Sanat & Müzayede
Yoko Ono İstanbul'da: 93 Yaşında Hâlâ Talimat Veriyor
Sakıp Sabancı Müzesi'nde 25 Haziran'da açılan 'Insound and Instructure', Yoko Ono'nun altmış yılı aşkın pratik sanatını İstanbul'a taşıyor. Bir 'talimat sanatçısı'nın eserleriyle nasıl seyirciye devredilir?

Müzede talimat almak alışılmış bir şey. 'Fotoğraf çekmeyiniz', 'dokunmayınız', 'belirlenmiş rotayı izleyiniz.' Yoko Ono'nun talimatları ise tersine işler: 'Bir şey kır ve yapıştır', 'göğe tırmanan merdiveni çık ve yukarıya bak', 'zihninizde bir delik aç ve içinden geç.' Bu emirlerin ciddiyeti, saçmalıklarını değil olanaklarını ortaya koyar.
İspanya'nın León şehrindeki MUSAC ile ortak hazırlanan 'Insound and Instructure', Ono'nun sanatını iki kelimeyle özetliyor gibi görünüyor: içeriden ses, içeriden yapı. Görünmez olan, duyulması için değil hissedilmesi için var olan. Sergi, 1960'lardaki erken dönem kavramsal işlerden — Grapefruit kitabının talimat şiirlerinden, Cut Piece'in beden politikasından, Sky Ladders'ın ütopik jest diline — 1990 sonrasının büyük ölçekli enstalasyonlarına uzanıyor.
Katılımcılık: Bir Nezaket mi, Zorunluluk mu?
'Mend Piece' hâlâ en sert çalışan işlerden biri. Kırık seramiklerin ve yapıştırıcının önünde seyirciden bir şeyleri 'onarmaya' çalışması isteniyor. Onarım bir illüzyon; tam birleştiremezsiniz, kırık iz kalır. Ama tam da o nokta Ono'nun argümanıdır: tamir etmek, parçaların yokluğunu kabul etmektir. Bu siyasi bir jest, aynı zamanda pek çok kişisel kaybın farkında olan biri için son derece özel bir yüzleşme.
Bugün katılımcı sanat artık galeri dünyasının standart bir sunumu haline geldi — herkes 'etkileşim' istiyor, her bienal 'izleyiciyi dahil eden' işlerle dolu. Ono bu sığlığı öngörmüştü; zira onun katılımcılığı seyirciye deneyim satmıyor, seyirciye sorumluluk yüklüyor. İkisi arasındaki fark bir uçurum kadar derin.
Ono'nun talimat sanatı, seyirciyi son kullanıcı değil, tamamlayıcı ortak olarak görür.
İstanbul Neden Anlamlı?
Sergiyi İstanbul'da görmek ayrı bir katman ekliyor. Sakıp Sabancı Müzesi'nin Boğaz üzerindeki konumu, Ono'nun gökyüzüne ve suya yönelik işlerini coğrafi bir anlama büründürüyor — ama bu şans değil, kurumun bilinçli bir seçimi. Şehrin kendisi bu sergi için iyi bir bağlam: kırılmış şeylerin ve onların izlerinin normalleştiği, tamamlanmamışlığın mimari ve sosyal dokusuna sindiği bir yer.
93 yaşında hâlâ üretimde olan Ono'nun bu sergiyle İstanbul'a gelmesi, bir yaşayan efsanenin teşhiri değil. Sergi, efsaneyi bir kenara bırakıp işin kendisini dinlemeye zoruyor. Bu da Ono'nun her zaman istediği şeydi: onun hakkında değil, onun koyduğu sorunun hakkında konuşmak. 'Insound and Instructure' Aralık 2026'ya kadar Sakıp Sabancı Müzesi'nde görülebilir.