Sanat & Müzayede
Aklın Uykusunda Reçine: Goya'nın Aquatint Yöntemi
Bir bakır plaka, bir torba reçine tozu, bir şişe asit ve bir burnisher. Los Caprichos'un kâbusu bu dört nesneyle başlıyor.

Reçine tozu bir torbadan plakaya düşerken havada bir an asılı kalır. Işığa tutulduğunda görülür: küçük altın parçacıklar, sanki kararını vermeden dolaşıyor. Sonra yerleşirler. Düzensiz, öngörülmez, bir kısmı birbirine çok yakın, bir kısmı tek başına. Bu yerleşme kararı Goya'nın elinden çıkmıştır — ama aynı zamanda tamamen onun isteğidir. Francisco Goya, Los Caprichos levhalarını hazırlarken aquatint tekniğinin en temel paradoksunu kendi yöntemine entegre etti: kontrol, kontrolsüzlüğü kabul etmekle başlar.
Los Caprichos, 1799'da yayımlanan seksen baskıdan oluşan bir albümdür. İspanya soylularını, din adamlarını, cadıları, eşekleri ve kaderine terk edilmiş insanları konu alır. Dönemin en ünlü ressamı olan Goya bunu boyayla değil, bakır plaka ve asitle yaptı. Teknik seçim tesadüf değildi: baskı, çoğaltılabilirdi. Tek bir tablo yüz evde asılı kalabilirdi; bir baskı seti seksen farklı fikri tek gecede yüz kişiye iletebilirdi. Ama asıl sebep başkaydı. Goya, aquatint'in tonsal zenginliğini — o kadifemsi koyu gri'yi, geceyi, belirsizliği — başka hiçbir teknikle elde edemezdi.
Aquatint, özü itibarıyla bir asit oyması tekniğidir. Adı "aqua fortis" den gelir — kezzap, güçlü su. Ama yalnızca asit kullanılsaydı, ortaya çıkan yüzey çizgilerden ibaret olurdu. Yumuşak geçişler, tonlar, atmosfer yoktu. Aquatint bunu çözdü: plakaya önce ince bir reçine tozu tabakası uygulanır; ısıtıldığında toz erir ve küçük adacıklar oluşturur. Asit bu adacıkların arasındaki alanları oyar. Küçük oyuklar mürekkep tutar; kâğıda basıldığında gözün kum gibi algıladığı bir ton üretir. Ne kadar derin oyulursa ton o kadar koyulaşır.
Goya bu tekniği kitaplardan değil, Madrid'deki çağdaşlarından öğrenmişti. 1790'lı yıllarda İspanya'da aquatint henüz yeniydi ve onu kullananlar çoğunlukla suluboya görünümü elde etmek için boyalı gravürlerin taklidi peşindeydi. Goya farklı bir şey istedi. Onun plakaları suluboya taklit etmiyordu; karanlığın kendi dilini konuşuyordu.
Süreç şöyle işliyor: Önce hazırlık çizimi — kırmızı tebeşirle kâğıda. Sonra bu çizim bakır plakaya transfer edilir, zayıf asitle yüzeyde izler bırakılır. Plaka temizlenir. İkinci adım: reçine tozu uygulaması. Goya'nın muhtemelen kullandığı yöntem, muslin torbanın plaka üzerinde hafifçe sallanmasıdır — toz düşer, dağılır. Plaka ısıtılır; toz erir, yerleşir, soğur ve katılaşır. Üçüncü adım: asit banyosu. Plaka dilüe nitrik aside daldırılır; belirli bir süre bırakılır. Süre kısaysa açık tonlar; uzunsa koyu alanlar oluşur. Goya bunu defalarca tekrarlardı: bir alanı aside bırak, başka bir alanı varnish ile koru, çıkar, tekrar daldır. Bu katmanlı uygulama, aynı plakada onlarca farklı gri ton elde etmesini sağlıyordu.
Dördüncü adım burnishing'dir ve en kişisel olanıdır. Burnisher, çelik bir alet; ucu ovalamanın yüzeyine göre şekillendirilmiş. Goya, fazla oyulmuş alanlarda burnisher'ı kullanarak metalin pürüzünü düzleştirirdi. Pürüz azaldıkça tutulan mürekkep azalır; ton açılır, hatta kaybolur. Bu, hata düzeltme değildir — aynı zamanda tasarım kararıdır. Capricho 43'te, "El sueño de la razón produce monstruos"ta ("Aklın Uykusu Canavar Üretir") uyuklayan figürün sırtındaki karanlık büyük ölçüde aquatint koyuluğundan gelir; kafasının yanındaki baykuşların gözlerindeki küçük parlak noktalar ise burnisher'la açılmıştır. Goya karanlığı önce koydu, sonra ışığı kazıdı.
