Sinema
Wild Horse Nine: McDonagh'ın Easter Island'daki Yeni Hesabı
Banshees of Inisherin'den bu yana sessiz kalan McDonagh, 1973 Şili darbesi arifesini arka plan olarak seçmiş, Easter Island'da geçen yeni filmiyle sonbahara hazırlanıyor. Sam Rockwell, John Malkovich, Steve Buscemi, Tom Waits ve Parker Posey — bu kadro bir tesadüf değil, bir tercih beyanı.

Martin McDonagh'ın filmografisinde her zaman bir fiziksel izolasyon var. Üç reklam panosunun kasabayı hapsettiği Ebbing, Missouri. Sisi bile geçemeyen Inisherin Adası. Ve şimdi: dünyanın en ücra noktalarından biri, Pasifik'in ortasındaki Easter Island. Meydanda dikilip duran moai heykellerinin arasında, iki CIA ajanı hem dünyadan hem kendi geçmişlerinden kaçmaya çalışıyor.
Wild Horse Nine, 1973 yılında Şili'de Pinochet darbesinin saatler içinde gerçekleşeceği anda başlıyor. Santiago'daki CIA bürosu ajanlarını Chris ve Lee'yi Pasifik'teki en uzak noktaya gönderiyor. Neden? Filmin fragmanına göre, karanlık geçmişleri ve birbiriyle çatışan sadakat anlayışları uzak tutulmayı gerektiriyor. Sam Rockwell (Chris) ve John Malkovich (Lee), yerli öğrencilerle beklenmedik bir bağ kurarken ahlaki haritaları altüst oluyor.
Bu kadro, McDonagh'ın sinema anlayışının en net ifadesi. Steve Buscemi büro şefi olarak bürokratik dehşeti temsil ediyor; Tom Waits'in dahil olması ise neredeyse bir imza gibi — McDonagh filmleri için Waits, Godard filmleri için Jean-Pierre Léaud kadar doğal hissettiriyor. Parker Posey, Mariana di Girolamo ve Ailín Salas'la tamamlanan oyuncu kadrosu, Hollywood'un tipik güvenli tercihlerinden açıkça kaçınıyor.
McDonagh'ın yönetmen olarak ritmi şöyle işliyor: In Bruges (2008), Seven Psychopaths (2012), Three Billboards (2017), Banshees (2022). Aralar uzuyor ama her film bir öncekinin üzerine tartışmayı büyütüyor. Four Years After Banshees başlığı bu filmin etrafında dolaşıyor — o kadar ikna edici değil ama mesele şu: dört yıllık suskunluk, bu yönetmenin en güvenilir kalite garantisi.
Venedik meselesi henüz resmi değil. Ama arka plan bilgisi net: Three Billboards, Venedik'te Jüri Büyük Ödülü kazandı. The Banshees of Inisherin de yine Venedik'te dünya prömiyerini yaptı ve Colin Farrell'a Coppa Volpi getirdi. Searchlight Pictures'ın Kasım 2026 için planladığı bu filmin, Venedik patikaştını takip etmesi Lido endüstrisinin en büyük beklentilerinden biri. 23 Temmuz'da açıklanacak resmi seçki bu soruyu yanıtlayacak.
McDonagh, siyasi coğrafyayı her zaman bir fon olarak kullanır, asla merkez olarak değil. In Bruges'te Belçika bir taşra labirenti; Inisherin'de İrlanda iç savaşı sahnenin köşesinde kıpır kıpır bekler ama filmin ahlaki ağırlığı köyün içinde kalır. Burada da 1973 Şili darbesinin kaçınılmaz arka sesi, iki adamın birbirleriyle ve öğrencilerle kurduğu ilişkiyi aydınlatmak için kullanılıyor gibi görünüyor. Bu McDonagh'ın siyaseti ele alış biçimi: sistematik değil, kişisel.
Easter Island'ın moai heykelleri ise filmin görsel diline göre merak uyandırıcı. Yüzyıllardır sırt dönük duran, denize bakmayan bu devler, baktıkları yönde bir şey yok gibi yorumlanıyor — iç kıtaya, insana bakıyorlar. Zaten McDonagh sinemasının tam ortasında duran bir metafor bu: dışa doğru değil, içe doğru bakmak zorunda kalmak.
23 Temmuz'daki Venedik açıklamasına üç gün kaldı. Wild Horse Nine'ın Lido'daki yerini alıp almayacağını o zaman öğreneceğiz. Ama McDonagh'ın geçmiş performansı şunu söylüyor: bu filmin bir festivalin koltuklarında yaşaması gerekiyor, bir streaming listesinde değil.