Yat & Denizcilik
Monaco Yacht Show 2026: Blue Wake Programı Gerçekten Yeşil mi?
Port Hercule, 23-26 Eylül. Sürdürülebilirlik bölümü bu yıl daha büyük. Bunun ne anlama geldiğini sormak gerekiyor.

Port Hercule'ü Eylül'ün son haftasında, sabah erken saatlerinde görmek gerekir. Tekneler henüz tam aydınlanmamış, mürettebat güverteye yeni çıkmış, kalabalık kapıda bekliyor. Bu saatte Monaco Yacht Show saf görünür: tekne ve deniz. Gün ilerledikçe ilişkiler, sunumlar, basın toplantıları, sponsorluklar devreye girer.
Monaco Yacht Show 2026, 23-26 Eylül tarihleri arasında açılacak. 125'i aşkın yat, 560'dan fazla katılımcı firma, Adventure Area, Design & Innovation Hub. Ve bu yıl daha büyük, daha görünür bir Blue Wake bölümü: sürdürülebilir teknoloji ve yeşil yenilik fuarı içinde fuar.
Blue Wake'e girmeden önce bir itiraf: Bu bölümü ilk kez gördüğümde gerçekten heyecanlandım. Ama yıllar geçtikçe soru değişti bende: Bu teknolojiler sahaya iniyor mu, yoksa sergi kabininde kalıyor mu?
Gerçek Vaka, Gerçek Soru
Geçen yıllardan iki somut örnek: Lürssen'in Nausicaä projesi, metanol yakıtlı hibrit propülsiyon sistemiyle tanıtıldı. Feadship'in Breakthrough kavramı, hidrojen yakıt hücresi entegrasyonunu test etti. Her ikisi de mühendislik açısından ciddi ve takdire değer.
Sorun şu: 110 metrelik bir tekne, metanol yakıtıyla da olsa okyanus üzerinde bıraktığı karbon ayak izini, sahip olduğu her şeyle birlikte, etkin biçimde sıfırlayamaz. Gemi inşasındaki enerji maliyeti, nakliye, mürettebat seferleri, limandan limana transfer — bunların toplamı 'hibrit motor' etiketi altında kaybolur. Sürdürülebilirlik, büyük teknenin motor tipini değiştirerek değil, teknenin boyutunu sorgulanarak gerçek anlam kazanır.
Monaco Yacht Summit — fuar içindeki konferans alanı — bu yıl 'zorlu sektörel konuları' tartışacak. Bu iyi. Sektörün kendi kendine hesap sorabilmesi, dışarıdan zorlanmadan önce içeriden dönüşüm başlatabilmesi için bu tartışmaları görünür kılmak şart. Ama geçmiş deneyimim şunu söylüyor: Summit'te konuşulanlarla pontondaki tekne siparişleri arasındaki mesafe hâlâ çok geniş.
AB'nin denizcilik emisyon düzenlemeleri yavaş ama kesin biçimde yaklaşıyor. 2025'te yük gemilerini kapsayan ETS genişlemesi, lüks yat sektörü için resmi bir yaptırım henüz getirmedi; ama bu boşluk dolacak. Sektörün mevcut 'gönüllü yeşilleşme' söylemi, yasal zorunluluk geldiğinde yerini 'teknik uyum' diline bırakacak.
Yeşil tekne, daha az yakıt tüketen tekne değil, daha az ihtiyaç duyulan tekne. Ama bunu söyleyecek biri Monaco Yacht Show'un konuşmacı listesinde henüz yok.
Ben Monaco Yacht Show'a her yıl iki soru taşıyorum: 'Bu yıl gördüğüm en dürüst tekne hangisi?' ve 'En dürüst sohbet nerede geçti?' İkinci soru genellikle Blue Wake'ten değil, beklenmedik bir köşeden geliyor — bir mühendisle rastlantısal bir karşılaşma, bir tasarımcının şikâyeti, bir kaptanın öğleden sonra söyledikleri.
Eylül geldiğinde bu soruları yanımda taşıyacağım. Blue Wake bölümünü gezeceğim, mühendislik sunumlarını dinleyeceğim. Sonra Port Hercule'ün kıyısına oturup birkaç dakika okyanus yönüne bakacağım. Monaco'dan bir okyanusa bakılmaz, biliyorum — sadece limana. Ama bakış yönü hâlâ önemli.