Gastronomi
Paris'i Bırakan Şef
Matthias Marc, on iki yılın ardından Substance'ı kapattı ve doğduğu Jura'ya döndü. Kolundaki clavelin dövmesi başından beri zaten oradaydı.

2018'in sonbaharında, Paris'in 16. arrondissement'ındaki Substance'ın dar mutfağında Matthias Marc kolunu kaldırdığında, ziyaretçiler bilekten dirsek çukuruna uzanan clavelin dövmesini görürdü. Clavelin, bilmeyenler için söyleyelim: Jura şarap bölgesine özgü, altmış iki santilitrelik tıknaz şişe. Dünyada başka hiçbir appellation bu biçimi kullanmaz. Marc bu şişeyi derisine işlemiş olmayı ne Paris kibri ne de egzotik bir tercih olarak taşıyordu. Doğduğu toprağın damgasıydı; unutmamak için değil, zaten unutamayacağını bildiği için.
Yedi yıl boyunca o mutfakta pişirdi. Franche-Comté'den gelen Morteau sosisi, Comté peyniri, Jura'nın sarı şaraplarıyla olgunlaştırılmış soslar — ama adres Paris'ti, etikete Paris yazıyordu. Michelin yıldızı geldi, doldurdu çekildi fotoğraflar, adı rehbere geçti. Ama kışın en soğuk günlerinde, sabah beşte Rue de Chaillot'daki arka kapıdan girip soğuk tezgahı tutunurken, Marc'ın bakışlarının nereye takıldığını kimse sormadı.
Aralık 2025'in son günü Substance'ın perdelerini indirdi. Ortağı Stéphane Manigold'a veda etti. Yedi yıl, tek yıldız, Paris. Bir şeyleri eksiksiz yaşamıştı — ama 'eksiksiz' ile 'kendi' arasındaki mesafe o kış iyice daraldı. "Şehirden çıkmak, tabiata ve köklere dönmek istedim" dedi. Cümle basitti. Ama böyle bir cümleye 32 yaşında sahip çıkmak, kolay değil.
Franche-Comté hava kokmayan bir yer değil. Jura dağlarının Doubs vadisine baktığı bu bölgede, köyler birbirinden bir saatlik mesafede durur; insanlar ne çok anlatır ne çok sorar. Marc, Appenans'ta — Isle-sur-le-Doubs yakınında küçük bir köyde — büyüdü. Poligny'nin otelcilik okuluna gitti, oradan Ducasse'ın Monaco mutfağına geçti; Lasserre'de chef de partie oldu, Le Meurice'te sous-chef. Yıllar Paris'i doldurdu. Ama Poligny'de okuduğu yıllarda, Jura şaraplarına ilk kez masada değil, bağda rastlamıştı; üzümün adı savagnin'di ve fıçıda yıllarca bekleyerek bir şeylere dönüşüyordu — kimsenin acele ettirmediği bir şeye.
La Maison des Cimes, Malbuisson'da. Fransa'nın üçüncü büyük doğal gölü olan Lac Saint-Point'in kıyısında, çam ve ladin ormanlarının bitişiğinde dokuz odalı, Relais & Châteaux koleksiyonuna Temmuz 2026'da katılan bir ev. Karısı Hanna Marc iç mimarisiyle ilgilendi; mekan ahşap kirişlerini, bölgenin toprak renklerini, taşraya ait bir ağırlığı korudu. 29 Ağustos'ta gastronomik restoran La Table des Cimes kapılarını açtı. Kasım ayında ise Bistrot des Bûcherons devreye girecek — oduncu bistrosu, adı bile söylüyor.
Marc'ın attığı tek karar, Paris'ten ayrılmak değildi. Ayrılırken bir şeye de 'evet' dedi: sadece odun ateşiyle pişirmek. La Table des Cimes'in mutfağında gaz ocak yok, elektrikli rezistans yok. Her şey — ıslatma, kızartma, kavurma, yumuşatma — Jura'nın çam odunundan yükselen ateşte gerçekleşiyor. Fransa'da bu ölçekte bir gastronomik mekânın tamamen odun ateşi üzerine kurulduğu nadir; Marc bunu teknik bir şov olarak değil, bir sorunun cevabı olarak sunuyor. Soru şu: Doğru malzemeyi doğru ısıya bırakırsan, eklemek zorunda kaldıklarından kurtulursun mu?
Bu soruyu sormak cesaret ister; ama asıl cesaretli olan, cevabı aramayı kendi topraklarında seçmek. Odun ateşi bir kısıtlama gibi görünür; Marc için tam tersi. Kısıt, neyi seçmek zorunda olduğunu netleştiriyor. Jura ormanından gelen çam odunu belirli bir ısı yayar; bu ısı belirli pişirme tekniklerine kapı açar, diğerlerini kapatır. Şef burada birini tercih etmiyor: kısıt ona hangi malzemenin bu ateşi hak ettiğini gösteriyor. Komşu çiftçinin mor havucu mu, gölden çıkan tatlı su balığı mı, dağ çayırındaki otla büyümüş bir kuzu mu? Ateş seçim yapar; şef de o seçimi kabul eder.
