Yat & Denizcilik
Win Win'in Üçüncü Palma'sı: 33 Metrede Ne Değişti?
Superyacht Cup Palma'nın 30. yılında, bir Baltic 33 art arda gelen üstünlüğünü büyük bir filo karşısında bir kez daha kanıtladı. Kim Schindelhauer'in teknesinin ardındaki mühendislik ve ekip felsefesine yakın bakış.

24-27 Haziran 2026. Palma Körfezi'nde otuz yaşını kutlayan Superyacht Cup Richard Mille, son dört günde 24 tekneyi, beş ayrı sınıfı ve tarihin ilk multihull startını kapsadı. Sabahki kapanan rüzgar, öğlenden sonra aniden açıldı; taktik penceresi daraldı. Sınıf A'da son yarışın sonunda, bütün bu kalabalığın ortasından çıkan ad tahmin edilebilirdi: Win Win. Üçüncü kez.
Kim Schindelhauer'in Baltic Yachts yapımı 33.04 metrelik teknesinin Superyacht Cup serüveni 2016'da başladı, 2019'da bir kez daha şampiyonlukla kapandı, 2026'da üçüncü kapak açıldı. Yelken yarışlarında iyilik tesadüfe bağlanır; üçüncü unvan ise bir sistemin kanıtıdır. O sistemi anlamaya çalışmak, en az teknenin teknik özelliklerini anlamak kadar ilginç.
Karbon, Kaldırma Salması ve Mühendislik Tercihleri
Win Win'i tasarlayan naval mimar Javier Jaudenes, bir cruiser/racer projesinin iki tarafını mümkün olduğu kadar yakın tutmak durumundaydı. Gövde, köpük çekirdekli prepreg karbon sandviçten oluşuyor; akustik yalıtım için iç panellerde mantar çekirdek tercih edilmiş — hem hafif hem de iç ses ortamını marina konukluğuna uygun kılan bir karar.
Teknenin donanımsız ağırlığı 47 ton. Bu rakam, aynı LOA'daki çoğu cruiser-racer'ın çok altında. Ama asıl cerrahi müdahale salma tasarımında: kaldırma salmalı Win Win, 5,50 metrelik tam drafta inebiliyor; sığ sularda çalıştırıldığında ise 3,50 metreye çekiliyor. Regatta ortamında bu esneklik pek kullanılmıyor — ama teknenin aynı sezon Akdeniz koylarını turlarken de yarışmasını mümkün kılan şey bu sistem.
Hız rakamları, boyutuyla kıyaslandığında dikkat çekici: 12-13 düğüm gerçek rüzgarda, kontra rotada 11,2 düğüm; 26 düğüm rüzgarda, top-down genoa ile güzergah aşağı 18,5 düğüme ulaşıyor — dört kişiyle. Bunlar piste özgü değil, şirket test verilerinden gelen rakamlar; gerçek yarış koşullarında fark elbette değişiyor. Ama performans profilinin yüksek olduğu tartışılmaz.
Yarışı Kazanan: Tekne mi, Ekip mi?
Win Win'in dümen başındaki skipper Will Glenn, şampiyonluk sonrası verdiği kısa açıklamada tekne özelliğini değil, ekip sürekliliğini öne çıkardı: 'Aynı ekip, yıl yıl geri geliyor. Sadakatli ve kararlı bir grup.' Denizcilik yarışlarında bilinen bir gerçeği yeniden doğruluyor: üst düzey cruiser/racer segmentinde, özdeş mühendislik koşullarında fark yaratan şey çoğunlukla ekip zekâsı ve hafızasıdır. Taktik belleği birikmesi, rüzgâr dönüşlerini hafıza ile okumak, seçici konuma alma — bunları birkaç saatte edinemezsiniz.
Schindelhauer'in kişisel regatta sicilinin de bu tabloya katacağı bir şey var: Palma sahası onun için yeni değil. 2010'da Scorpione dei Mari ile kazandığı Superyacht Cup, bu regatada dört ayrı şampiyonluk getiren bir sürecin başlangıcıydı.
30. Yılda Multihull: Yeni Bir Sayfa
Superyacht Cup, 30. yılına multihull sınıfını ekleyerek Palma körfezine yelkenli katamaranları ilk kez soktu. Dört teknenin katıldığı bu sınıfta birinci günü VPLP tasarımlı Gunboat 80 Highland Fling kazandı — 24.65 metrelik, tamamen prepreg karbon gövdeli, tırnak çizgileri IMOCA 60'ları anımsatan bir tekneyle. Bu sınıfın regattaya girmesi sembolik bir değişim.
Yarışmanın Anlamı Üzerine
Bir teknenin aynı pistlerde, aynı ekiple yıllar sonra geri dönmesi; hem rüzgârı hem de kendi sınırlarını önceki seferlerden daha iyi tanımasıyla yarışması — bu, benim anlayabileceğim ve saygı duyabileceğim türden bir denizcilik. Rekabetçi ama birikimli. Yarışan ama öğrenen.