SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Moda

Loewe ve Anderson Sonrası: Kimlik Evi Kendini Nasıl Arar?

Jonathan Anderson'ın 2024'te ayrılmasından bu yana Loewe'nin koleksiyonları bir yol ayrımında duruyor.

· Moda Editörü · · 2 dk okuma
Eski bir deri atölyesinde işlenmemiş ten rengi deri parçaları ve geometrik dikiş çizgileri

Loewe'nin bir çantasını elinize aldığınızda ne hissedersiniz? Puzzle Bag'in köşelerindeki geometrik dikişi parmaklarınızla izlediğinizde, ya da Hammock'un deri bandı avucunuzda bir kavis çizdiğinde — bu his, tek bir tasarımcının değil; onlarca yıllık İspanyol saracılık geleneğinin ve son yıllarda o geleneği yeniden keşfeden bir vizyonun buluşmasından doğar. Jonathan Anderson, 2013'ten 2024'e dek bu buluşmanın mimarıydı. Şimdi, mimar gitmiş; bina duruyor.

Anderson'ın Loewe'yi terk edişi moda çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı. Bir markayı o denli özgün bir dile kavuşturmuş bir tasarımcının ayrılışı, her zaman bir ”ve sonra?” sorusu bırakır. Bu soru naif değil; bir evin kültürel kimliği, tek bir vizyon üzerine inşa edilmişse, o vizyon gittiğinde ortada yalnızca tuğlalar kalır.

Anderson Loewe'ye Ne Kattı?

Bunu anlamak için önce saymak gerekiyor. Anderson, Loewe'ye entelektüel bir çerçeve çizdi: Çağdaş sanata açılan bir kapı, el sanatlarını lüksle eşit statüye oturtan bir tutum, İspanya'nın zanaat mirasını nostaljiye düşmeden geleceğe taşıyan bir dil. Loewe Craft Prize'ı, bu tutumun kurumsal biçimiydi. Koleksiyonlar ise o tutumun bedensel dışavurumu.

Anderson'ın en güçlü yanı, orijinalliği ticari kaygıyla dengeleyebilmesiydi. Bir koleksiyonda çiçek anatomisini beden üzerinde üç boyutlu seramik süslemelerle yorumlamak mümkündü; aynı koleksiyonda Puzzle Bag yeniden üretiliyordu. Bu iki kol birbirini zayıflatmıyor, güçlendiriyordu. Marka, hem müze duvarlarında hem de sokakta yaşayabiliyordu.

Geçiş Dönemi Koleksiyonlarında Ne Görüyoruz?

Anderson'ın ayrılışından bu yana evin sunduğu koleksiyonlara baktığımda, iki paralel çabanın yürütüldüğünü görüyorum. Birincisi: Mirasa sahip çıkmak. Puzzle Bag üretimde, ikonik deri işçiliği devrede, İspanyol arşivine gönderme korunmuş. İkincisi: Yeni bir ses aramak. Bu arayış henüz netleşmedi; bazı parçalar Anderson döneminin sadeliğini tekrar ediyor, bazıları farklı bir yöne çekiyor ama o yön henüz kristalize olmamış.

Bir tasarımcı gidince geriye kalan yalnızca koleksiyonlar değil, o koleksiyonların eğittiği göz de kalır. Loewe müşterisi artık daha keskin bakıyor.

Defne Aksel

Bu geçiş döneminin en dikkat çekici özelliği, deri işçiliğinin kalitesindeki süreklilikti. Madrid'deki atölyenin elinden çıkan parçalar, Anderson döneminin titizliğini koruyor. Nappa derisinin işlenme biçimi, el dikişlerindeki ritim, boya katmanlarının derinliği — bunlar bir kişinin değil, bir kurumun bilgisinin ürünü. Ve bu bilgi, atölyede yaşıyor. Bunu görmek rahatlattı.

Kimlik Kimin Mülkü?

Moda tarihine bakıldığında, güçlü kreatif direktörlerin ardından uzun geçiş dönemleri yaşayan evlerin bir kısmı yeniden yükseldi; bir kısmı kimlik krizi içinde kayboldu. Helmut Lang'ın 2005'teki ayrılışı sonrası markaya ne olduğunu düşünün. Ya da Yves Saint Laurent'in 1999'daki çekilişini. Kurumsal güç olup olmadığı, tek başına belirleyici değil; arşive nasıl baktığınız da belirleyici.

Loewe'nin avantajı şu: Anderson yalnız çalışmadı. Atölyeyi birlikte inşa etti; çalışanları birlikte eğitti; Craft Prize'ı bir ekiple yürüttü. Bu miras, koleksiyon notlarına değil, insanlara sinmiş. Ve LVMH, bu evin potansiyelini fazla iyi biliyor. Geçiş dönemlerinde aceleci kararlar vermek, bir moda devinin en pahalı hatası olabilir.

Loewe'nin önümüzdeki sezonlarda ne söyleyeceğini merakla bekliyorum. Umarım aceleci bir rötuşla Anderson'ı silmeye çalışmaz; umarım o dönemin miras olduğunu kabul ederek üzerine inşa eder. Çünkü bir evin kimliği, tek kişiye ait değildir — o kimliği taşıyan derinin, ipliğin, ve o deriye dokunan ellerin birikimine aittir.

  • Loewe
  • Jonathan Anderson
  • moda kimliği
  • tasarımcı geçişi