SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Morricone'nin Partisyon Mimarisi: Film Müziği Bir Duygusal Altyapı mı

Ennio Morricone, 2016'da The Hateful Eight için aldığı Oscar ile hem bir hayat çalışmasını taçlandırdı hem de film müziğinin sinema içindeki işleviyle ilgili yeniden düşünülmesi gereken soruları gündeme getirdi.

· Sinema Editörü · · 4 dk okuma
Bir orkestra şefinin müzik notasının önünde durduğu, arkasında karanlık bir konser salonu

2016 yılının Şubat ayında, 88. Academy Awards töreninde Ennio Morricone sahneye çıktığında salonun tepkisi olağan ödül töreni alkışının çok ötesinde bir şeydi. 87 yaşındaki besteci, The Hateful Eight için En İyi Orijinal Film Müziği Oscar'ını almıştı — bu, Morricone'nin 2006'da aldığı onursal Oscar'ı saymazsak ilk rekabetçi Oscar'ıydı. Onlarca yıllık kariyerde, 400'ü aşkın film partisyonuyla, sinemanın ses dilini yeniden yazan bir ismin bu kadar geç alınan ödülü, Hollywood'un müziğe nasıl baktığının da bir yansımasıdır. Ödülün gecikmişliği, Morricone'nin kariyerini gölgeler değil; onun Hollywood'un ödül kategorileriyle hiçbir zaman tam örtüşmeyen bir ses anlayışı geliştirdiğini gösterir.

Sergio Leone'den Tarantino'ya: İki Farklı Kullanım

Morricone'nin en iyi bilinen işleri Sergio Leone'nin spaghetti western'larından gelen partisyonlardır. Per qualche dollaro in più (1965), The Good, the Bad and the Ugly (1966), Once Upon a Time in the West (1968) — bu filmlerde müzik, sahneden önce gelir. Leone ve Morricone bölümleri bazen müziği önce kaydederek sahneyi o müziğe göre kurarlardı; görüntü ve ses arasındaki öncelik ilişkisi tersine dönmüştü. Bu yaklaşım, film müziğini arkaplan destekten çıkarıp ön plandaki dramatik bir güç haline getirdi.

Leone-Morricone ortaklığı, sinema tarihinin en kapsamlı ses-görüntü diyaloglarından biridir. Once Upon a Time in the West'in açılış sekansı bu diyaloğun zirvesinde durur: müzik yok, yalnızca ses var — rüzgar, sinek, menteşe gıcırtısı. Bu sessizlik, Morricone'nin partisyonunun gücünü daha da pekiştirir; müzik devreye girdiğinde ağırlığı tartılır. Leone ve Morricone'nin birlikte kurduğu ritim, salt duygusal bir altlık değil; anlatısal bir zaman yapısıdır.

Quentin Tarantino'nun Morricone ile ilişkisi farklıdır. Tarantino daha önce de Morricone parçaları kullanmıştı — Django Unchained'da Leone partisyonlarından alıntılar — ama The Hateful Eight için ilk kez orijinal partisyon sipariş etti. Sonuç, Morricone'nin western repertuarına yakın ama daha karanlık ve daha iç mekân odaklı bir müzikti. Kapalı bir uzamda geçen gerilimin müziksel dili, coşkulu açık alanlar için yazılmış Leone partisyonlarından yapısal olarak ayrılıyordu.

Film Müziği Ne Zaman Çalışır

Film müziğinin sinema içindeki işlevi üzerine teorik tartışmalar, Eisenstein ve Pudovkin'in 1928'deki ses manifestosuna kadar uzanır. Müzik görüntüyü desteklemeli mi yoksa onunla çelişmeli mi? Çelişki yaratmak, hem tematik derinlik hem de izleyicide bir gerilim üretir. Desteklemek ise duygusal bir altyapı oluşturur, ama bu altyapı bazen seyircinin kendi duygusal tepkisini bastırabilir. Bernard Herrmann'ın Vertigo (1958) partisyonu ile John Williams'ın Jaws (1975) müziği bu spektrumun farklı uçlarında durur: Herrmann manipülasyon yapmaz, atmosfer inşa eder; Williams ise seyirciye ne hissetmesi gerektiğini söyler.

Morricone bu iki uç arasında kendine özgü bir konum işgal eder. Ne salt atmosfer inşa eder ne de seyirciye duygu dikte etmeye çalışır. Onun partisyonları dramatik bir önerme niteliği taşır: sahnede gösterilmeyen ya da söylenmeyen şeyi müzikle kurar. Bu özellik, The Hateful Eight'te en belirgin biçimde öne çıkar. Film, şüphe ve güvensizlik üzerine kurulu bir oda oyunudur; müzik bu şüpheyi görüntüyle aynı anda işler, ama farklı bir dilde.

