Sürdürülebilirlik
19 Temmuz 2026: AB Moda Stoklarını Yakmayı Yasaklıyor
AB'nin ESPR yönetmeliği kapsamındaki imha yasağı büyük şirketler için 19 Temmuz 2026'da yürürlüğe giriyor. Bu bir kural değişikliği değil — modanın kârlılık modelinin sorgulanması.

Haziran 2026'da bir lüks markanın sezon sonu stok toplantısında olmak nasıl bir şeydir, bilinmez. Ama şunu biliyoruz: 19 Temmuz'dan itibaren satılamayan kıyafeti ve ayakkabıyı imha etmek, büyük şirketler için yasal olmaktan çıkıyor.
AB'nin Ekodesign for Sustainable Products Regulation (ESPR) yönetmeliği kapsamında Avrupa Komisyonu'nun Şubat 2026'da yürürlüğe giren kararnamesi, büyük ölçekli şirketler için 19 Temmuz 2026 tarihini kesim noktası olarak belirliyor. Orta ölçekli şirketlere 2030'a kadar süre tanınıyor. Düzenleyici metin hem bir imha yasağını hem de şirketlerin hangi ürünleri ne biçimde elinden çıkardığına dair açıklama zorunluluğunu kapsıyor.
Avrupa Komisyonu'nun verilerine göre, Avrupa'da yılda 4 ila 9 milyon ton tekstil atığı oluşuyor ve bu stoğun bir bölümü hiç giyilmeden yok ediliyor. 5,6 milyon ton CO₂ — İsveç'in toplam yıllık net karbon salımıyla karşılaştırılabilir bir rakam. Sayıyı duyunca ürpertici gelen şey, bunun bir kaza değil, planlı bir sürecin çıktısı olduğu.
Endüstrinin çalışma mantığına bakarsanız neden böyle olduğunu anlamak zor değil: aşırı üretim, talep tahmini başarısızlıkları ve en önemlisi, imha etmenin bağış vermek ya da stoğu indirimli satmaktan daha ucuz olduğu maliyet yapıları. ESPR bu ekonomik hesabı bozuyor.
Yönetmelik imha yerine bağış, yeniden satış, geri dönüşüm veya uyumlu bertaraf yollarını öneriyor. Kulağa makul geliyor — ama burada bir tuzak var. Büyük hacimli bağışlar ikinci el piyasalarını baskı altına alıyor; Gana'nın Kantamanto pazarı gibi bölgesel tekstil ekonomilerinin The Or Foundation raporlarında belgelediği çöküş tam da bu baskının sonucu. Bağış her zaman bağışçının vicdanını temizlediği kadar alıcının ekonomisine hizmet etmiyor.
Sorun stokun nereye gittiği değil, neden bu kadar stok oluştuğudur. ESPR bu soruyu sormadan bitirildi.
Gerçek döngüsellik, üretimi talebe yaklaştırmayı gerektiriyor. Bu, mevcut hızlı koleksiyonlama ritmiyle, yani dört ila altı koleksiyon döngüsüyle bağdaşmıyor. ESPR önemli bir adım — ama tek başına bir sistemin kökünü değil, görünür çıktısını düzenliyor.
19 Temmuz'dan sonra büyük markaların ilk dönem açıklama raporları çıkmaya başladığında, hangi markaların gerçekten döngüsel modele geçtiğini hangilerinin yalnızca bağış rakamlarını şişirdiğini görmek mümkün olacak. Good On You ve Fashion Revolution gibi platformlar bu verileri izlemeye devam ediyor. Okuyucularıma tavsiyem: sezon sonu indirimini değil, markanın stok açıklama politikasını sormak.