Sinema
"The Devils" 55 Yıl Sonra Perde: Yasak Bir Filmin Dönüşü
Ken Russell'ın 1971 tarihli The Devils'ı, yarım asırdır yasaklı kalan sahneleriyle Cannes Classics 2026'da dünya prömiyerini yaptı. Bir filmi bu denli uzun süre gizlemek ne anlama gelir?

1971. Venedik Film Festivali'nde Vatikan, filmin halka açık gösterimine izin vermemesi için baskı uyguluyor. Seçili basın izleyebiliyor, ama salon kapalı tutuluyor. Ken Russell o yıl En İyi Yönetmen ödülünü alıyor — ama filmi İtalya'da yasaklanıyor. İngiltere'de X sertifikasıyla, ABD'de ağır kesintilerle çıkıyor. İki kritik sahne, 55 yıl boyunca neredeyse hiç gösterilmiyor. Bu yaz, Cannes Classics programında nihayet tam hâliyle perdede.
Cineteca di Bologna'nın Uzun Çalışması
4K restorasyon, orijinal kamera negatifinden başlandı; çalışma Cineteca di Bologna'nın L'Immagine Ritrovata laboratuvarında tamamlandı. Ortaya çıkan kopya 114 dakika — daha önce yaygın biçimde dolaşan 108 dakikalık versiyondan 6 dakika daha uzun. Bu 6 dakika, onlarca yıllık bir sansürün somut kalıntısı. Russell 2004'te filmi yeniden kurgulamış ve orijinal kurgu editörü Michael Bradsell ile birlikte yönetmenin kesimini Londra Ulusal Film Tiyatrosu'nda göstermişti. Ama o gece bir kerelik bir gösterimdi; resmi ve geniş çaplı bir vizyona hiç kavuşmamıştı. Cannes 2026, bu filmin ilk gerçek kamuya açık gösterimi.
The Devils, 17. yüzyıl Fransa'sında Loudun'da geçiyor. Rahip Urbain Grandier (Oliver Reed), dini baskıya karşı bir şehri savunmaya çalışır; bir keşişe (Vanessa Redgrave) duyulan obsesif arzu, iftira, şeytan çıkarma törenleri ve yakılarak idam üzerine kurulu bir hikâye. Russell ne tarihi bir dram yazdı ne de salt bir din eleştirisi. Beden, inanç, iktidar ve arzu arasındaki o kanlı kesişimi, neredeyse opera estetiğiyle çekti — Derek Jarman'ın beyaz fayans kaplı setleri, stilize ama güçlü.
Yasak Ne İçin?
Bir filmin 55 yıl boyunca tam sürümüyle gösterilememesi, sansürün sanatı değil, sanatın sansürü anlattığı anlamına geliyor.
Yasağın ardında iki sahne var: dinî ikonografiye cinsel ve şiddet içerikli göndermeler. Russell, bunları provokasyon için değil, dönemin iktidar mekanizmasının nasıl çalıştığını göstermek için kullandığını savunmuştu. Bugün, yarım asır sonra, bu sahneleri izleyebilmek tuhaf bir his veriyor. Şok değeri kaybolmuş — çünkü kültür değişmiş, çünkü izleyici daha fazlasını görmüş. Ama bir şey daha net hâle geliyor: bu sahneler kaldırılmış değildi, bastırılmıştı. Bastırılan şeyin geri dönüşü, bize sansürün neyi savunduğunu hatırlatıyor.
Sinema Arşivinin Siyaseti
The Devils'ın bu restorasyonu bana bir şeyi düşündürüyor: film arşivi nötr bir faaliyet değil. Neyin korunduğuna, neyin bastırıldığına, hangi film için restorasyon bütçesi ayrıldığına dair kararlar, kültürel bir siyaset içeriyor. The Film Foundation ve Cineteca di Bologna'nın bu projeye girişmesi, yasak bir eserin müzakereye yeniden açılması kararı. Kimin sesinin gürleştiği, kimin susturulduğu — bunlar sinema tarihinin en acil soruları ve arşivler bu soruların sessiz bekçileri.
The Devils Ekim 2026'dan itibaren bazı ülkelerde seçili salonlarda gösterilecek. Türkiye'ye ne zaman ulaşır bilmiyorum. Ama bir filmin yarım asır bekleyebildiği düşünüldüğünde, sabırsızlanmaya gerek yok — sabırsızlanmak mecburiyetinde olduğumuzu hatırlatmaya gerek var.