Yat & Denizcilik
Napoli'nin Sürası: 38. Amerika'nın Kupası ve AC75'in Yeni Protokolü
Beş takım, bir şehir, değişen kurallar — ve yelkenin asıl sorusu hâlâ yanıtsız.

Napoli körfezi çoğu denizci için bir varış noktasıdır — Vezüv'ün gölgesinde kıvılan bir sahil, kalabalık bir liman, rüzgârın batıdan estiği o saatlerde Capri'ye uzanan bir geçiş rotası. Ama Temmuz 2027'den itibaren bu körfez, dünyanın en eski ve en tartışmalı denizcilik yarışının merkezi olacak. Emirates Team New Zealand, Napoli'nin Bagnoli yakasında inşa edilen yeni teknik üs alanında AC75'lerini suyun kenarına çekecek. Beş takım, bir yaz, bir kupa.
38. Amerika'nın Kupası'nın kuralları geçen yıl yayımlandı ve sektördeki her habercinin beklediği gibi 'maliyet tasarrufu' vurgusuyla geldi. Yeni AC75 gövdesi yok — 37. edisyondan kalan tekneler ya olduğu gibi kullanılacak ya da sınırlı modifikasyonlarla adapte edilecek. Gövde formuna dokunmak yasak; yalnızca iç sistem değişikliklerine karşılık gelen dört metrekarelik yapısal esneklik tanındı. Bu karar pratik ve anlaşılır. Ama yelken yarışını sevenler açısından asıl değişiklik başka bir yerde: insan gücüyle çalışan 'cyclor' sistemi kaldırıldı ve enerjinin standart pil üniteleriyle depolanmasına geçildi. Tüm takımlar aynı teknik altyapıyı kullanacak.
Cyclor'ların Gitmesi Ne Anlama Geliyor
Cyclor sistemi, AC75'in belki de en sert eleştirilen yeniliğiydi. Teknenin hidrolik ve elektrik ihtiyacını karşılamak için dört mürettebat üyesinin sabit bisiklet gibi pedal çevirmesi, bazı çevrelerde yarış yelkenciliğini triatlon performansıyla birleştiren devrimci bir adım olarak sunulmuştu. Ben bu yorumda hep bir ısınma güçlüğü yaşadım. Denizciliğin gücünü kaslardan değil rüzgârdan alması gerektiğini düşünürsek, beyin ve bacaklar arasındaki bu rol dağılımı tuhaf bir hibrit üretmişti. Şimdi pil sistemiyle atlanan bu adımın, tekneyi daha saf bir yarış aracına döndürüp döndürmeyeceğini merak ediyorum — ya da sadece enerji yönetimini görünmez kılıp kılmadığını.
Takım kompozisyonunda da değişiklik var. AC75'ler Naples'ta beş kişiyle yarışacak; bu beşi arasında en az bir kadın yarışçı bulunmak zorunda. Kuralda ayrıca bir 'konuk yarışçı' koltuğu öngörülüyor — 2007 Valencia organizasyonunun on sekiz kişilik tekne geleneğinden ilham aldığı belirtilen bu koltuk, taraftarların yaklaşan yarışı daha yakından hissetmesi amacıyla tasarlanmış. Kadın yarışçı zorunluluğuna karşı çıkmam mümkün değil, bu geç kalınmış bir adım. Ama konuk koltukla ilgili hissim daha karmaşık: yelkenin en yüksek performans yarışına seyirci deneyimi eklemek, rekabeti mi zenginleştirir, yoksa ciddi yarışçılar için gereksiz bir risk mi üretir? Bunu ancak ilk regatta gösterecek.
Beş Takım, Bir Soru
Kayıtlı beş takım şunlar: defender Emirates Team New Zealand ve dördü challenger — GB1 (İngiltere), Luna Rossa (İtalya), Tudor Team Alinghi (İsviçre), K-Challenge (Fransa). Amerikalılar da tabloda yer alıyor: American Racing Challenger Team USA kayıtlı. Napoli'nin ev sahipliği bağlamında İtalya'nın Prada destekli Luna Rossa'sının avantajlı bir atmosferden yararlanacağı öngörülüyor. Ama bu yarışın tarihi, ev sahibinin kupayı nadiren kazandığını gösteriyor.
Napoli'ye giden yolun ilk durağı, Mayıs 2026'da Cagliari'de gerçekleşen ön yarışlardı. Sardunya körfezinde görülen AC40 ve AC75 testleri, takvimin ciddiyetini ortaya koydu. Eylül 2026'da ise ikinci ön yarış Napoli'nin kendi sularında yapıldı — Bagnoli önündeki bu prova hem takımlar hem de kentin bu organizasyona hazırlık kapasitesi için bir turnusol testi niteliğindeydi. Yapı sürmekte, rıhtımlar şekillenmekte.
AC75, foil üzerinde saatte seksen kilometre giderken 'yarışı yelkenli teknelerle yapıyoruz' demek, bende hâlâ garip bir his bırakıyor. Ama bu his benim meselem; sonuçta rüzgâr hâlâ orada.
Foil üzerinde uçan teknelerin bu yarışta yelkenin ruhunu temsil edip etmediği sorusu, her organizasyon döneminde yeniden açılıyor. Ben de bu soruyu SailGP yazarken açmıştım ve F50'nin hızına saygı duyarken kaybettiği şeyi sormuştum. AC75 için de benzer bir gerilim var: bu makineler müthiş mühendislik ürünleri, ama kıç güverteye geçip ufka bakan bir denizcinin denizle kurduğu o ham, zamansız ilişkiden giderek uzaklaşıyorlar. Belki bu benim sorunum. Ama sorumu bırakmıyorum.
10 Temmuz 2027'de Vezüv'ün önünde birisinin kupayı alacak. Körfezin güneyi iyi ester rüzgârları üretir, poyraz keser, çorba gibi günler de çıkar. Napoli suları tahmin edilemez — bu belki de yarışı gerçek bir denizcilik sınavına en yakın kılan şey olacak.