Yat & Denizcilik
Monaco Yacht Show, 35 Yaşında: 120 Süperyat ve Sormak İstediğim Soru
Eylül 2026'da Port Hercule yeniden 30 bin ziyaretçiye ev sahipliği yapacak. Kırk üç dünya prömiyeri, 120 tekne, en az birkaç rekor boyut.

Port Hercule'e son girişimde — üç yıl önce, bir Monaco Yacht Show'un ikinci günündeydi — rıhtımın en ucunda durup geriye baktım. Sıra sıra tekne, sıra sıra fender, sıra sıra sararmış kauçuk top. Aralarında yürüyen insanlar küçülmüştü. Bunu not ettim: insanlar küçülmüştü. Tekneler değil büyümüştü — perspektif kaymıştı.
23-26 Eylül 2026'da Monaco Yacht Show 35. edisyonuyla açılıyor. 120 süperyat, 500'den fazla sergileyici, yaklaşık 30 bin ziyaretçi. Ve resmi rakam: 43 dünya prömiyeri. Etkinlik basın materyali bu sayıyı bir başarı göstergesi olarak sunuyor. Ama şu soruyu da sormak gerekiyor: Bu kırk üç teknenin kaçı, önümüzdeki on yılda gerçekten açık denizde seyretti?
Benetti PERSEVERANCE ve Modüler Mantık
Benetti'nin bu yılki gözdesi PERSEVERANCE, B.Now serisinin 50 metrelik yeni üyesi. Seri, Benetti'nin modüler iç mekân yaklaşımıyla tanınıyor: sahibi, belirlenen bir hacim ve yapısal konstrüksiyon içinde iç tasarımı kişiselleştiriyor. Bu pratik bir ticari karar ve Benetti'nin üretim verimliliğini artırıyor. PERSEVERANCE'ın fotoğraflarına bakıldığında, dış mimari temiz bir çizgi izliyor — ne yüzen apart ne de müsrif bir anlayış.
Bununla birlikte bu yılın Monaco listesi, İtalyan tersanelerin belirgin çoğunluğunu yansıtıyor. Riva'nın 54 Metri'si, Baglietto'nun Fast50 ve T60 ikizleri, Tankoa'nın 45 metrelik Singolare'si — bunların hepsi, birikmiş tasarım geleneklerinin güncel yorumları. Türkiye'den Mengi Yay, Gray Wolf ile 52,4 metrede boy gösteriyor. Mengi Yay'ın son birkaç yıldaki ihracat trafiğini yakından izledim; alüminyum işçiliğindeki teknik tutarlılık dikkat çekici.
Matürleşmiş bir endüstri etkinliğinin 35. yılında sorabileceği soru şu olmalıydı: 'Hangi tekneler gerçekten denize çıkıyor?'
35 yıllık bir fuarın, hâlâ büyüme rakamlarıyla ölçülmesi bana tuhaf geliyor. Sektörün kendi içinde dile getirdiği ve hiç rahat etmediği bir veriye göre, büyük süperyatların önemli bir bölümü yılda sadece birkaç hafta aktif kullanılıyor. Gerisini limanda geçiriyor. Monaco'nun şatafatlı rıhtımında bu veri, zımnen, her yerde.
Bunu, süperyat endüstrisinin varlığını tartışmak için söylemiyorum — Sevanthe'nin sayfaları bu tartışma için uygun zemin değil. Ama bir editörün fuar reportajında bu sorudan tamamen kaçınması da dürüst bir yaklaşım sayılmaz. Monaco, dünyanın en iyi tersanelerinin gerçekten etkileyici işlerini sunduğu bir etkinlik. Aynı zamanda, lüks yatçılıktaki boyut yarışının en çıplak hâliyle sergilendiği yer.
Port Hercule'e gidiyorsam — ve gidiyorum — Mengi Yay'ın Gray Wolf'unun gövde hattını görmek istiyorum, bir Türk tersanesinin Monaco rıhtımında bu kadar doğal duruşunu gözlemlemek istiyorum. PERSEVERANCE'ın makine dairesine inmek istiyorum; hibrit sistemin termal motorla entegrasyonunun gerçekte nasıl çalıştığını sormak istiyorum. 120 teknenin arasında bu soruları soran biri olmak, yirmi dört saatlik ziyareti doldurmaya yeter.