Morricone en iyi filmlerinde müzikle görüntüyü 'desteklemez'; ikisini eşit ağırlıkta konuşturur. Bu nadir bir dengedir.

Doğa Erinç

Öne Çıkan Partisyon Mekaniği: Leitmotif ve Endişe

Morricone'nin The Hateful Eight partisyonunda dikkat çeken unsurlardan biri leitmotif kullanımıdır. Her karakter için belirgin bir müziksel tema yazmak yerine, Morricone daha çok mekânsal ve duygusal durumları kodlar: kapalı alan korkusu, güvensizlik, kış ve izolasyon. Bu yaklaşım, filmin anlatısıyla uyumludur — kimsenin kime güvenmediği, herkesin birini gizlediği bir Western kurgusu. Müzik bizi bir karakterle özdeşleştirmek yerine genel olarak endişenin içine iter.

Morricone'nin yavaş temaları zaman zaman bir nesneyi büyütür — silah bir masanın üzerinde, uzayan bir duraklama, pencerenin dışından gelen kar. Bu ses-nesne ilişkisi, film müziğinin görsel dili nasıl genişlettiğinin somut örneğidir: kamera odaya giremez ama müzik orada zaten vardır.

Bu mekânsal müzik anlayışı, Morricone'nin kariyer boyunca geliştirdiği bir tekniktir. Geleneksel Hollywood scoring'i karakteri izler; Morricone ise mekânı, atmosferi, zamanı izler. Bu tercih, onun partisyonlarının filmin görsel bütünlüğünden bağımsız bir ses dünyası kurmasını sağlar. The Hateful Eight'i görüntü olmadan yalnızca müziğiyle dinleyebilir ve dramatik yapısını hissedebilirsiniz. Bu bağımsızlık, film müziğinin salt işlevsel bir araç olmadığının en güçlü kanıtıdır.

Bir Kariyerin Mirasını Okumak

Morricone 2020 yılında hayatını kaybetti, 91 yaşında. Geride bıraktığı 400'ü aşkın partisyon, film müziğinin bir sanat formu olarak ciddiye alınmasının en güçlü argümanıdır. İtalyan neorealizmi döneminin önemsiz görünen filmlerinden Pasolini, Leone, Bertolucci'ye, Tarantino'ya ve Pedro Almodóvar'a uzanan bir işbirliği haritası çıkar onun filmografisinden. Her iş birliğinde Morricone farklı bir ses dili üretmiştir; Leone western'larının açık, neredeyse operatik müziği ile Bertolucci'nin Novecento'sundaki epik ama içgüdüsel partisyonu aynı imzadan çıkıyor gibi duyulmaz.

Morricone'nin kendi tanımıyla, müziği 'sözsüz sinema' olarak görüyordu. Bu tanım, onun çalışma yöntemini de açıklar: senaryoyu okurdu, sahneleri izlemezdi — en azından ilk aşamada. Filmin anlatısal yapısından yola çıkarak müziksel bir paralel inşa ederdi. Bu paralel, görüntüyle örtüşebilir ya da ona karşı çıkabilirdi; önemli olan görüntünün söylemediği şeyi müziğin söylemesiydi. Bu anlayış, onu Hollywood endüstrisiyle her zaman belirli bir gerilimde tuttu; ama aynı zamanda onun filmografisinin yüzyıllar sonra da dinlenebilir kalmasının nedenidir.

Film müziği çoğu zaman görünmez olmak için var edilir. Morricone'nin partisyonları hatırlanmak için yazılmıştır — ve bu her bestecinin başaramadığı bir şeydir.

Doğa Erinç

The Hateful Eight Oscar'ı, geriye bakarak verilmiş bir ödüldü belki. Ama bu ödülün kendisi, film müziğinin sinema eleştirisinde hâlâ ikincil bir yerde tutulduğunu da gösterir. Morricone adını bir partisyon başlığı olarak değil, sinema anlayışının ayrılmaz bir parçası olarak görünür kılmak, film eleştirisinin yapması gereken işlerden biridir. Bu yazı o işin küçük bir parçasıdır. Ve bu parça, yalnızca bir bestecinin biyografisini değil; sinemanın ses ile görüntü arasındaki kurucu gerilimini hatırlatmak için vardır.

  • morricone
  • film müziği
  • oscar
  • sergio leone
  • the hateful eight
  • görsel dil