SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Sinema

Hijamat: Panahi'nin Özgürlüğü ve Bir Filmin Yolculuğu

Jafar Panahi Cannes Altın Palmiyesi'nden bu yana yeni bir işbirliğiyle döndü. Karlovy Vary'nin 60. yılında dünya prömiyerini yapan Hijamat — Nader Saeivar'ın filmi, Panahi'nin kurgusu — bugünün İran sinemasının nasıl var olduğunu gösteriyor.

· Sinema Editörü · · 2 dk okuma
Yarı karanlık bir aile mutfağında boş tahta masa, yerde kırık bir tabak

Jafar Panahi 2025'te It Was Just an Accident ile Cannes Altın Palmiyesi'ni aldı. Bir yıl sonra Karlovy Vary'de başka bir film var — ama bu sefer kamera arkasında değil kurgu masasında. Yönetmen Nader Saeivar'ın Hijamat'ını kurgulamış. Bu ayrım önemli: Panahi yazmadı, yönetmedi, ama kurguladı. Sinemada kurgu yalnızca teknik bir süreç değil, anlatının yeniden yazılmasıdır. Bu filmde Panahi'nin izi kurgu masasından geçiyor.

Filmin Konusu ve Aile Dramının Anatomisi

Hijamat, elli yaşındaki Murad'ın hikâyesi. Küçük kardeşinin eşcinsel ilişkisi ortaya çıkınca, Murad ailevi görev, dinî baskı ve bastırılmış gerginlikler arasında sıkışıp kalıyor. Film Müslüman bir aile dramı — ama konusu coğrafya aşıyor. Aile içindeki sırların patlama anı, dini kimlik ile bireysel arzu çatışması, büyük kardeşin koruyucu olma çabası ile çaresizliği. Başroldeki Kida Khodr Ramadan, yanı sıra Moritz Bleibtreu ve Nastassja Kinski. Alışık olmadığımız bir kadro: Avrupa yıldızları ile bir İran yönetmeni ortaklığının Çek yayıncılar önünde prömiyer yapması.

Saeivar daha önce The Witness'ı yapmıştı. Panahi onunla bu projeyi geliştirdi, birlikte çalıştı — prodüktör ve editör olarak. Bu işbirliği biçimi, bugünün İran sinemacılarının içinde var olduğu alanı gösteriyor: ülke içinde çekmek her zaman mümkün değil, ülke dışındaki ortak yapımlar kimi zaman tek çıkış. Ama bu kısıtlamalar yaratıcılığı yok etmiyor — dönüştürüyor.

Kısıtlama ve Yaratıcılık: İran Sinemasının Paradoksu

İran sineması onlarca yıldır kısıtlamalarla biçimleniyor — ve bu kısıtlamalar onu yok etmiyor; aksine, form üzerine sürekli düşünen bir sinemanın doğmasını sağlıyor.

Kiarostami'den bu yana İran sinemasının nasıl bu denli güçlü bir estetik geliştirdiği benim için hep merak konusu. Kısıtlamaların zorunlu kıldığı minimalizm, senaryonun taşıması gereken ağırlık, görüntünün örtülü anlatmasını sağlayan mecburiyet — bunlar dezavantaj gibi görünüyor ama bir sinema dili yaratıyor. Panahi'nin filmografisi bu sürecin en çarpıcı kanıtı: Taxi Tehran, 3 Faces, This Is Not a Film — kısıtlamalar büyüdükçe buluşlar büyüdü.

Hijamat henüz Türkiye'de gösterilmedi; Karlovy Vary'deki dünya prömiyeri 3 Temmuz'da gerçekleşiyor. Ama bu filmin var olması bile bir şeyi kanıtlıyor: sansür sinemayı susturamıyor, yalnızca farklı bir yerde konuşmasını sağlıyor. O farklı yer, bu kez Bohemya'nın küçük bir kaplıca şehri.

Karlovy Vary bu yıl 60. yaşını kutluyor — Dustin Hoffman, Juliette Binoche ve Robert Richardson gibi isimler onur ödülleri alacak. Ama beni en çok bu yarışma bölümündeki Hijamat meraklandırıyor: eski ustalar onurlandırılırken, yeni sesler perde kıyısında ne söylüyor?

  • jafar-panahi
  • hijamat
  • karlovy-vary-2026
  • iran-sinemasi
  • nader-saeivar