Sürdürülebilirlik
COP31 Antalya'da: Ev Sahibinin Çelişkisi ve İklim Diplomasisinin Yeni Koordinatları
9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında COP31 Antalya Expo Center'da gerçekleşecek.

Kasım 2026'da küresel iklim müzakeresinin başkenti Antalya olacak. COP31, 9-20 Kasım arasında Antalya Expo Center'da toplanıyor. Bu, Türkiye'nin ilk kez COP ev sahipliğini üstlenmesi anlamına geliyor. Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum konferansın başkanlığını yürütecek.
Tarihsel bağlam önemli: COP toplantıları, Paris Anlaşması çerçevesinde artık her ülkenin 2035 emisyon taahhütlerini netleştireceği sürecin kritik halkaları. 2023'te Dubai'de yapılan COP28'den bu yana kümülatif bir baskı birikti: küresel ortalama sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlandırma hedefi, güncel emisyon gidişatıyla ciddi biçimde uyuşmayan bir taahhüt olarak masada duruyor.
Ev Sahibi Olmanın Getirdiği Yük
COP ev sahipliği diplomatik bir onur ve aynı zamanda ciddi bir siyasi sorumluluktur. Ev sahibi ülke, müzakere gündemini şekillendirme kapasitesine sahip olurken kendi iklim sicili de küresel kamuoyunun mercek altına girer. Türkiye bu açıdan ilginç bir tablo çiziyor: Paris Anlaşması'nı onaylamış ve 2053'te karbon nötrlük hedefi koymuş olmasına karşın, kömür kullanımını artırma yolundaki enerji politikaları ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırma hızındaki tutarsızlıklar eleştiri konusu olmaya devam ediyor.
Bu çelişki COP31'i anlamsız ya da kirletilmiş yapmaz — aksine, iklim müzakerelerinin gerçek doğasını gözler önüne serer. Küresel iklim politikası, erdem sergileyen aktörlerin değil, tam da bu çelişkilerle boğuşan ülkelerin sahnelendiği bir alan.
İklim müzakereleri erdem festivali değildir. Ama ev sahipliği, bazen sahne ışığının doğru yere çevrilmesini sağlar.
COP31'in moda ve lüks endüstrisine bakan yüzü de göz ardı edilemez. Son yıllarda büyük tekstil ve lüks grupları COP gündeminde görünürlük kazanıyor: taahhüt açıklamaları, sektörel koalisyonlar, 'yeşil geçiş' anlatıları. Ama bu görünürlük her zaman somut ölçülebilir hedeflerle eşleşmiyor.
Antalya'yı turizm merkezi olarak biliriz; şimdi iklim diplomasisinin merkezi olarak görmeye çalışıyoruz. Bu coğrafi geçiş, Türkiye'nin küresel iklim politikasında nasıl bir ses bulmaya çalıştığını simgeliyor.
COP31'e dair bir beklenti değil, bir soru ile bitireyim: Antalya'daki masada oturanlar için en kritik konu 'ne söylenecek' değil, 'kimin söylediklerinin bağlayıcı olmaya başlayacağı'dır.