Menünün adları bile bu coğrafyanın dilinden çıkmış. "Vingt Dieux" (145€) ve "Nenni Ma Foi" (110€) — ikisi de Franche-Comté'nin geleneksel yeminleri, taşra yüklü, Paris'e göre biraz kaba. Marc bunları kasıtlı seçmiş. Şehrin parlak jargonunu değil, annesinin mutfağından sızan sözdizimini masaya koymuş.
Hanna Marc'ın iç mimarisi bunu mekânda da sürdürüyor. Dokuz oda ve suit, ahşap kirişler, toprak renkleri, büyük camdan gözüken göl. İstanbul'un yeni lüks restoranlarındaki soğuk minimalizm ya da dişini tırnağına takıp 'saf' görünmeye çalışan kasıtlı yalınlık yok burada; bunun yerine bölgenin malzemeleri kendi ağırlığıyla konuşuyor. Göl Saint-Point, sabah sisinin altında yavaş açılıyor; ormanın kokusu lobi aralığında sürükleniyor. Marc bunu tasarımla yakalamaya çalışmıyor — pencereyi açık bırakıyor.
Şarap mahzeni sekiz yüz referans barındırıyor; bunun dörtyüzü yalnızca Jura şaraplarından oluşuyor. Bu, tesadüf ya da bölgesel gurur değil. Marc, Tissot'nun savagnin'ini, ouillé yöntemiyle fıçıya dolan ve voile geleneksini sorgulayan şarapları, Jura'nın isli ve mineral karakterini uzun süredir masasına davet ediyor. Kolundaki clavelin bunu hep bildiriyordu zaten. Artık şarap listesi de söylüyor.
Bütün bunlara bakıp "genç şef burnunu Paris'ten çıkardı" demek kolaydır. Ama Marc 2018'de, yirmi beş yaşında, ortağıyla birlikte Substance'ı sıfırdan kurmuştu. Yedi yılda bölgenin dilini konuşurken başka birinin çatısı altında da çalışmamıştı. Ayrılışın bedeli vardı: ortaklıktan çıkmak, Paris'teki ağı bırakmak, adını taşıyan bir mekânı geride bırakmak. Alain Passard'ın 2025'te L'Arpège'ini yeniden tanımlarken yaptığı hamleyi hatırlatıyor bu karar — büyük şeyleri bırakabilmek için önce büyük şeyler inşa etmek gerektiğini kanıtlamak.
Fine dining dünyasında şehrin dışına çıkış bir trende dönüştü, bunu söylemek gerek. Ama bu trend içinde gerçek olanla performatif olanı ayırt etmek mümkün. Michaël Arnoult, Savoie'nin Jongieux köyünde yirmi bir yıl boyunca aynı yerde durduğu için yıldızını hak etti; Paris'ten kaçıp bir çiftlik restoranı açmadı — zaten oradaydı. Marc da benzer bir mantıkla hareket etti: Jura onun için yeni bir sahne değil, ertelenmiş bir dönüş.
Bir şefi yerinden eden şey ne olur? Michelin rehberlerinde adı geçen birçok şef bu soruyu hiç sormadan sürer gider. Stres kronikleşir, mutfak ritüele döner, tabaklar kendini tekrar etmeye başlar. Marc'ın Substance'ı yedi yılda yorgunluk değil, tamamlanma hissiyle bırakması başka bir şey. Bu, tükenmenin değil, bir sonraki sorunun sesini duymanın hikâyesi. Jura'ya dönmek bir kaçış değil; kendi dilinde pişirmek için bulduğu adres.
Malbuisson'da, Eylül sabahları, göl sisi dağılmadan önce mutfak ateşi yanıyor. Dışarıda çam ormanı var, içeride Comté'nin kışlık sertliği, Jura'nın ekşimsi toprağı ve sekiz yüz referanslık bir mahzen. Marc hâlâ otuz iki yaşında. Paris'te harcanan yıllar heba değil — o yıllar bu dönüşü mümkün kıldı. Kolundaki clavelin ise en başından beri nereye döneceğini söylüyordu.
Kaynaklar
- Matthias Marc leaves Substance: a new startfr.gaultmillau.com
- La Maison des Cimes: Matthias and Hanna Marc Celebrate Franche-Comtéfr.gaultmillau.com
- Le chef Matthias Marc retrouve ses racines avec la Maison des Cimes à Malbuissonfoodandsens.com
- La Maison des Cimes: 4-star refuge on the edge of a Doubs lakeedgar.ae
