SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sürdürülebilirlik

Herkes Ödüyor — Ama Kim Ne Kadar, Neden?

AB'nin tekstil EPR çarkı dönmeye başladı. Ücret sisteminin ardındaki mantık, lüks sektörün henüz sormadığı soruları gündeme taşıyor.

· Astroloji & Sürdürülebilirlik Editörü · · 2 dk okuma
Doğal liften yapılmış katlanmış giysiler ahşap bir sortaj masasının üzerinde

Bir ürünü piyasaya sürdüğünüzde, o ürünün hayatı bitmediğinde ne olacağını siz belirliyorsunuz. Bu cümle, Ekim 2025'te yürürlüğe giren AB Atık Çerçeve Direktifi'nin tekstil ayağının özüdür. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu — kısaca EPR — artık Avrupa'da her tekstil ve giysi üreticisini, sattığı ürünün ömür sonu yönetimini finanse etmekle yükümlü kılıyor.

Ama bu cümlenin arkasında oturan sayılar, mekanizmalar ve — asıl ilginç olan — asimetrik etkileri henüz yeterince konuşulmadı. Lüks sektörü için EPR, kulağa makul ve yönetilebilir gelebilir. Öyle değil.

Ücret Nasıl Hesaplanıyor?

Fransa bu modelin en köklü örneğine sahip: 2007'de başlayan, 2020'de AGEC Yasası ile derinleştirilen ve bugün Refashion adlı organizasyon tarafından yürütülen şema. Marka, piyasaya sürdüğü her ürün için ağırlık, geri dönüşüm içeriği ve geri dönüştürülebilirlik derecesine göre hesaplanan bir eko-katkı payı ödüyor. Avrupa genelindeki mevcut seviyelere bakıldığında bu rakam ürün başına 0,006 euro ile 0,20 euro arasında değişiyor — hızlı moda ürünleri için ceza katsayıları uygulanıyor, sürdürülebilir malzeme kullananlar için indirim. Uyumsuzluk cezası: yıllık cironun yüzde beşi ya da satışların durdurulması.

Yüzde beş. Bu lüks sektör için küçük bir rakam gibi görünebilir — ama uyum altyapısının maliyeti asıl yükü oluşturuyor. Her ülke için ayrı kayıt, ayrı raporlama formatı, ayrı ödeme mekanizması. AB'nin 2028 aktarım tarihine kadar her üye devletin kendi şemasını kurması gerekiyor; bu süreçte marka, hem mevcut hem de oluşmakta olan birden fazla rejime aynı anda uyum sağlamak zorunda.

Lüks için Hangi Soru Yanıtsız?

EPR'ın varsayımı şu: ürün sayısı ne kadar fazlaysa, ücret o kadar büyük. Bu, hızlı modayı hedef alan bir mantık — milyonlarca parça üreten büyük zincirler sortaj sistemini neredeyse tek başına finanse eder. Ama lüks ne olacak?

Az üretim, otomatik olarak düşük EPR yükü anlamına gelir. Bir Hermès kravat veya bir Bottega Veneta çanta, ağırlık ve birim başına hesaplanınca, katkı payı açısından yok denecek kadar küçük bir iz bırakır. Ancak bu ürünlerin kullandığı kaynaklar — egzotik deriler, özel dokuma iplikleri, çok katmanlı boyama süreçleri — sortaj ve geri dönüşüm altyapısının en az hazır olduğu materyallerden oluşuyor. EPR ücreti düşük, çevresel karmaşıklık yüksek.

Az üretmek, az ücret ödemek demek. Ama az üretilen ürünün sortaj altyapısı henüz mevcut değil. Bu boşluk, EPR'ın lükse verdiği görünmez arka kapı.

Döngüsellik Bir Sistem Sorusu

Ellen MacArthur Foundation'ın döngüsel ekonomi çerçevesinde sorun şudur: bir materyalin geri döndürülebilmesi için önce toplanabilmesi, sonra sınıflandırılabilmesi, ardından teknolojik olarak işlenebilmesi gerekir. Fransa'nın Refashion şeması bugün toplanan tekstillerin büyük bölümünü ikinci el yoluna ya da alt kalite geri dönüşüme yönlendiriyor — gerçek anlamda malzeme döngüsüne değil.

Lüks sektör burada iki seçenekle karşı karşıya: ya yalnızca uyum maliyetini karşılayıp gerisini başkasına bırakmak, ya da sortaj altyapısına bizzat yatırım yaparak gerçek anlamda sistemi taşımak. LVMH'nin Weturn'ü ve Kering'in Circular Hub'ı bu yönde somut girişimler — ama bunların EPR ücretlerinin çok ötesine geçen operasyonel taahhütler gerektirdiği, sektörde henüz yeterince dile gelmiyor. Gönüllü taahhüt ile zorunlu katkı payı, birbirinin yerine geçmiyor.

Asıl mesele belki de burada. EPR, üreticiyi ürünün ömür sonuna ortak ediyor — bu doğru. Ama ortaklık, parayı ödeyip çekilmek mi, yoksa o ömür sonunun gerçekten döngüye girebileceği bir sistem kurmak mı?

  • tekstil-epr
  • ab-duzenlemeleri
  • dongusel-ekonomi
  • luks-moda