Sinema
Mysterious Skin Yirmi Bir Yıl Sonra: Bir Filmi Tamamlama Hakkı
Gregg Araki, 2004'te 35mm'ye çektiği başyapıtını 4K restorasyonla yeniden kurguladı. Bu, dijital araçların bir sinemacıya ne verip ne aldığı sorusunu açıkça soruyor.

2004'te vizyona girdiğinde Gregg Araki'nin Mysterious Skin'i ne eleştirmenler ne de dağıtımcılar tarafından tam olarak bilinmek istendi. Yirmi yıl sonra, Academy Museum'da gösterilen 4K restorasyonun ardından Joseph Gordon-Levitt ve romancı Scott Heim ile sahneye çıkan Araki'nin yüzünde başka bir şey vardı: bir sinemacının kendi işiyle hesaplaşma anı. Arazi değişmişti. Film aynıydı — ama onun gözünde hiçbir zaman bitmemiş gibi duruyordu.
35mm'nin İçine Dokunan El
Restorasyon süreci teknik bir bakım değil, neredeyse cerrahi bir müdahale. Araki, Academy Film Archive ve UCLA Film & Television Archive ile birlikte çalışarak orijinal 35mm A/B negatiflerinden yeni bir 4K tarama yaptırdı. Ardından DaVinci Resolve aracılığıyla filmi kare kare geçti; yanlış çerçevelenmiş planları düzeltti, açılış jenerik sekansının uzun yıllardır rahatsız ettiği kompozisyon sorunlarına el attı, UFO sahnesindeki görsel efektleri yeniden işledi. 'Mükemmeliyetçi değilim,' diyor Araki, 'ama biliyordum ki orada bir şey eksikti ve artık o şeyi düzeltme aracım var.'
Burada durup sormak gerekiyor: bir sanatçının kendi geçmişine bu biçimde dönme hakkı var mı? Kubrick hayatı boyunca kendi baskılarını denetledi, kopya iznini kısıtladı, reddedilmiş versiyonların dolaşımını engelledi. Araki'nin yaptığı bundan farklı, daha mahrem bir şey: filmin negatifinden, o fiziksel şeritten yola çıkarak dijital müdahaleyle yeni bir otorite oluşturmak. 35mm dokusu korunuyor — ama onun içinde yönetmenin eli, yirmi bir yıl önce yapamadığı şeyi şimdi yapıyor.
Bir filmin tamamlanma anı, her zaman ilk gösterimle çakışmaz. Bazen yönetmen daha uzun yaşar — ve bekler.
Queer Bağımsız Sinemanın Hafızası
Mysterious Skin, çocuk istismarını ve queer kimliğin oluşumunu bu kadar doğrudan, bu kadar tensel bir netlikle ele alan az filmden biri. İki çocuğun aynı travmayı birbirine zıt yönlerde taşıyışını anlatan film, Scott Heim'ın 1995 tarihli romanından yapılan adaptasyon; ama Araki bunu kendi Teenage Apocalypse üçlemesinin tuhaf ve karanlık soyundan getiriyor. Filmin dili, ana akım Amerikan sinemasının o dönemdeki hassasiyet repertuarına sığmıyordu. Şimdi, Strand Releasing'in ABD'deki sanat sinema salonlarında gösterime sokması, filmi yeni bir izleyiciye tanıtıyor; ama daha doğrusu, filmi hak ettiği bağlama — karanlık bir salona, dikkatli bir izleyiciye — kavuşturuyor.
IFC Center'dan Alamo Drafthouse'a uzanan gösterim programı bir tesadüf değil. Bu, queer arşivinin kamusal bir mekânda yeniden talep edilmesidir. Frameline ve MK2 Films'in restorasyon ortakları arasında yer alması da bunun sembolik sinyalini güçlendiriyor: farklı sinema geleneklerinden kurumlar, bir filmin hayatta kalma hakkını birlikte imzalıyorlar.
Grain ve Müdahale Arasındaki Etik
Tabii ki soru şu: Araki bir şeyleri 'düzelttiyse', 2004'teki film artık 2004'teki film mi? Bu, sinemada en eski ve en çözümsüz sorulardan biri. Orson Welles'in ölümünden sonra tamamlanan 'The Other Side of the Wind'de yaşandığına benzer bir etik gerginlik burada da var. Fark şu ki Araki hayatta ve kararlı. Dijital restorasyon etiği tartışmalarında çoğu zaman iki kutup konuşur: arşivci titizliği ile yaratıcı otoritenin sesi. Araki ikisini de kendinde taşıyor; negatifin sahibi ve yorumcusu olarak aynı anda konuşuyor. O yüzden bu restorasyon beni hem heyecanlandırıyor hem de biraz tedirgin ediyor. Grain korundu — ama bazı planlar artık Araki'nin o gün görmek istediği ama göremediği planlara dönüştü. Bu iki şey aynı film mi?
Kesin cevabım yok. Ama şunu biliyorum: Mysterious Skin'in bir sinema salonunda, büyük bir perdede, 4K HDR renk düzenlemesiyle gösterilmesi — bu filmin içindeki o kırılgan, derin, savunmasız görüntülerin hak ettiği ağırlığa nihayet kavuşması demek. Bazı filmler var ki yalnızca salon koşullarında tam olarak kendileri olabiliyor. Bu onlardan biri. Araki'nin ne yaptığını tartışabiliriz; ama filmin nerede yaşaması gerektiği konusunda hemfikirim.