SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sürdürülebilirlik

COP31 Antalya'ya 130 Gün: NDC'ler Söz Verdi, Sayılar Başka Konuşuyor

Belém'den Antalya'ya uzanan yolda ülkelerin yeni iklim taahhütleri masada. Ama mevcut NDC'lerin toplamı 1,5°C'yi değil, 2,8°C'yi gösteriyor. Bu uçurum nasıl kapanacak?

· Astroloji & Sürdürülebilirlik Editörü · · 3 dk okuma
Büyük bir konferans salonunda düzinelerce konsantrik yay şeklinde dizilmiş boş sandalyeler, yüksek pencerelerden süzülen Akdeniz ışığıyla aydınlanıyor

Kasım 2026. Antalya Expo Merkezi'nin Mavi Zonu'nda dünya liderlerinin oturacağı sandalyeler henüz kurulmadı, ama masada bekleyen dosya yıllardır aynı: rakamlar söylemi tutmuyor.

Geçen yıl Belém'de COP30, iklim finansmanı için önemli bir çerçeve çizdi. 2035'e kadar yılda 1,3 trilyon dolar harekete geçirilecek. Belém'in 'Mutirão' metni, finans, azaltım ve ticaret engellerini tek bir mutabakat paketinde topladı. Kayıp ve hasar fonunun resmi bankacılık süreci başladı — üstelik kasasında yalnızca 431 milyon dolarla. Ve herkes masadan kalkıp eve döndü.

Sayılar Neyi Söylüyor?

NDC'ler — Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılar — her ülkenin Paris Anlaşması'na bağlı kalarak kendi emisyon azaltım taahhütlerini belgelediği metinler. Üçüncü nesil NDC'ler (NDC 3.0) 2025'te sunuldu. Ve bu güncellenmiş taahhütlerin toplamı, bağımsız analizlere göre, yüzyıl sonunda dünyayı hâlâ 2,8°C ısıtmaya yeter.

1,5°C limitini tutturabilmek için IPCC hesabı net: 2030'a kadar 2019 seviyelerine kıyasla yüzde 43 emisyon azaltımı. Mevcut taahhütler bu yolun üçte birinde duruyor. Antalya'nın asıl gündem maddesi işte bu uçurum: Belém vaatlerini kim, nasıl, ne zaman faaliyete dönüştürecek?

Türkiye'nin Çelişkisi

Bu soruyu en çok Türkiye sormak durumunda. Hem ev sahibi, hem de eleştiri listesinin üst sıralarında. Türkiye'nin 2053 karbon nötrlük hedefi var; ama 2030 azaltım hedefleri hâlâ yetersiz buluyor ve kömür bağımlılığı tartışması sürüyor. Antalya'da oturumu yönetecek olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, diplomatik dengeyi kuracak: bir yanda kendi ülkesinin gelişme hakkını savunmak, öte yanda 120 devlet başkanının önünde iklim liderliği sergilemek.

Bu ikili konumun benzerini daha önce gördük. COP28'i yöneten BAE, hem bir petrol şirketi yöneticisini konferansa başkan atadı hem de fosil yakıt geçişine dair tarihsel bir uzlaşıya imza attı. Çelişkinin ortasında yönetilen bir süreç, bazen tam da o çelişki yüzünden beklenmedik sonuçlar üretiyor.

1,5°C için 2030'a kadar yüzde 43 azaltım şart. NDC'lerin toplamı şu an yüzde 15 civarında bir azaltıma işaret ediyor. Bu fark bir hata değil, bir seçim.

Afrika ve Küresel Güney'in Talebi

Belém'de eksik kalan en önemli başlık, küresel güneyin haklı sesi: 'Tarihin yükünü biz taşımıyoruz, ama krizi en çok biz yaşıyoruz.' COP31 öncesinde yayımlanan analizler, Afrika kıtasının Antalya'da iklim finansmanının dağıtım adaletini, yani fonların gerçekte kimin eline geçtiğini, en sert biçimde masaya taşıyacağını gösteriyor. Kayıp ve hasar fonu, Belém'de kâğıt üzerinde işlev kazandı. Ama küresel güney için gerçek soru şu: Bu para, üç katmanlı bürokratik mimariden geçerken erimeden önce kim alır?

22-23 Temmuz'da Azerbaycan'ın Şamahı kentinde gerçekleşecek üst düzey retreat, COP31 müzakerelerinin teknik zeminini hazırlayacak. UNFCCC müzakere gruplarının başkanları ve heyet liderleri bir araya gelecek. Bu tür ön toplantıların diplomatik metinden çok fazlası ürettiğini biliyoruz: Antalya'nın gerçek tekliflerinin taslağı muhtemelen orada kaleme alınacak.

Antalya'dan Ne Çıkar?

İklim konferanslarını uzun yıllardır takip edenler için bir kalıp var: Beklentiler yüksek tutulur, çıktılar daha mütevazı gelir, bir sonraki COP'a taşınan görevler listesi büyür. Bu döngüyü kırmak için yapısal bir şeyin değişmesi gerekiyor. Antalya'da olması muhtemel olan şu: Yenilenebilir enerji kapasitesini 2030'a kadar üçe katlamak ve enerji verimliliğini ikiye katlamak taahhüdünün uygulanmasına ilişkin somut mekanizmalar. Ve yine muhtemelen: kayıp ve hasar fonunun finansman yükümlülükleri üzerine tartışmalı bir müzakere.

Olmayacak olan ise şu: NDC matematikle buluşmadan, yani mevcut taahhütlerin 2,8°C yörüngesini anlamlı biçimde kırmadan, yalnızca deklarasyonlarla doldurulan bir gündem. Kasım 2026'ya kadar hangi büyük ekonominin NDC'sini güncellediği, hangisinin ertelediği — bu liste, Antalya'nın gerçek nabzını şimdiden belirliyor.

Türkiye bu konferansı hem bir tanınma fırsatı hem de bir hesap verme anı olarak yaşayacak. Antalya güneşinin altında 120 devlet başkanı toplanacak. Rakamların diplomatik nezaketle örtülüp örtülmeyeceğini ya da bu sefer gerçekten masaya yatırılıp yatırılmayacağını, bugünden değil Kasım'dan anlayabiliriz. Ama o anı şekillendiren hazırlık tam da şu günlerde yapılıyor.

  • cop31
  • iklim-politikasi
  • ndc
  • antalya