SevantheModa, kültür ve iyi yaşam
DerlemelerBülten

Yat & Denizcilik

F50'nin Hızında Kaybolan Şey: SailGP 2026 ve Yelkenciliğin Kayıp Boyutu

SailGP'nin F50'leri saatte 100 kilometre uçuyor. Can Reşit bu hızın faturasını soruyor.

· Yat & Denizcilik Editörü · · 2 dk okuma
SailGP F50 foiling katamaranı yarış sırasında su üzerinde yükseliyor, açık deniz arka planı

Perth'ten başladı, Yeni Zelanda'dan geçti, Sydney'de döndü, Rio'da dört yarışı üst üste kazandı, Halifax'ta puan kaybetti. Tom Slingsby ve Bonds Flying Roos, 2026 SailGP şampiyonasında şimdiye kadar görülmemiş bir baskı uyguluyorlar. Altı yılda üç şampiyonluğu olan bir adam ve onun çıkarttığı F50 foiling katamaranı. Saatte 100 kilometre. Sudan saniyeler içinde kalkan, T-killi follerle havada asılı kalan, yarım saat içinde binlerce metre kıyı şeridini geçen bir teknoloji harikası.

Bu satırı yazdığımda kafamda bir soru beliriyor. Bu gördüğüm şey yelkencilik mi?

Foiling'in Fiziği ve Felsefesi

F50'yi savunmak zor değil — teknik açıdan savunmak istiyorum zaten. 27,5 metrelik modüler kanat, T-formlu folller, saatte 103 kilometre üzerinde ölçülen sürat rekorları. Danimarka takımının 2025'te Sassnitz'de kırdığı 56,1 knot kaydı, yelken tarihinin en yüksek hız belgelerinden biri. Bu tekne değil bir yarış makinesi; Formula Bir'e ne kadar yakınsa denize de o kadar uzak.

Burada bir ayrım yapmak istiyorum: multihull yarışçılığını küçümsemiyorum. Americas Cup'ın AC75'leri de foil kullanıyor; Vendée Globe'daki IMOCA 60'lar da yanaklarına kanat takmış durumda. Foil, yüksek performanslı denizcilik yarışlarına girmiş ve kalmış. Bunu tersine çevirmek mümkün değil, muhtemelen istenecek de bir şey değil.

Ama SailGP'nin sorunu foiling değil, format. On üç ulus, on üç liman, özdeş tekneler — ve her yarışın 45 dakikadan kısa sürmesi. Limandan limana taşınan logistik kalabalık, şehir merkezlerinde kurulan izleme tribünleri, televizyon yayın hakları. Bu bir yelken yarışı mı, yoksa bir yelken şovu mu?

Slingsby'nin Cevabı

Tom Slingsby bu soruyu muhtemelen çoktan duymuştur ve cevabı hazırdır: Her ikisi de. SailGP, yelkenciliği izlenebilir kılmak için var. Ve başarmış da bunu — kıyıdan görünür yarışlar, anlık puan tabloları, dramatik sonuçlar. Rio'da dört yarışı üst üste kazanan bir teknenin içindeki beceri gerçek; Slingsby'nin taktik zekâsını küçümseyecek kadar cahil değilim.

Yarış, denizi rakibe dönüştürür. SailGP'de ise rakip zaman, deniz arka fondur.

Ama işte tam burada bir şeyin eksik olduğunu fark ediyorum. Açık deniz yelkenciliğinin tadı — Vendée Globe'un on haftalık sessizliği, Fastnet Yarışı'nın Atlantik hırıltısı, Giraglia'nın Korsika turları — bunların hiçbirinde şehir barı barları kurulmaz, kimse dakika sayar. O yarışlarda deniz bir unsur değil, bir muhatap. Rüzgâr değiştiğinde kararı insan verir; fırtına yönünü değiştirdiğinde insan uyum sağlar. Zaman ve belirsizlik, yarışın parçasıdır.

Eylülde Sydney'den Barcelona'ya

Bu Eylül, The Ocean Race Atlantic başlıyor — New York'tan Barcelona'ya, 3.200 deniz millik transatlantik. IMOCA 60 sınıfı, dört kişilik karma ekipler. Bu yarış da foiling teknolojisi kullanıyor; ama bitiş süresi bilinmiyor, hava öngörüsü değişiyor, deniz kendi takvimini belirlemeye devam ediyor. Aradaki fark bu.

SailGP'yi takip etmeye devam edeceğim — Avustralya'nın şampiyonluğu nasıl noktaladığını, Slingsby'nin altıncı sezonda ne yapacağını. Beceriye saygım var. Ama her izlediğimde aynı düşünce geliyor: Bu F50'lerin içinde, 100 kilometre saatte, kimse denizi dinlemiyor. Ve bu kaybın karşılığı, bu yazı biterken açıkça telafi edilmiş görünmüyor.

  • SailGP
  • foiling
  • yelken-yarisi
  • F50