Sanat & Müzayede
Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası — Bir Hayat, İki Yüz Eser
İstanbul Modern'in Semiha Berksoy retrospektifi, Türkiye sanatının en az anlaşılan figürlerinden birini 200'den fazla eserle yeniden önümüze koyuyor.

Semiha Berksoy 1910'da doğdu, 2004'te öldü ve aralarındaki doksan dört yılı bir karara sığdırmak mümkün değil: soprano mu, ressam mı? Soruyu böyle sormak bile hata. Berksoy bu ayrımı anlamlı bulmuyordu. Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim eğitimi alırken aynı anda tiyatro ve müzik çalışıyor, Avrupa'da baş rollere çıkan ilk Türk kadın opera sanatçısı oluyordu. Bunların hepsi aynı anda, aynı zihnin ürünüydü.
Hamburg'dan İstanbul'a: Bir Retrospektifin Göç Hikâyesi
İstanbul Modern'deki sergi, Hamburger Bahnhof'ta 2024–2025 sezonunda gösterilen "Singing in Full Color" retrospektifinin genişletilmiş ve yeniden kurgulanmış versiyonu. Küratörler Öykü Özsoy Sağnak, Deniz Pehlivaner ve Yazın Öztürk, Berlin versiyonunu almakla yetinmeyip yeniden düzenlediler; kişisel mitoloji, hafıza, kimlik ve performans üzerine kurulu bir tematik çizgi inşa ettiler. Bu tercih önemli: dışarıda onaylanan şeyi içeri taşımak değil, içeriden yeniden bakmak.
İki yüzü aşkın eser: resimler, çizimler, sahne kostümleri, fotoğraflar, film malzemeleri, yazılı metinler. Berksoy'un tuvalleri bakınca anlaşılıyor neden müze ölçeğine çekildiği: boyası sahneden geliyor gibi. Renk seçimleri sahnede duyulan ses kadar yüksek — ne varsa sığdırılmış, katmanlı, köşeler zorlanmış. Opera sahnelerinden öğrenilmiş bir dinamizm bu.
Az Bilinen Bir Modernizm
Berksoy'un adı Türkiye'de opera tarihçilerine, sanat tarihçilerine ayrı ayrı tanıdık; ama ikisinin birleştiği yerde ne kadar az çalışıldığını bu sergi açıkça ortaya koyuyor. Türkiye modernizminin resmi anlatısı, disiplinler arasında köprü kuranlara çoğu zaman tek bir damga vurur: "operacı ressam" ya da "resim yapan soprano." Berksoy'u bir araya geldiği bu bileşik damgalar hapsetmiyor. O, ikisini aynı anda, aynı bütünlükle yaşadı.
Berksoy'un resimlerinin önünde bir sesi duyar gibi oluyorsunuz — hem de sesini hiç dinlememiş olsanız bile.
Sergi Eylül 2026'ya kadar İstanbul Modern'de. Bu, yaz boyunca İstanbul'da olup Berksoy'u kaçırmak için haklı bir bahane bırakmıyor. Retrospektifi bir nostalji buluşması olarak değil, anlaşılmamış bir modernizmin geç muhasebesi olarak gitmek daha doğru. İki yüz eser çok; ama Berksoy doksan dört yıl içinde daha fazlasını biriktirdi.