SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Herzog'un Dağ Tüneli: Bucking Fastard ve Bir Ustanın Mantıkla Hesabı

Werner Herzog, Rooney ve Kate Mara'yı gerçek olmayan bir ülkeye tünel kazmak için dağa gönderdi. Bucking Fastard'ın varlığı bile başlı başına bir manifesto.

· Sinema Editörü · · 3 dk okuma
Granit kaya yüzeyine açılmış dar ve yarım kalmış bir tünel girişi, iç kısımda sallanan tek bir fener ışığıyla, dışarıda sisli dağ manzarası

Werner Herzog seksen üç yaşında. Bu yaşta bazı yönetmenler anılarını yazıyor, bazıları retrospektifler için poz veriyor, bazıları öğrencilere ders veriyor. Herzog bir dağ tüneliyle uğraşıyor. Daha doğrusu: iki kardeşin — Jean ve Joan Holbrooke — gerçek olmayan bir ülkeye ulaşmak için bir dağ kütlesini delmeye çalıştıklarını çekiyor.

Bucking Fastard bu. Rooney Mara ve Kate Mara, gerçek hayatta da kardeş olan iki oyuncu, perdeye de kardeş olarak giriyor. Hedefleri Almanca'da 'Traumland' gibi bir şey — ama Herzog buna öyle demiyor; hayali bir ülke, gerçek sevginin yaşadığı bir yer, hiçbir haritada yeri olmayan bir toprak. Dağı aşmak yerine delmek istiyorlar. Çünkü aşmak bir zafer ister. Delmek ise sadece inanç.

Herzog'un Sinema DNA'sında Deliliğin Yeri

Fitzcarraldo'da gerçek bir gemiyi gerçek bir dağa aşırmıştı. Kamera onun önünde yürümüştü. Klaus Kinski o sette bir çılgınlığın içinde hem rol yapıyor hem de gerçekten çılgınlaşıyordu. Herzog ise kayıt tutuyor, izliyor, yönetiyordu — sanki olayı belgeliyor gibi, ama aslında olayı icat ediyordu. Bu ince sınır, onun sinemasının tüm hayatı boyunca taşıdığı temel gerilimdir: gerçeklik ile fantezi arasında değil, var olan ile var edilmek istenen arasında.

Bucking Fastard'da gemi yok. Dağ var, tünel var, iki kadın var. Ve Herzog'un son yıllardaki üretim ritmine bakınca bu filmin ortaya çıkması şaşırtıcı değil — ama konusu öyle. Gerçek olmayan bir ülke. Gerçek sevgi. Bunların varlığını kanıtlamak için dağı delmek. Bu bir masalın gövdesi. Ve Herzog masalları severmiş gibi yapmaz hiçbir zaman; ama en uç gerçeği bir masalın içine yerleştirmesini bilir.

Orlando Bloom ve Domhnall Gleeson da filmde. Görevleri hakkında kesin bir şey söylemek henüz güç — bilgi kısıtlı. Ama Gleeson'ın geçmişteki rollerine bakınca, Herzog'un onu büyük olasılıkla kendi içsel şüphesini taşıyan biri olarak kullandığını tahmin etmek zor değil. Herzog'un filmlerinde her zaman bir 'inanmayan' figür vardır — deli sandığı kişinin aslında tek gerçekçi olduğunu anlayacak olan.

Festival Meselesi: Bir Ret, Bir Karar

Cannes bu yıl filmi yarışma dışı resmi seçkiye almak istedi. Herzog hayır dedi. Yarışmaya girmeyecekse girecek değildi. Bu bir kırgınlık değil — ya da en azından yalnızca bu değil. Bu bir tutum: seksen üç yaşında hâlâ yarışıyorum, hâlâ masadan eşit olarak oturuyorum ya da hiç oturmuyorum. Festival sisteminin 'onurlandırmak' bahanesiyle bir usta yönetmeni marjinalleştirme biçimine — yarışma dışına alma, özel gösterim, retrospektif — karşı net bir itiraz.

Dağı aşmak bir zafer ister. Delmek ise sadece inanç. Herzog bu farkı biliyor — filmlerini hep o farkta kuruyor.

Venedik 83'ün resmi seçkisi Temmuz sonunda açıklanacak. Bucking Fastard'ın orada yer alması kuvvetle olası görünüyor — ama henüz kesin değil. Maggie Gyllenhaal başkanlığındaki jürinin önüne gelirse, filmin nasıl okunacağı ilginç bir soru. Gyllenhaal, The Lost Daughter'ı yönetmiş, Fenella Woolgar'dan Carol Drinkwater'a uzanan bir kadın-sanatçı geleneğinin içinden geliyor. Herzog ise bu geleneğin dışında — farklı bir gözden, farklı bir mantıkla çalışıyor.

Sinemanın iki büyük ucu var bence: biri insanı anlama çabası, diğeri insanın anlayamayacağı şeyleri ona göstermek. Birincisini çoğu yönetmen yapıyor, ikincisini yalnızca birkaçı. Herzog hep ikinci kamptaydı. Dağ içinden geçen bir tünel, gerçek olmayan bir ülke, gerçek bir sevgi — bunlar anlama çabası değil. Bunlar bir bakış açısının cüretkâr ifadesi.

Ama asıl sorum şu: Rooney ve Kate Mara bu filmde ne buldu? İki gerçek kardeş, hayali bir ülkeye tünel kazmak için. Bu kurgu bazen oyunculukla değil, daha derin bir şeyle buluşur — biyografinin ağırlığı, aktörün kendi tarihinin sahneye sızması. Mungiu'nun Stan'a yaptığının farklı bir versiyonu. Herzog'un büyük sırrı belki de bu: oyuncularını sadece bir karaktere değil, bir soruya dönüştürmek.

Film ne zaman Venedik'te, Locarno'da ya da başka bir yerde perde açarsa — bu sorunun cevabını orada arayacağım. Herzog'un son filmlerinde zaman zaman bir yorgunluk, bir tekrar hissi vardı. Bucking Fastard'dan taşan ilk haberler başka bir şeyi işaret ediyor: o eski, mantıkla kavgalı, dünyayı bükmek isteyen Herzog. Umuyorum ki haberler beni yanıltmıyor.

  • werner-herzog
  • venedik-2026
  • auteur-sinema
  • fantezi