Sinema
Gregg Araki On İki Yıl Sonra Döndü — ve Hâlâ Hiç Kimseye Benzemiyor
I Want Your Sex, New Queer Cinema'nın en sivri sesini hem kızdıracak hem rahatlatacak şekilde geri getiriyor: arzu artık tehlikeli değil mi?

Gregg Araki'nin on iki yıllık sessizliği kendine özgü bir baskı yaratmıştı. 2014'te Kaboom ile bitirdiği dönem hâlâ o kadar canlıydı ki, geri döndüğünde ne yapacağı merak konusundan çok gerginlik kaynağına dönüşmüştü. I Want Your Sex, Ocak 2026'da Sundance'ta perdeden düştüğünde bu gerginliğin bir kısmı çözüldü — ama tam olarak beklenen biçimde değil.
Film basit bir set-up ile açılıyor: Elliot adlı genç bir adam, sanat dünyasının ikonik ismi Erika Tracy'nin stüdyosunda işe başlıyor. Erika onu hem muse hem nesne hem de özne olarak görüyor; Elliot ise bunun arasındaki farkı anlamaya çalışırken Araki filmi bir güç dinamiği anatomisine dönüştürüyor. Cooper Hoffman babasının Daniel Plainview'ını değil, kendi tuhaf saflığını getiriyor perdeye. Olivia Wilde ise yıllardır bu denli rahat göründüğü bir rol oynamamıştı.
Araki'nin 90'lardaki külliyatı — Totally Fucked Up, The Doom Generation, Nowhere — cinselliği bir kıyamet metaforu olarak kuruyordu. AIDS krizi, queer varoluşun toplumsal görünmezliği, genç bedenlerin kırılganlığı: bunların hepsi o filmlerde birbirine geçiyordu, neredeyse bir itiraf gibi. Cinsellik orada hep bir yıkımın eşiğinde duruyordu. I Want Your Sex'te bu denklem bozuluyor. Film Elliot'ın bedeni üzerinden kurulan arzuyu bir yıkım hikâyesi olarak değil, bir büyüme sancısı olarak anlatıyor. Bu Araki için hem ilerleme hem de bir şeyin kaybıdır.
Araki'nin silahı her zaman rahatsızlıktı. Bu kez rahatsızlık hâlâ var — ama dozajı değişti. Sorulması gereken, bunun bir olgunlaşma mı yoksa bir yumuşama mı olduğu.
Eleştirmenler Sundance'ta tam da bu noktada ikiye bölündü. Variety filmi 'ulapologetically randy' bulurken, bazı sesler Araki'nin erken dönemindeki o belgesel yoğunluğunu, o 'bu bir film değil, bir çığlık' hissini özlediklerini açıkça yazdı. İkisi de haklı. Çünkü I Want Your Sex Araki'nin en erişilebilir filmi — ve bu kısmen bir kayıp, kısmen bir olgunluk. Film Gen Z'nin cinselliği rutinleştirilmiş, algoritmik ve aseksüel bulduğuna dair kültürel teşhisi doğruyu söylüyor: beden artık ağlara değil, akışlara teslim edilmiş durumda. Ama bu teşhisi bir bildiri yerine bir rom-com içine yerleştirmek tuhaf bir seçim.
Filmin en dürüst yanı Erika karakterini idealize etmemesi. Erika gerçekten zorba, gerçekten kendi merkezli, Elliot'ın sınırlarını görmezden geliyor — ve Araki bunu bir fantezi olarak değil, bir çarpıklık olarak koyuyor önümüze. Güç asimetrisi aşkla temizlenmiyor. Bu, Hollywood erotik dramasının neredeyse hiç yapamadığı bir şey: hem arzuyu hem de onun içindeki tahakkümü aynı anda görünür kılmak. 50 Shades of Grey ile I Want Your Sex arasındaki mesafe, tam da bu dürüstlük mesafesidir.
Araki, New Queer Cinema'nın kurucularından biri olarak bu meseleyi yeniden ele alıyor: kimlik politikasının ötesinde, arzunun ham, çelişkili, tehlikeli boyutunu. Ama 2026'da bu boyutu anlatmak için kullandığı dil 1993'teki kadar acil değil. Belki de olması gerekmiyor. Belki bir hareketin lideri zamanla daha sessiz ateş yakıyor. Ya da belki Araki artık başka bir şey istiyor — ve biz buna alışmak zorunda kalacağız.
I Want Your Sex Temmuz sonunda ABD'de Magnolia Pictures etiketiyle vizyona giriyor. Türkiye dağıtımı henüz netleşmedi. Ama bu filmin bir salondan değil, ekrandan izleneceğini düşünmek hüzün verici: çünkü Araki'nin yarattığı rahatsızlık, kolektif karanlıkta çok daha derin bir iz bırakırdı.