — bunlar pırlantanın gölgesinde kalan malzemelerdir. Ama Mısır referanslı bir koleksiyonda bu taşlar tarihsel anlam taşır: Yeni Krallık döneminin ushabtilerini, baldıran yakasını, saray kolyelerini renklendiren paletler bunlardır. Van Cleef'in bu taşları polychrome kompozisyona dahil etmesi teknik açıdan da karmaşıktır: sertlikleri birbirinden farklı taşları aynı çerçeveye monte etmek, her birinin genleşme katsayısını hesaplamayı gerektirir.
Antik Mısır'dan ilham almak, stilize lotus çizmek değil; renklerin neden yan yana durduğunu anlamak ve o anlayışı bugünkü ellere vermek demek.
Beauté Légendaire Kolye ve Küçük Bir Taş Tarihi
Koleksiyonun odak parçası Beauté Légendaire kolye, 10,02 karatlık Fancy Vivid Yellow elmasın etrafında şekilleniyor. Koleksiyonun basın materyallerine göre bu taş antika kesilmiş ve orijinal formunda bırakılmış — modern yeniden kesime tabi tutulmamış. Bu tercih kendi içinde bir manifesto: bir taşı ticari değeri artırmak için değil, tarihsel bütünlüğünü korumak için olduğu gibi bırakmak. Fancy Vivid Yellow, GIA'nın renk derecelendirmesinin en üst bandıdır; doğal sarı elmasların yaklaşık yüzde biri bu kategoriye girer. Nil'in güneşini anmak için seçilmiş bir taş bu, ama anlatıyı güçlendiren renk değil, kesimin yaşıdır.
180 parçalık koleksiyonun dört yılda tamamlandığını öğrendiğimde ilk düşüncem Boghossian'ın transformation mücevherleriydi — her iki evde de aynı soru var: bir parça sadece takılabilmeli mi, yoksa dönüşebilmeli de mi? 'Fascinating Egypt'in bazı parçaları pendant olarak kullanılabilecek elemanların kolye orta bölümünden sökülerek broş haline getirilmesine izin veriyor. Bu mekanik zekâ, haute joaillerie'nin tasarım dışında ne kadar mühendislik gerektirdiğini tekrar hatırlatıyor.
