SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sanat & Müzayede

Bir Balonun İçinden Bakmak: Mehtap Baydu'nun Hapsedilmiş Nefesi

Bingöl'den Berlin'e uzanan bir pratiğin Türkiye'deki ilk kurumsal durağı, Arter'de açık. Nefes, cam, on altı metrekare.

· Sanat Editörü · · 2 dk okuma
Arter'de bir sergi salonunda, cam bölmenin ardında beyaz duvarlı bir mekânı dolduran şeffaf bir balon; ziyaretçiler arkadan izliyor

Konuşmak zorunda değilsiniz. Camın önünde durup izleyebilirsiniz. Bir kadın, tam olarak on altı metrekarelik bir hacmi dolduracak biçimde üretilmiş şeffaf bir balonu, yavaş yavaş ve ısrarla şişiriyor. Balon büyüdükçe oda küçülüyor — ya da öyle hissettiriyor. Bu, Mehtap Baydu'nun 2019'da Berlin'de bir vitrin camının arkasında başlattığı 'Atem'in, Türkiye'deki bir sanat kurumunda ilk kez sahneleniş anı.

Bedenin Ölçüsü

Arter'de 29 Nisan'da açılan 'Seni Sevmek Çok Zor!' sergisi, Baydu'nun Türkiye'deki ilk kurumsal solo çıkışı. Başlık sahte bir yakınmadan gelmiyor; birinin başka birini sevmeye çalışmasındaki o kronik, kaslardan gelen yorgunluğu taşıyor. Baydu bu gerilimi bedenle çalışıyor: performans, heykel, fotoğraf, video. Dil değişiyor ama kaynak aynı — beden, ne kadar tutulabilir, ne zaman taşar?

Sanatçı Hacettepe'de heykel okudu, ardından Berlin'e geçti ve orada kaldı. Bu biyografik yol, yapıtlarında iz bırakmadan geçmiyor: çokkültürlü, lakin kültürel pazara direnen bir konumdan üretiyor. Batı sanat sisteminin çeşitlilik kotası beklentilerine, kimlik etiketleriyle paketlenip sergilenmek isteyişine karşı mesafeli bir pratiği var. Bunu söylemiyor; ama 'Atem'in mantığı zaten bunu düşündürüyor — kendi havanı kendi içine hapsedip hacim olmak.

Kurum, bireye ayrılan alanı önceden belirlemiş; sanatçı ise o alanı kendi nefesiyle sıkıştırmak üzere kullanıyor.

Camın Öte Yanı

Performansın mimarisi kasıtlı olarak bürokratik. Sanatçının kapladığı alan tam olarak ölçülmüş, balon tam da o hacme göre üretilmiş. Buradaki söz oyunu yüzeysel değil: kurum, bireye ayrılan alanı önceden belirlemiş, sanatçı ise o alanı kendi nefesiyle, tam sınıra kadar dolduruyor. Bu bir uyum değil; sistemi kendi ölçüsüyle sıkıştırmak. Performans dönemleri sergi açılışının ilk yirmi gününü kapsıyor. Dolayısıyla 'Atem'i canlı görme fırsatı artık kapanmış ya da kapanmak üzere. Ama bu kaybın da bir anlamı var: Baydu'nun işleri çoğunlukla bu biçimde çalışıyor, iz bırakıp çekiliyor.

Serginin geri kalanı — heykel ve fotoğraf işleri — aynı eksende ilerliyor: cinsiyet rolleri, dinî ve siyasi yükler, bunların bedende nasıl somutlaştığı. Baydu bu konuları şişirmeden taşıyor; ne manifesto ne de didaktik. Yapıtlar soruyu koyuyor, ardından geri çekiliyor. Seyirci camın öte yanında kalıyor. Sergi Kasım 2026 sonuna kadar açık. Bu kadar geç bir Türkiye ilkinin gelmesi, Baydu'nun pratiğiyle ilgili değil, yerli kurumların uluslararası alanda tanınmış isimlere ne zaman ilgi duyduğuyla ilgili. O meseleyi Baydu'nun heykellerine değil, bilet gişesinin yanındaki basın metnine sormak gerekiyor.

  • Mehtap Baydu
  • Arter
  • Performans Sanatı
  • İstanbul