SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Müzayede

Gehry'nin Konileri ve Sanatın Fiyatı

Guggenheim Abu Dhabi 11 Aralık'ta açılıyor. Binayı yazan herkes mimari şaheserden söz ediyor. Ben işçileri, müzayede odalarını ve kültürel meşruiyetin nasıl satın alındığını yazmak istiyorum.

· Sanat & Kültür Editörü · · 2 dk okuma
Çöl manzarasında yükselen metalik kule formlarının hava fotoğrafı, altın saat ışığında Saadiyat Adası

28 Temmuz sabahı, Guggenheim Vakfı'nın açıklaması geldi: Abu Dhabi'deki müze 11 Aralık 2026'da kapılarını açacak. Otuz galeri, bir sanat-teknoloji merkezi, seksen bin metrekare; Frank Gehry'nin tasarladığı on konik kule Saadiyat Adası'nın üzerinde yükseliyor. Mimarlık gazeteleri hemen harekete geçti. Dezeen'in 'Frank Gehry'nin en büyük müzesi' manşeti, ArchDaily'nin kesit analizleri, Wallpaper'ın 'çöl üzerinde belirginleşen silüet' yazısı. Ama bu coşkunun içinde kimse Saadiyat'ı hatırlatmıyor gibi.

Hatırlanmayanlar

Hatırlatayım: Saadiyat Adası, aynı zamanda bir insan hakları belgesinin memleketidir. 2015'te Human Rights Watch, bu adada Louvre, Guggenheim ve NYU kampüsünü inşa eden göçmen işçilerle 113 görüşme yaptı. Hepsinin işe alım ücreti ödediği saptandı — UAE hukukunda yasak olan bir uygulama. Ücret ödenmeyen, grevden kovulan, sürgün edilen işçiler. Yüzü aşkın sanatçı, küratör ve yazar boykot dilekçesine imza attı. Guggenheim Vakfı hafif bir açıklamayla geçiştirdi. Louvre 2017'de açıldı. Guggenheim ise bitirildi, bitirildi, ama açılmadı. On yıl sürdü bu gecikme; bugün 'açılış tarihi var' deniyor ve mimari söylem devralıyor konuşmayı.

Bu senaryo tanıdık. Bir kurumun prestiji yeterince büyüyünce, geçmişi küçülüyor. On yıl önce imzalanan boykotlar bugün kim hatırlıyor? Ben hatırlatıyorum — çünkü bu müzenin açılışını haber yapmak, o soruyu paranteze almak anlamına gelmiyor.

Bina Var, Program Yok

Frank Gehry 2024'te hayatını kaybetti; müzeyi bitirilmiş görmeyi başaramadı. Bu trajik bir not içeriyor, kabul ediyorum. Gehry'nin mesleki birikimi bakımından Bilbao'nun ardından gelen Saadiyat önemli; paslanmaz çelik kafesle kaplı dokuz kule ve oniks-camdan oluşan onuncu kule, seksen sekiz metreye yükselen merkezi bir atriyum. Mühendislik olarak bu dünyanın zor işlerinden biri. Ama mimari söylem kurumsal bağlamın önüne geçerken, o bağlamın nereye konulacağını da tartışmamız gerekiyor.

Guggenheim Abu Dhabi, Vakfın dördüncü küresel noktası olacak: New York, Venedik ve Bilbao'nun ardından. Kalıcı koleksiyonun Ortadoğu, Asya ve Kuzey Afrika sanatçılarına odaklanacağı söyleniyor. Yönetici direktör Mariët Westermann 'bölgesel köklü, küresel uzanan' ifadesini kullanıyor. Henüz bir sanatçı adı, bir küratör kadrosu, bir açılış teması açıklanmış değil. Aralık'a kadar bekleyeceğiz.

Bina 'haber', program 'detay' — beklenti ekonomisi.

Neden beklemek zorundayız? Çünkü kurumun şimdiye dek duyurduğu tek şey bina. Mimari kendi anlatısını çoktan kurdu. Sanat programı ise belirsizliğini koruyor. Bu belirsizlik rasgele değil — önce yapıyı göster, ardından içeriği yavaş yavaş serbest bırak.

Benim önerim: Guggenheim Abu Dhabi'nin açılış programını, seçtiği sanatçıları, Emirati sanat sahnesine gerçekten ne ölçüde yer açtığını yakından izlemek. Ve aynı zamanda 2011'den bu yana Saadiyat'taki işçi koşullarının herhangi bir yapısal dönüşüme uğrayıp uğramadığını sormak. Bu soruyu sormak, güzel binanın önünde fotoğraf çekmekten çok daha zor ama çok daha onurlu. On koninin gölgesi uzunsa da, o gölgenin içinde duran işçinin adı hâlâ bilinmiyor.

  • guggenheim
  • abu-dhabi
  • sanat-piyasasi
  • kurumsal-etik