Beşinci ve en sinsi adım stopping-out'tur. Goya, asitten korumak istediği alanları bir asit direnci olan vernikle örtüyordu. Bu vernike Fransızcada "vernis mou" denir — yumuşak vernik. Uygulama fırçayla yapılır, çabuk sertleşir. Plaka aside geri döner; korunan alan değişmez, açık alanlar oyulmaya devam eder. Tek bir levhada bu döngü altı, sekiz, on kez tekrarlanabilirdi. Melbourne'daki National Gallery of Victoria'nın Goya plakaları üzerinde yaptığı teknik incelemeler, bazı Caprichos levhalarında iki ayrı aquatint tabakasının üst üste uygulandığını ortaya koymuştur.
Madrid'in Calcografía Nacional'ı — San Fernando Güzel Sanatlar Akademisi bünyesindeki ulusal gravür arşivi — Los Caprichos dahil Goya'nın dört büyük baskı serisinin özgün bakır plakalarını barındırmaktadır. Yakın zamanda tamamlanan bir koruma-restorasyon çalışmasında plakalar üzerindeki on dokuzuncu yüzyıldan kalma çelik kaplama kaldırıldı. Bu kaplama, bakırın çok çabuk aşınmasını önlemek için baskı tarihinin standart uygulamasıydı; ama zamanla paslanmaya başlamıştı. Kaplamanın altında özgün bakır yüzey ortaya çıktı: burnisher izleri, Goya'nın el baskısının değişen şiddetini gösteren düzensiz yüzey dokusu, ve bazı plakalarda önceki çizgilerin silindiği ama tamamen kaybolmadığı "hayalet" alanlar. Bunlar değişen fikirlerin fiziksel kanıtı.
Goya bu tekniklerin hiçbirini icat etmedi. Aquatint'i Jean-Baptiste Le Prince 1760'larda geliştirmişti; stopping-out ve burnishing standart bilgilerdi. Goya'nın özgünlüğü başka bir yerde yatıyor: hata olarak kabul edilen şeyi anlatının içine çekme kapasitesinde. Reçinenin düzensiz dağılımı, asidin beklenmedik derinlikleri, burnisher'ın bıraktığı küçük izler — bunlar bir üstad ressamın sakladığı kusurlar değil, sonuca dahil edilen gerilimlerdi. Capricho'ların o karanlık, nemli, loş havası kısmen teknik "mükemmeliyetsizliğin" ürünüdür.
Bu, mevcut sanat söyleminin sık sık atlayıp geçtiği bir noktadır. Los Caprichos anlatıldığında — siyasi cesaret, din eleştirisi, kara mizah — teknik neredeyse hiç konuşulmaz. Sanki Goya fikri önce koymuş, teknik onu kendiliğinden taşımış gibi. Oysa ters yönde okumak mümkün: Goya önce aracı, elini, asidin davranışını tanımış; kararlar bu tanışıklığın içinden çıkmıştır. "Aklın Uykusu Canavar Üretir" plansız çizilmemiştir — ama burnisher'ın figürün omzundaki ışığı nasıl açacağı kararı, o anda, o aletle verilmiştir.
Bir usta elinin tanımlayıcı özelliği budur aslında: tekniğin baskısı altında değil, teknikle diyalog içinde karar vermek. Goya'nın aquatint'i bir şablona uygulamadığını, her levhada baştan müzakere ettiğini gösteren şey bizzat Calcografía Nacional'daki bakır plakaların yüzeyidir. Bazı alanlarda metal yorgun görünür — defalarca değiştirilmiş, burnisher'ın farklı basınçta geçtiği yerler. Bu, tereddüdün değil, arayışın izi.
Tekniği öğreten ne olur? Aquatint'in mantığını kavrayanlar şunu söylüyor: asit iş bitirir, ama kararlar önce gelir. Hangi alanı ne kadar süre aside bırakacağınızı bilmeden, reçine tozunu ne yoğunlukta uygulayacağınızı okumadan başlarsanız, asit size değil siz aside hizmet edersiniz. Goya seksen levhada bu hizmeti reddetti. Her birinde, hem plakayı kontrol etti hem de plakaya kapıyı açık bıraktı.
Bugün bu levhaların bakırı temizlenmiş ve görünüyor. Calcografía Nacional'daki sergileme salonunda plakalar ve onların karşısındaki baskılar yan yana duruyor — metal ve kâğıt, kaynak ve sonuç. Kaynağa bakmak tuhaf bir deneyim: niyet ve ürün arasındaki o aralığı görüyorsunuz. Burnisher izi ile baykuş gözü arasındaki mesafeyi. Goya oradadır, ama yoktur — elinin kararı kalmıştır, elin kendisi değil.