Gastronomi
Kyoto'da California Okumak: SoNoMa'nın Aynası
Kyle Connaughton, SingleThread'i Kyoto'ya taşırken ne getirip ne bıraktığını biliyor. Keita Tominaga ise bu sorunun mutfaktaki cevabını arıyor.

Bir restoranın ikinci şubesini açması genellikle şunu anlatır: marka büyüdü, konsept satılabilir bulundu, yatırımcılar ikna oldu. Kyle Connaughton'ın Kyoto'da yaptığı ise bunun tam tersi gibi görünüyor. SingleThread, Sonoma County'de Japonya'dan ilham alarak kurulmuş bir restorandı. Kyoto'daki SoNoMa ise bu ilhamın kaynağına dönüp orada California'yı anlatmayı deniyor. İki yönlü bir ayna. Bu kurgunun kağıt üzerinde cazip, sofrada ise tehlikeli olabileceğini biliyorum; ama Mart 2026'da Miyagawa-cho'daki o dar ahşap kapıdan ilk haberler gelmeye başladığında, Connaughton'ın bu gerilimi bir kez daha bilerek seçtiği anlaşıldı.
Capella Kyoto, mimar Kengo Kuma imzasını taşıyor. Binanın içinde on iki kişilik bir tezgah var; bu tezgahın başında, SingleThread'de pişirmiş ve Japonya'da yetişmiş Keita Tominaga oturuyor. Resmi tanımlama şu: 'Kyoto'nun Kansai bölgesi ile California'nın Dry Creek Valley'nin mevsimsel tarımını, çiftçi ve zanaatkarların gözünden anlatan çok kurslu bir menü.' Ama Connaughton'ın kendi cümlesini daha ilgi çekici buluyorum: 'SingleThread Kyoto etkisinden besleniyorsa, SoNoMa da California'yı anlatmalı; ama Kyoto'nun dışarıdan nasıl okunduğunu.' Bu 'dışarıdan bakış' fikri, pek çok şefin düşünmekten kaçındığı bir soru içeriyor: Bir mekânı temsil ederken yerel mi olmalısın, yoksa yabancı kalmayı bir tutum olarak mı benimsemelisin?
İki Terroir Arasındaki Sohbet
Tominaga bu soruyu ikiye bölüyor gibi görünüyor. Kansai'nin sebzesini, Dry Creek'in toprağından gelen malzemeyle buluşturuyor; ama bunu yaparken tek bir hiyerarşi kurmaktan kaçınıyor. Bir kursluk menüde hem Japonya'nın bitki ve balık dünyasına hem de California'nın meşeye yakın çiftliklerine yer açılıyor. Kyoto'nun geleneksel ochaya (çay evi) mimarisine referans veren mekan tasarımı bu dengeyi fiziksel olarak da destekliyor: ne Japonya ne California, ikisinin de yavaş bir sohbet içinde bulunduğu bir ara alan.
Beni daha çok düşündüren, tezgahın diğer tarafındaki konukların bu denklemi nasıl okuyacağı. Kyoto'ya gelen yabancı bir misafir için SoNoMa, muhtemelen egzotik bir Amerikan girişimi olarak görünüyor. Amerikalı bir misafir içinse tam tersi. Bu çapraz yanlış okuma, doğru yönetilirse restoranın en büyük gücü olabilir; kötü yönetilirse kimlik krizine dönüşür. Connaughton'ın Sonoma'da yıllarca SingleThread'i bu gerilimleri fark ederek kurduğunu biliyorum. SoNoMa'da da aynı bilinç var gibi görünüyor; ama bunu sahada teyit etmek için, Kyoto'nun mart kiraz çiçeği mevsiminin geçtiği bir günde o tezgahta oturmak lazım.
Kyoto'ya ne getireceğimizi değil, Kyoto'dan ne öğrendiğimizi anlatmak istiyoruz.
Fine Dining ve Yabancılığın Rolü
Kyoto'nun fine dining sahnesine gelince: şehir kendi içinde çoktan doygun. Kapı başında üç Michelin yıldızlı yerler sıra bekletiyor; yerel kaiseki geleneği bu ölçekte yabancı yorumlara kolay yer açmıyor. Ama Connaughton bu sahneyle yarışmıyor. On iki koltuklu bir tezgah, tanım gereği yerel bir restoranla rekabet etmiyor; ayrı bir konuşma başlatıyor. Öte yandan Capella Kyoto'nun otel bağlamı, SoNoMa'yı kaçınılmaz biçimde global gezginin sofrasına taşıyor. Bu, Miyagawa-cho'nun ruhuyla çelişiyor mu? Belki. Ama Connaughton baştan beri yabancılığını gizlemedi; onu açık bir tutuma dönüştürmeye çalışıyor.
Yayınlanan menü parçalarından birinde Kyoto yabani yeşillikleri ile Sonoma County'den gelen kuru olgunlaştırılmış dana bir arada görünüyor. Bu iki malzemenin bir tabakta buluşması ne oryantalizm ne de Amerikan kendini beğenmişliği; dikkatli okunursa iki terroir arasındaki gerçek bir sohbet denemesi. Tominaga'nın bu konuşmayı her akşam yeniden kurması, SingleThread'deki tekrarlayan mevsimsel sezgilerin Kyoto'da nasıl bir dile çevrileceğini gösterecek.
SingleThread'in kuruluş hikayesinde de benzer bir doğrusallık var: Connaughton, Japonya'da pişirmeyi öğrendikten sonra Sonoma'ya döndü ve o toprağa Japonya'nın dikkatini götürdü. SoNoMa, bu döngünün ters yönde de işleyip işlemeyeceğini soruyor. Cevabı yalnızca zaman ve Tominaga'nın elleri verecek.