SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Müzayede

Hamburger Kunsthalle'de Bir Çarpışma: Lassnig ile Munch Aynı Duvarda

Maria Lassnig ile Edvard Munch'u yan yana getiren 'Malfluss = Lebensfluss' sergisi, birbirinden yüz yıl uzakta doğmuş iki sanatçının neden aynı ateşi yakıp söndürdüğünü soruyor.

· Sanat & Kültür Editörü · · 2 dk okuma
Hamburger Kunsthalle'de Lassnig ile Munch'un eserleri aynı galeride yan yana sergileniyor

Bir sergi başlığı bazen küratörün tek doğru kararıdır. 'Malfluss = Lebensfluss' — boyayı akışı eşittir hayatın akışı. Maria Lassnig bu denkliği bir tablosunun adına yerleştirmiş; Hamburger Kunsthalle onu bütün bir serginin omurgasına dönüştürmüş. Munch'la bir arada. 1863 doğumlu Norveçli ressam ile 1919 doğumlu Avusturyalı ressam — aralarında elli altı yıl, iki dünya savaşı, birbirinden habersiz iki kariyer. Ama Kunsthalle bu mesafeyi sergi salonuna adım atar atmaz silip atıyor.

Yakından bakılınca ilişki gerçek. Munch'un büyük duyguları — keder, istek, endişe, öfke — figürün bedeninden sızdırılmış renk olarak okunabilir. Lassnig ise bambaşka bir yol izledi: 'body awareness' dediği yöntemde yalnızca resim yaparken fiziksel olarak hissettikleri vücudu resmeder. Kolun hangi kısmının ağırlığını hissettiğini, omuzun gerginliğini, kafanın boynun üzerindeki duruşunu. Dış gözlemden değil, içeriden gelen bilgiden çizilmiş figürler. Munch'un sorusu 'ne hissediyorum?' ise Lassnig'in sorusu 'nerede hissediyorum?' — bu iki sahilin birbirini göremeden aynı denize baktığı bir sergi.

Küratöryel Cesaret

Ancak küratöryel kararlar her zaman bu kadar berrak değil. İki büyük ismi aynı çatı altında toplamak, zaman zaman gerçek bir diyaloğu değil izleyici garantisini hedefler. Bu riski Hamburger Kunsthalle nasıl aştı? Galerie der Gegenwart'ın iki katında 200 yakın eseri düzenleyen kurumun seçimi, kronolojiden değil temadan başlamış: beden neden iz bırakır, ve bu iz nasıl taşınır? Munch'un ölümlülük imgelerine karşı Lassnig'in çizgi filmlerindeki alay dolu öz-portrelerinin yan yana gelmesi, aralarındaki gerginliği tüketmiyor; açık bırakıyor.

Lassnig'in tanındığı kadar bilinmediği bir dönemin içindeyiz. Ölümünün üzerinden on yıl geçmesine karşın 'keşif dalgaları' hâlâ devam ediyor. 2014'te, doksan beş yaşında hayatını kaybettiğinde, Avusturya sanat çevrelerinin dışında pek az insanın adını bildiği bir figürdü. Şimdi adı, son birkaç yılda müzayede salonlarında artan ivmeyle boy gösteriyor, büyük kurumlar sıra bekliyor. Bu 'geç adalet' mekanizması tanıdık — Lassnig'den önce Lee Krasner, Eva Hesse, Lygia Clark. Piyasa, gecikmeyi de bir anlatıya dönüştürebildiğinde fiyat koyabiliyor.

Munch ise bu geç adalete hiç muhtaç olmadı. 'Çığlık'ın gölgesi o kadar uzun ki, müze kurumlarının onu bir bütün olarak kavraması onlarca yılı aldı. Hamburger Kunsthalle'nin cesareti burada beliriyor: Munch'u star olarak değil, Lassnig'in eşdeğer partneri olarak sunmak. Sergi panoları Munch adını büyük puntolara taşımıyor; iki isim yan yana, eşit ağırlıkta yazılmış. Bu küçük bir editoryal karar, ama ne anlama geldiği belli.

Sergi 30 Ağustos'a kadar açık. Hamburg'u sanat takviminde ikincil bir durak sayanlar için bir not: Hamburger Kunsthalle, Almanya'nın büyük müzelerinin ihmal ettiği zamansal çarpışmalara yer açmak konusunda son yıllarda dikkat çekici bir tutum geliştiriyor. Bu sergi rastlantı değil, bir yönelimin parçası.

Beden ile rengi aynı madde saymak — tuvale boya sürmek ile bir sinirin ateşlenmesi arasına sınır koymamak — iki sanatçıyı da zamanlarının dışına çıkaran şey bu. Lassnig'in iç haritaları ve Munch'un dışarı dökülen duygu kabukları, farklı araçlarla aynı soruyu soruyor: Kim resim yapıyor? Beden mi, bilinç mi, yoksa ikisi arasındaki o belirsiz meridyen mi?

  • lassnig
  • munch
  • hamburger-kunsthalle
  • beden-sanati
  • ekspresyonizm
  • sergi
  • avrupa-sanati