Sanat & Müzayede
Pierre Huyghe'nin Fondation Beyeler'i: Nefes Alan Bir Sergi
Baselrohr'un dışında, Riehen'daki Fondation Beyeler'de açık olan Pierre Huyghe sergisi 'soulscape' adını taşıyor. Yapay zekâ, canlı organizmalar ve apne ritmiyle solunan bu mekânda sanat yapıtlarının sınırları muğlaklaşıyor.

Bir sergiyi ziyaret ettiğinizde genellikle duvarların pasif kaldığını varsayarsınız. Pierre Huyghe'nin Fondation Beyeler'e özel olarak ürettiği sergi —Mayıs'tan Eylül'e kadar Riehen'de açık kalacak— bu varsayımı daha ilk adımdan askıya alıyor. Sergi, küratörler Mouna Mekouar ve Anne Stenne'in 'soulscape' diye adlandırdığı kavramsal bir çerçevede kurulmuş: birden fazla zamanın, birden fazla sesin ve birden fazla varoluş halinin oluşturduğu içsel bir manzara.
Apnea: Müzeyi Nefes Aldıran İş
Serginin merkezine yerleşmiş yeni yapıt Apnea (2026), sualtında kıvrılmış yapay bir nefes organı. İnsan ritminde soluk alıyor; zarı titreşiyor, hava ve ses duvarlar aracılığıyla mekâna yayılıyor, sonra senkronizasyonu bozuluyor ya da kesiliyor. Nefes almak, insanın en otomatik eylemidir. Burada bu eylem teknoloji aracılığıyla dışa aktarılmış ve mekânın kendisine yüklenmiş. Duvarların soluk alıp verdiği bir sergide ziyaretçinin konumu ne? Organizma olan sen misin yoksa sergi mi?
Huyghe uzun süredir bu soru üzerinde çalışıyor. Documenta 13'te arıların ördüğü koşulları, daha sonra yapay zekanın ürettiği mitolojik figürleri kullanan sanatçı, Fondation Beyeler'de bir adım daha ileriye gidiyor: Liminals (2025) adlı filminde yüzsüz, insansı bir figür zamanın dışında var olmaya çalışıyor. Idiom (2024-günümüz) ise altın LED bir maske giyen sessiz bir taşıyıcının, insan algısının ötesindeki sinyalleri bir sinir ağı aracılığıyla dile getirmesine dayanıyor —kendi kendine üreyen bir dil olarak.
Habitat Olarak Müze
Yapıtlar, serginin anatomisini oluşturuyor demek yetersiz kalıyor. Huyghe'nin kurgusu, aralarındaki boşlukları da anlam taşıyan unsurlara dönüştürüyor; geçiş alanları birer ara eşik. Müze artık sanatı barındıran kap değil, sanatın kendisi olan programlanmış bir geçiş mekânı. Bu yaklaşımın güçlü yanı, Renzo Piano'nun Fondation Beyeler mimarisinin —park içinde cam ve taş, doğayı sergi alanıyla eşzamanlı tutan bir yapı— Huyghe'nin kavramıyla beklenmedik bir uyum içinde çalışması.
Sergi, ziyaretçiyi sanat tarihinin bilinen koordinatlarından çekip alıyor; ama onu bıraktığı yer de tanımlı değil. Bu muğlaklık, rahatsız edici değil — düşündürücü.
Huyghe'nin AI kullanımı bu bağlamda ayrı bir tartışmayı hak ediyor. Sanatçı makinenin çıktısını ham malzeme olarak almıyor; onu var olan başka organizmalarla —su altındaki bir soluma düzeneği, bir ses yayılması, bir insan taşıyıcısı— bir araya getirerek bilinmezin eşiğine taşıyor. Bu yaklaşım, AI aracını sanatçının sorumluluk zincirinden koparmanın tam tersine çalışıyor.
Pierre Huyghe, Fondation Beyeler, Riehen/Basel. 24 Mayıs – 13 Eylül 2026.