Gastronomi
Hırtariş: Seksen Sekiz Yılın Öteki Tarafı
Gizem Billur Duyar'ın Kerasus projesi, 1938'den bu yana kimsenin şaraba dönüştürmediği Hırtariş üzümünü 2019'da toprağa dikti. Temmuz 2026'dan itibaren WAYANA listesinde yer alıyor.

Türk şarap söylemine baktığınızda garip bir harita çıkıyor karşınıza. Trakya. Kapadokya. Urla. Bolu üzeri Ankara. Bazen Güneydoğu. Ama Karadeniz — o uzun, yağışlı, endemik flora bakımından dünyanın sayılı bölgelerinden biri olan kuşak — neredeyse hiç yok. Bağcılık tarihinin orada olduğunu biliyoruz; Pontus döneminden kalma kaya oyukları, Rum üreticilerin 1923 nüfus mübadelesiyle birlikte bıraktığı yarı kaderine terk edilmiş bağlar anlatıyor bunu. Ama günümüz şarap haritalarında Karadeniz bir beyaz leke.
2019'da Gizem Billur Duyar bu boşluğa girdi. Giresun'un antik adından ilhamla Kerasus adını verdiği proje, tek bir niyetle kurulmuş: Karadeniz'e özgü yerli üzümleri toplamak, çoğaltmak, şaraba dönüştürmek. Duyar daha önce Türkiye'nin farklı bölgelerinde bağcılık çalışmaları yürütmüş, yerli çeşit haritalaması konusunda ciddi bir arşiv oluşturmuş biri. Kerasus bu birikimin zorunlu bir sonucu gibi görünüyor — birinin yapması gerekiyordu ve o başladı.
Hırtariş: Yitip Gitmeden Bir Adım Önce
Kerasus'un ilk somut çıktısı Hırtariş üzümü üzerine. Bu çeşit, belgelerde 1938 yılında son kez şarap üretiminde kaydedilmiş. Sonrasında ne olduğu kısmen tahmin edilebilir: iktisat değişti, köyler boşaldı, mübadele sonrası topluluk hafızası dağıldı, üzüm mevsimlik tüketimde kaldı ya da tamamen kayboldu. 'Kayboldu' demek de tam doğru değil aslında: Hırtariş yok olmamış, ama kültürel pratiğin dışına düşmüş. Duyar bu çeşidi kalan asma popülasyonlarından tespit edip çoğaltarak seksen sekiz yıllık bir boşluğu kapattı.
Şarabı henüz ilk vintajları üzerinden değerlendiriyorum; derinlikli bir olgunluk sürecine girmiş bir şarap konuşmuyorum. Ama Hırtariş'in profili şimdiden ilginç ipuçları veriyor. Karadeniz'in nemli ikliminde yetişen bu çeşit ince kabuklu; dolayısıyla tanenler kırmızı meyve alanında kalıyor, belirgin bir yapı var ama sertlik yok. Asit, bölgenin serinliğini yansıtır biçimde canlı. Tuz nüansları — Karadeniz kıyı topraklarından gelen mineral izi — şarabı Trakya ya da Ege kırmızılarından farklı bir koordinatta konumlandırıyor. Bu fark değerlidir: Türk şarabının anlatacağı yeni bir toprak hikâyesi.
Seksen sekiz yıl bir çeşidin şaraba dönüşmeden beklemesi, kayıp değil; beklenmedik bir gelecek tohumudur.
WAYANA ve Uluslararası Görünürlük
Temmuz 2026 itibarıyla Hırtariş, WAYANA — World's Top 100 Natural Wines listesinde yer alıyor. Türk şarabının bu listede görünmesi olağandışı; liste ağırlıklı olarak Fransa, İtalya ve Gürcistan üreticileriyle şekilleniyor. Bu onay, Kerasus'un kalitesini teyit etmekle birlikte, başka bir şeyin de habercisi: doğal şarap hareketi artık Anadolu'nun yerli çeşit mirasını farklı gözlerle izliyor. İlginin derinleşip derinleşmeyeceği, yeni vintajların kalitesine ve Duyar'ın üretim kapasitesini nasıl yöneteceğine bağlı.
Bu noktada bir itiraz da yükselecektir: Karadeniz'de bağcılık yapılabilir mi, iklim elveriyor mu? Evet, zorlukları var. Yüksek nem küf baskısını artırıyor; yağış düzeni Trakya'nın sert kışlar-kuru yazlar döngüsünden farklı işliyor; dağlık arazi mekanizasyonu güçleştiriyor. Ama bu zorluklar aynı zamanda Gürcistan'ın Kolheti bölgesinde, hatta İtalya'nın bazı Kuzey Adriyatik kesimlerinde de var ve bu bölgeler dünya şarap haritasında belirgin bir yer tutuyor. Engel iklim değil, birikim ve süreklilik.
Kerasus şu an küçük ölçekli bir proje. Bağ alanı sınırlı, üretim miktarı az, dağıtım henüz Türkiye içinde çok bilinir değil. Bu durum bir kırılganlık, ama aynı zamanda bir netlik: yüksek hacim için değil, doğru yapmak için kurulmuş bir proje. WAYANA listesi, bu netliğin dışarıdan da okunabildiğini gösteriyor. Hırtariş'in önümüzdeki vintajları, Karadeniz toprağının şarap diliyle ne kadar konuşabileceğini belirleyecek. Ben 2027 ve 2028 üretimlerini merakla bekliyorum; ve Duyar'ın bu süreçte hangi diğer Karadeniz çeşitlerini gün yüzüne çıkaracağını.