Sanat & Müzayede
Lorna Simpson'ın Venedik'teki Arşivi: Silinenleri Boyamak
Punta della Dogana'da açık olan 'Third Person' retrospektifi, geçen yarım yüzyılın en sert bellek politikası argümanlarından birini tuval ve kolaj yoluyla kuruyor. Simpson'ın elliye yakın yapıtı, Tadao Ando'nun kaba beton duvarları arasında kayıp tarihlerin nasıl silindiğini ve bu silme eyleminin nasıl görselleştirilebileceğini soruyor.

1929 yılında Mississippi'de bir göktaşı düşer. İlk fark eden kişi Ed Bush'tur, Black bir tarım işçisi. Smithsonian'ın sonradan hazırladığı resmi raporda ise yalnızca arazi sahibinin adı geçer. Bush yoktur. Göktaşı vardır, arazi sahibi vardır, bürokratik dil vardır — ama o anı ilk yaşayan insan silindi, kayıt başlamadan önce çekildi. Lorna Simpson bu olayı Punta della Dogana'daki sergisinin merkezine koyuyor; büyük formatlı akrilik ve serigrafi baskılı bir yapıtta, metin ve görüntü üst üste katmanlanıyor, birbirini hem tamamlıyor hem de iptal ediyor.
'Third Person', Kasım 2026'ya dek açık olan bu retrospektif, yanlış adlandırılmış. Sergi ne bir dönem dökümü ne de sanatçının konforlu bir öz-kutlaması. Daha çok bir metodoloji gösterisi: siyah ve beyaz fotoğraflar, buluntu Ebony ve Jet dergi görselleri, boya katmanları, kırpılmış çerçeveler — bunların hepsi Simpson'ın elinde 'anlatının nasıl kurulduğunu' gösteren aletlere dönüşüyor. Yapıtlar güzel mi? Bazıları evet. Ama Simpson güzelliği amaçlamıyor; kırıklığı, yama izini, eksik olanın ağırlığını görünür yapmayı amaçlıyor.
Serginin Venedik'te — ve bu yaz özelinde Punta della Dogana'da — açılmış olması tesadüf değil. Koleksiyon Pinault'nun Venedik mekânı, Fransız mirasının küresel bir estetik yetki alanına dönüşme biçiminin somut örneğidir. Küratöryel seçim bazen hakikaten iyidir; bu sefer öyle. Ama Simpson'ın yapıtları bu kurumsal çerçeveden rahatsızlık duyuyor olsaydı şaşırmazdım. Sanatçı, koleksiyonerlerin ve kurumların kendisine ihtiyaç duymadan önce yıllarca nerede olduğunu biliyor.
'Unanswerable' serisi (2018) atmosferi bir an kırar. Kırk sürrealist kolaj, Ebony ve Jet'ten devşirilmiş görüntüleri yeniden kurguluyor; ton değişiyor, bir tuhaf neşe giriyor. Ama bu kırılma serginin bütününde bir nefes molası işlevi görüyor: acıyı sürdürülebilir kılmak için zamanı değiştirmek. Simpson'ın zekâsı burada — melankoliye saplanmayı reddediyor, ama gerçeği de estetize etmiyor.
Tadao Ando'nun beton geometrisi, bazı sergilerde yapıtları eziyor. Burada tersine çalışıyor. Simpson'ın büyük formatlı tablolarının sert kenarlara ihtiyacı var; onlar da sertler. Mekân ve iş arasında bir çatışma yok — direniş de yok. Bu ilişkisizlik, belki de hafif bir sorun: sergi daha sürtünmeli bir mekânda belki daha sert konuşurdu.
Frieze'nin retrospektif için kullandığı 'emotional gut punch' ifadesi doğru ama eksik. Midede değil, bellekte vuruyor — ve birkaç saat sonra, başka bir sergi salonunda ya da bir masada otururken, ansızın o Mississippi tarım işçisini düşünüyorsunuz. Adını bilmiyorsunuz çünkü kayıt onu sildi. Simpson o silmeyi geriye çeviremiyor; ama sizi o silmenin içinde bırakıyor.
'Third Person' Kasım 2026'ya dek görülebilir. Bu yazın Venedik ziyaretini Bienal için planlıyorsanız, Punta della Dogana'yı atlamamanızı öneririm — hem bu sergi hem de Paulo Nazareth'in 'Algebra'sı için. Pinault'nun iki mekânı, bu sezon Venedik'te en tutarlı küratöryel argümanı taşıyor.