SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sürdürülebilirlik

Yırtık Dikiş Yırtıktan Üstündür: Onarım Kültürünün Geri Dönüşü

Japon kintsugi felsefesinden İsveç'in 'lagom' tamircisine, giysiyi onarmak bir zorunluluk değil, seçim meselesi haline geldi.

· Astroloji & Sürdürülebilirlik Editörü · · 3 dk okuma
Bir terzinin elinde iğne iplik, keten kumaşın yamaya dönüşen kıvrımları

Anamın dolabının köşesinde yıllarca duran o mavi kaşmir hırkanın bir yeri delinmişti. Onu bırakmadı; Beşiktaş'taki küçük bir terzi dükkanına götürdü, yama yaptırdı. Sonra hırka yirmi yıl daha giyildi. Bu küçük hikâye, küresel moda endüstrisinin son yirmi yılda ne yitirdiğini özetliyor: onarım alışkanlığı.

Hız Ekonomisi ve Atık

Tekstil sektörü, küresel karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde sekizine yol açıyor; bu oran havacılık ve deniz taşımacılığının toplamını aşıyor. Hızlı moda modeli, giysinin ömrünü kasıtlı olarak kısaltıyor: ucuz dikiş, yapay döngüler, her sezon 'yeni koleksiyon' zorunluluğu. Türkiye, bu sistemin hem üreticisi hem de tüketicisi konumunda. Ülkemiz dünyanın önde gelen tekstil ihracatçıları arasında yer alırken iç piyasada ucuz fiyatlı hızlı moda markaları pazar payını artırmaya devam ediyor.

Onarmak Bir Estetik Tutum Olabilir

Japonya'da kintsugi, kırık seramiği altın tozuyla onarmayı bir sanat biçimine dönüştürür; kırık iz, utanılacak bir şey değil, nesnenin yaşanmışlığının kanıtıdır. Giysi onarımına bu gözle bakmak mümkün. İngiliz marka Nudie Jeans, yıllardır 'free repairs' politikası yürütüyor; herhangi bir Nudie mağazasına yıpranmış bir Nudie pantolonla gittiğinizde ücretsiz onarım alıyorsunuz. Patagonia'nın Worn Wear programı da benzer bir çerçeve kuruyor: ürün iade yerine onarım. Bu modeller, tüketiciyi yeni ürüne değil mevcut ürünü yaşatmaya yönlendiriyor.

Yama bir eksikliği saklamıyor; giysinin geçirdiği zamanı görünür kılıyor. Bu fark küçük görünüyor, ama düşünce biçimini kökten değiştiriyor.

Nehir Yıldız

Avrupa'da Politika Değişiyor

Bireysel tercihlerin ötesinde, onarım kültürünü yasal çerçeveyle destekleyen politika hamleleri de gündemde. Avrupa Birliği'nin 2024 yılında onaylanan Ecodesign for Sustainable Products Regulation (ESPR), ürünlerin tasarım aşamasından itibaren onarılabilir ve uzun ömürlü olmasını zorunlu kılıyor. Bu düzenleme tekstil sektörünü de kapsıyor; üreticilerin yedek parça ve tamir kılavuzu sunması bekleniyor. Fransa 2022'de 'indeks de réparabilité' adıyla elektronik ürünlerde onarım skoru yayınlamayı zorunlu hale getirdi; benzer bir sistemin tekstile uyarlanması tartışılıyor. Bu politika değişimleri, onarım kültürünü bireysel bir erdem olmaktan çıkarıp sistemik bir gereklilik haline getirme yolunda ilerliyor.

Türkiye'deki Miras: Terzi Kültürü

Türkiye'nin, küçük terzi atölyelerinden oluşan zengin bir tarihi var. Her mahallede bir terzi, her pazarda bir onarımcı bulunurdu. Bu küçük esnaf ekonomisi, endüstriyel modayla birlikte geriledi. Ancak son yıllarda bazı çevreler bu boşluğu farklı bir çerçeveyle dolduruyor: İstanbul'da 'dikiş atölyeleri,' Ankara'da tamir odaklı topluluk projeleri, çevrimiçi platformlarda 'eski kıyafeti dönüştür' içerik üreticileri. Bu hareketlenme, büyük ölçekli bir politika değişikliği olmadan da toplumsal alışkanlıkları kıpırdatabiliyor.

Pratik Başlangıç Noktaları

Onarım kültürüne girmek için büyük bir taahhüde gerek yok. Küçük adımlar işe yarıyor: Bir sonraki alışverişten önce dolabı çıkarmak ve yıpranmış iki parçayı tamir ettirmek. Bir dikiş seti edinmek, düğme dikmeyi öğrenmek. Sosyal medyada 'visible mending' (görünür onarım) topluluklarına bakmak; bu estetik yönelim, yamaları saklamak yerine belirgin kılan, renk kontrast oyunlarıyla hırkanın hikâyesini anlatan bir pratik geliştirdi. Başlamak için mükemmel bir parça ya da perfect teknik gerekmiyor — elinizdeki yeterli.

Bir kıyafeti atmak kolay. Onarmak hem daha zor hem daha kişisel. Bu yüzden onarılan şey asla yalnızca o kıyafet değil.

Nehir Yıldız

Onarımın Ekonomisi

Bir kıyafeti onarmak zaman zaman yenisini almaktan daha pahalıya gelebiliyor; bu gerçeği görmezden gelmek dürüst bir tartışmayı engelliyor. Terzi ücretleri, özellikle kentsel merkezlerde yüksek; bir paltonun astarını yeniletmek, bazen benzer kalitede ikinci el bir palto almaktan fazlasına mal olabiliyor. Bu ekonomik gerçek, onarım kültürünü lüks bir seçenek haline getirebilir. Ölçüm bu yüzden önemli: onarım kültürünü sadece bireysel etik bir tercih olarak çerçevelemek, yapısal bir fiyatlandırma sorununu görmezden geliyor. Bazı Avrupa ülkelerinde onarım hizmetlerine uygulanan KDV indirimleri bu tartışmanın içinde yer alıyor; İsveç 2016'da onarım hizmetlerinde KDV'yi yüzde elli oranında indirdi.

Türkiye'de ise durum karma: küçük terzi dükkanlarının ücretleri hâlâ erişilebilir düzeyde; bu, büyük şehirlerdeki onarım geleneğini canlı tutabilecek önemli bir faktör. Sosyal medyada 'dikiş öğren' içerikleriyle kendi onarımını kendin yap (KÖKY) hareketi de bu ekonomik mantıktan beslenebiliyor. Beceri edinimi burada hem parasal hem de ilişkisel bir kazanım sunuyor.

Sürdürülebilirliğin En Az Gürültülü Biçimi

Onarım kültürü, büyük manifestolara değil küçük kararlara yaslanıyor. Giysiyi uzun tutmak, kaynakla ilişkiyi derinleştiriyor: bu kumaş bir yere ait, bu dikişi biri kurdu, bu hırka bir iklimden geçti. Tüketimi yavaşlatmanın en somut yolu, elinizdekine bakmak ve önce onunla devam etmeyi denemek. Bazen bu bir dikiş, bazen bir düğme, bazen de yalnızca dolabı yeniden gözden geçirme kararı.

  • yavaş moda
  • onarım
  • sürdürülebilir giyim
  • kintsugi
  • tekstil